| Okuma Süresi: 4 Dakika

ABONELİK SAYAÇLARINDA MÜHÜR BOZMA SUÇU

MUSTAFA GÜNEŞ AV. ENGİN BERKAY UZUN

Mühür bozma suçu, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 203 hükmünde düzenlenmiştir. Buna göre;

Kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin saklanmasını veya varlığının aynen korunmasını sağlamak için konulan mührü kaldıran veya konuluş amacına aykırı hareket eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”

Mühür, bir şeyin yapılmaması ya da nasıl yapılması gerektiği yönünde kamunun iradesini ortaya koymaktadır.[1] Resmi Mühür Yönetmeliği’nde de (RG., 12.09.1984-18513) mührün tanımı ve kullanım yetkisi düzenlenmiştir. Buna göre Yönetmeliğin 2’nci maddesinde şöyle bir düzenleme yapılmıştır:

Resmi mühür; yapımına 3’üncü maddede belirtilen mercilerce karar verilip, Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü’nce imal ve tescil edilen ve resmi mühür beratı ile birlikte kullanılma imkanı olan bir araçtır.”

Yönetmeliğin 3. Maddesinde ise;

“Resmi Mühürler yalnızca kuruluş kanunları ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri gereği kendilerine kamu görevi verilmiş kurum veya kuruluşlarca kullanılabilir”

hükmü yer almaktadır.

Buna göre mühür kullanabilecek organlar, yalnızca idarenin kanuniliği ilkesi gereğince kanunla kamu görevi verilmiş olan kurum ve kuruluşlardır.

Mührü kaldırmak fiili ise, kısmen veya tamamen mührün bozulmasıdır. Bu fiil, mührün konulduğu yerden uzaklaştırılmış veya tanınmaz hale getirilmiş olması şeklinde; mühür koyulan şeyin muhafazasının veya aynen mevcudiyetinin kontrol imkanının ortadan kaldırılması şeklinde gerçekleşebilir.[2] Bunların dışında, mührün konuluş amacına aykırı hareket edilmesi de suçu meydana getirebilir. Mühürlenen iş yerinde mühür sökülmeden faaliyetlere devam edilmesi hali de bu duruma örnektir.

Bu eylemlerin gerçekleşmesi için, mührün hukuka uygun bir şekilde konulmuş olması da gerekir.[3] Öncelikle mührün fiilen konulmuş olduğunun anlaşılması için işlemin yapıldığına dair usulüne uygun düzenlenmiş bir tutanak düzenlenmiş olmalıdır.[4] Tutanak sonrası mührün fiilen konulması da gerekmektedir.[5] Bu tutanağın gerek sanığın gerekse görevlilerin imzasını ihtiva edecek şekilde düzenlenmesi ve mühürleme yapıldığı hakkında sanığa bildirimde bulunulduğunu ispatlar bir belgenin varlığı gerekmektedir.[6] Bir başka deyişle, hukuka uygun olarak konulmayan mühürden ötürü hakim ceza veremez ve bu hususu hakimin re’sen araştırması gerekir.

Suçun manevi unsuru açısından ise sanığın, mühürleme işleminden haberdar olması yeterli olup tutanağın tebliği gerekmemektedir.[7]

Zincirleme suç hükümlerince ise, aynı mühür bozma tutanağından birden fazla dava açılan sanık hakkında tek bir mühür bozma suçu oluşacakken aynı sanık hakkında aynı yere ilişkin birden çok mühür bozma tutanağı düzenlenmişse[8] zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır.[9]

İşbu makalenin konusu olan, elektrik, su ve doğalgaz sayaçlarında yapılan mühürleme işleminin bozulması durumunda TCK 203 kapsamında suç oluşup oluşmadığı hususu ayrıca incelenmelidir. 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un Madde 37/a hükmünce, özelleştirilen kurumların özel hukuk hükümlerine tabii olduğu düzenlenmiştir.

Ülkemizde 30 Eylül 2013 tarihine dek bütün elektrik dağıtım kurumları özelleştirilmiştir. Su[10] dağıtım kuruluşlarının tamamı kamu kurumu iken doğalgaz dağıtım kuruluşlarının ise bir kısmı özelleştirilmiş, bir kısmı ise halen kamu kurumu niteliğindedir. Kamu kurumu nitelikli kurumlarca usulüne uygun konulan mühürlerin kaldırılması halinde suç oluşacaktır.

Öncelikle su ve özelleştirilmeyen idarelere ait doğalgaz sayaçlarında da kişinin borcunu ödememesi nedeniyle konulan mühürlerin bozulması, söz konusu suçu oluşturacak nitelikteyken; sayaçlara fabrika üretimi sırasında açıklayıcı mahiyette konulan mühürlerin bozulması, suça konu olamayacaktır.[11] Buradan da anlaşılmaktadır ki, Yargıtay kamu kudretine dayalı olarak konulmamış, ekonomik sebeplerle veya ürün sorumluluğunu gözeterek özel hukuk kişilerinin koyduğu mühürlerin bozulmasını mühür bozma suçunun işlendiği şeklinde değerlendirmemektedir.

Yargıtay Ceza Daireleri özelleştirilen şirketlerin koydukları mühürlerin, şirket özelleştirilmeden önce mühür bozma tutanağı düzenlendiği hallerde suça sebebiyet vereceğini[12]; özelleştirme sonrası düzenlenen tutanakların ise suça konu olmayacağı[13] yönünde kararlar vermektedir. Kurumların ne zaman özelleştirildiklerinin tespiti ise Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na yazılan müzekkereler ile tespit edilmektedir. Özel şirketlere ise ilgili kanunlarda mühürleme yetkisi verildiğine ve buna aykırı davrananlar hakkında TCK md. 203 hükümlerinin uygulanacağına yönelik bir hükme yer verilmediği için özelleştirilen şirketlerin koydukları mühürlerin bozulması halinde suça sebebiyet verilmediği[14] görüşü hakimdir.

Ancak Ceza Genel Kurulunun görüşü, 2017 yılına kadar özelleştirilen kurumların düzenledikleri tutanaklar uyarınca da diğer unsurların varlığı halinde suçun oluşacağı yönündeydi[15]. Son olarak Ceza Genel Kurulu da bu görüşünü değiştirerek özelleştirilen kurumların düzenlediği tutanakların suça sebebiyet vermeyeceği hususunda karar kılmıştır[16].

Doktrindeki bazı görüşler, CGK’nın son içtihatlarına katılmamaktadır. TCK md 203 hükmünün lafzındaki “kanun” ibaresinin şekli olarak değil maddi olarak anlaşılması gerektiği, kuruma verilen yetkinin yönetmelik ile verilmiş olmasının da yeterli olması gerektiği ifade edilmektedir.[17] Zira Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin (RG., 30.05.2018-30438) md 43/4 hükmünce: Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi, kaçak tespit süreci sonucunda kaçak elektrik enerjisi tüketimi tespit edilen gerçek veya tüzel kişiler ile ilgili Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunur.” ifadesi yer almaktadır. Bu düzenleme de göstermektedir ki, kanun koyucu lisans ile alt yapı hizmetini sağlayan kuruluşun kamusal bir hizmet verdiğini kabul etmektedir.

Son olarak su, elektrik doğalgaz hizmetlerinden usulsüz kullanım nedeniyle konulan mühürlemelere rağmen yararlanmaya devam ediliyorsa, TCK md. 163 hükmünce karşılıksız yararlanma suçu işlenmiş kabul edilmektedir[18]. Bu halde fikri içtima uygulanması gerektiği yönünde doktrinde görüşler bulunmaktadır.[19]

Dipnot:

[1] Özbek Veli Özer, Ekonomik Ceza Hukuku İkinci Kitap: Özel Hükümler, 1. Bası, Ankara 2021, s. 477

[2] Önder Ayhan, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 4. Bası, İstanbul 1994, s. 248

[3] Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 21.03.2018 T. 2016/3062 E., 2018/3570 K.

[4] Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 05.04.2017 T., 2016/844 E., 2017/2563 K.

[5] Artuk/Gökcen/Alşahin/Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, s. 701

[6] Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 15.05.2014 T., 2014/1415 E., 2014/5477 K.

[7] Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.01.2019 T., 2017/11-129 E., 2019/21 K.

[8] Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 22.06.2017 T., 2016/1430 E, 2017/4934 K.

[9] Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 30.09.2019 T., 2019/1245 E., 2019/6803 K.

[10] Yargıtay 23. Ceza Dairesi, 2015/9953 E., 2015/1304 K.

[11] Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 27.12.2016 T., 2015/7363 E., 2016/8815 K.

[12] Yargıtay 21. Ceza Dairesi, 05.05.2015 T. 2015/9967 E., 2015/713 K.

[13] Yargıtay 21. Ceza Dairesi, 2016/9967 E., 2017/616 K.

[14] Yargıtay 13. Ceza Dairesi, 02.04.2018 T., 2016/6868 E., 2018/4806 K.

[15] Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 31.10.2017 T. 2017/11-23 E., 2017/452 K.

[16] Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 16.10.2018 T., 2017/11-483 E., 2018/427 K.

[17] Özbek Veli Özer, Ekonomik Ceza Hukuku İkinci Kitap: Özel Hükümler, 1. Bası, Ankara 2021, s. 483-484

[18] Barkır Kamil, Mühür Bozma Suçu (TCK m. 203), İstanbul 2019

[19] Özbek Veli Özer, Ekonomik Ceza Hukuku İkinci Kitap: Özel Hükümler, 1. Bası, Ankara 2021, s. 484