| Okuma Süresi: 19 Dakika
|

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Mal Rejiminin Tasfiyesi

NUREFŞAN CANDEMİR
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Mal Rejiminin Tasfiyesi

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Mal Rejimi Nedir?

Giriş: Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Mal Rejiminin Tasfiyesi Nedir?

Evlilik sözleşmesi, bir diğer ismiyle mal rejimi sözleşmesi, taraflar evlendikten sonra malların nasıl yönetileceği ve boşanma ile birlikte mal rejiminin tasfiyesine geçildiğinde malların nasıl tasfiye edileceğini düzenleyen son derece önemli bir hukuki belge ve delildir. Eşlerin evlilik öncesi ve sonrası edindikleri mallar üzerindeki hak ve yükümlülükleri ile evlilik sona erdiğinde ki paylaşıma yönelik kurallar, eşler arasındaki mal rejimini oluşturmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nda eşler için birden fazla mal rejimi seçeneği sunulmuştur. Bunlar:

  • Edinilmiş mallara katılma rejimi (yasal mal rejimi),
  • Mal ayrılığı rejimi (olağanüstü mal rejimi),
  • Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi,
  • Mal ortaklığı rejimidir.

Eşler mutlaka kanunda gösterilen bu dört mal rejiminden birine tabi olmak zorundadır. Eğer eşler bu dört rejimden birini mal rejimi sözleşmesi ile seçmezlerse; kanun karşısında “yasal mal rejimi” olarak adlandırılan edinilmiş mallara katılma rejimini seçmiş sayılacaklardır.

  • Eşler, mal rejimi sözleşmesini evlenmeden önce veya sonra yapabilirler.
  • Mal rejimi sözleşmesi eşler tarafından şarta veya vadeye bağlı yapılabilmektedir.
  • Eşler mal rejimi sözleşmesi ile kanunda belirlenen üç rejimden birini kademeli olarak kabul edebilir. Örneğin, eşler ilk bir yıl mal ayrılığı rejiminin, daha sonra mal ortaklığı rejiminin uygulanmasını kararlaştırabilirler.
  • Eşler, ancak kanunda belirtilen mal rejimlerinden birini sözleşme ile seçebilirler. Kendilerinin ayrı bir türde, özel bir mal rejimi yaratmaları ve kabul etmeleri mümkün değildir.
  • Eşler istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içerisinde seçebilir, değiştirebilir, kaldırabilirler.
  • Mal rejimi sözleşmesinin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için tescili şart değildir.

Yasal Mal Rejimi Nedir?

Yasal mal rejimi tarafların evlilik sözleşmesi yapmadığı durumlarda uygulanacak olan kanuni mal rejimidir. Tarafların evlilik sözleşmesi yaparak uygulanacak olan mal rejimi sözleşmesini değiştirme imkânları bulunmaktadır. Ülkemizde 01.01.2002 tarihinde yeni Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önce yasal mal rejimi, “Mal Ayrılığı Rejimi” iken, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile yasal mal rejimimiz değişmiş, “Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi” kabul edilmiştir.

Türk Medeni Kanunu’nu eşlere, 2002 tarihinden önce yapılan evliliklerde dilerseler notere giderek yeni yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin başlangıç tarihini evlilik tarihlerine çekilmesini kabul edebileceklerini düzenlemiştir.

Ancak, eşler bu seçim haklarını Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarih olan 01.01.2002 tarihinden itibaren bir yıl içinde kullanmak zorundalardır. Bu süre dolduktan sonra geçmişe yönelik mal rejimi değiştirmeleri engellenmiştir. Dolayısıyla eşlerin günümüzde 2002 yılı öncesine uygulanacak mal rejimini değiştirebilme imkânları yoktur.

Mal ayrılığı rejimini kabul eden eşler, her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki veya başka bir mal rejimini kabul edebilirler. Mal ayrılığı rejimini taraflar ortak kararları ile seçebilecekleri gibi, haklı bir neden olması halinde taraflardan birinin mahkemeye başvurusu üzerine hakim tarafından verilecek karar ile de mal ayrılığı rejimine geçilmesi mümkündür.

Medeni Kanun’un 206. maddesindeki düzenleme uyarınca özellikle aşağıdaki hâllerde haklı bir sebebin varlığı kabul edilecektir:

  1. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması,
  2. Diğer eşin istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması,
  3. Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan esirgemesi,
  4. Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması,
  5. Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması.

Mahkemece taraflardan birinin talebi ile mal ayrılığı rejimine geçilmesine karar verildiği hallerde, bu geçişi zorunlu kılan haklı nedenin ortadan kalkması durumunda, eşlerden birinin talebi ile hakim tarafından eski mal rejimine dönülmesine karar verilecektir.[1]

Mal Rejimi Sözleşmesinin İçeriği Nasıl Olmalıdır?

Mal rejimi sözleşmesinin kapsamında kural olarak eşlerin evlilik öncesi ve sonrası edindikleri mallar üzerindeki hak ve yükümlülükleri ile evlilik sona erdiğindeki paylaşıma yönelik kurallar yer alır.

Mal rejimi sözleşmesinin kapsamında kural olarak yer alabilecek düzenlemelere örnek olarak;

  • Paylı mülkiyet konusu mallardaki paylar üzerinde tasarruf,
  • Kişisel mal yaratma,
  • Değer artık payı alımı,
  • Aile konutunun kullanımı,
  • Birliğin giderlerine katılma,
  • Artık değere katılma,
  • Faiz ve güvence gibi hususlar gösterilebilir.

Mal rejimi sözleşmesinin kapsamında kural olarak yer alamayacak hususlar ise,

  • Velayet, çocukla kişisel ilişki, nafakalar, tazminat gibi boşanmanın ferileri ile,
  • Edinilmiş mal statüsü yaratma gibi konulardır.

Boşanma ve ayrılığın feri sonuçlarına ilişkin anlaşmalar ancak hâkim tarafından onaylandığı takdirde geçerlilik kazanmaktadır.

Her eş yasal sınırlar içerisinde kişisel mallar ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamamaktadır.

Ancak, eşleri mal rejimi sözleşmesi ile eşlerden birinin diğerinin rızası bulunmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunabileceğini aralarında kararlaştırabilirler.

Mal rejimi sözleşmesi ile kişisel mal statüsü de yaratılabilmektedir. Örneğin; eşlerden, mal rejimi sözleşmesi ile kişisel malların gelirlerinin de kişisel mal sayılmasını kararlaştırabilirler.[2]

Yasal Mal Rejimi: Edinilmiş Mallara Katılma Hakkı

01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile aksine sözleşme yapılmadıkça evliliklerde edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanacağı kabul edilmiştir.

Edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlerin evlilik birliği içerisinde edindikleri mallara diğer eşin ortak olmasıdır. Edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar. Bu durumda nelerin edinilmiş mal nelerin de kişisel mal olduğu konusunda bir ayrım yapılması gerekmektedir.

Edinilmiş Mallar

Edinilmiş mallar, her eşin bu mal rejimin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiğini malvarlığı değerleridir. Edinilmiş malların neler olduğu TMK m. 219 da sayılmıştır.

TMK’ya göre, eşlerin edinilmiş malları özellikle şunlardır:

  • Çalışmasının karşılığı olan edimler: Evlilik birliği içerisinde eşlerin bedensel ve zihinsel çalışmalarının karşılığı olarak elde ettikleri maaş, aylık ücret, yevmiye, bahşiş gibi gelirler.
  • Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşların veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler: Evlilik birliği içerisinde eşlerin aldıkları emekli maaşı, işsizlik maaşı, kısa çalışma ödeneği, emekli ikramiyesi, yaşlılık maaşı, kıdem ve ihbar tazminatı gibi ödemeler.
  • Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar: Trafik ve iş kazaları nedeniyle eşlere ödenen tazminatlar.
  • Kişisel malların gelirleri: Tasfiyeye tabi olmayan kişisel mallardan elde edilen gelirler edinilmiş mal olarak kabul edilmektedir. Örneğin, miras yoluyla elde edilen taşınmazın kiralanması sonucu elde edilen kira gelir edinilmiş mal olarak kabul edilmekte ve tasfiyeye tabi olmaktadır.
  • Edinilmiş malların yerine geçen değerler: Evlilik birliğinin devamı süresince edinilmiş malların yerine geçen değerlerde edinilmiş mal olarak kabul edilmektedir. Örneğin, evlilik birliği içerisinde çalışma karşılığı elde edilmiş gelirlerden ev alınmış ve bu ev daha sonradan satılarak elde edilen gelirle araba alınmışsa, artık bu araba da edinilmiş mal kabul edilmektedir.

Yukarıda 5 fıkra halinde sayılan edinilmiş mallar tahdidi olarak sayılmamıştır. Hâkim mal tasfiyesi sırasında nelerin edinilmiş mal olduğunu belirleyecek ve diğer eş artık değer hesaplamasından sonra edinilmiş malların yarısı üzerinde hak sahibi olacaktır.

Kişisel Mallar

Kişisel mallar, edinilmiş malların aksine mal tasfiyesi sırasında paylaştırılmaz. Mal rejiminin tasfiyesi ile beraber her eş diğer eşte bulunan kişisel mallarını geri alır. TMK’nın 220. maddesinde nelerin kişisel mal olduğu sayılmıştır. TMK’ya göre bir eşin kişisel malları şunlardır:

  • Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya: Kişinin şahsi kullanımına özgülenen mallardır. Mücevher, giyim eşyaları, makyaj malzemeleri, dizüstü bilgisayar, gözlük, tıraş makinesi gibi eşyalar.
  • Mal rejimi başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri: Kişinin 01.01.2002 tarihinden önceki malları ile evlenmeden önceki malları kişisel mallarıdır. Aynı şekilde eşlerden birisine miras kalan mallar da kişisel mal olarak sayılmaktadır. Kişilerin şans oyunlarından (piyango, iddia, süper loto, vb.) ve şansa dayalı yarışmalardan (var mısın, yok musun? vb.) elde ettikleri gelirler gibi karşılıksız kazandırmalar da kişisel mal olarak kabul edilmektedir.
  • Manevi tazminat alacakları: Eşlerin evlilik birliği süresince kişisel zararlarının karşılığı olarak elde ettikleri manevi tazminatlarda kişisel mal sayılmaktadır.
  • Kişisel mallar yerine geçen değerler: Evlilik birliğinin devamı süresince kişisel malların yerine geçen değerler de kişisel mal olarak kabul edilmektedir. Örneğin, evlilik birliği içerisinde miras yoluyla kendisine ev kalmış eş, bu evi daha sonradan satarak elde ettiği gelirle yat almışsa artık bu yat da kişisel mal olarak kabul edilmektedir.

Yukarıda 4 fıkra halinde sayılan kişisel mallar kanun gereğidir. Ancak, eşler mal rejimi sözleşmesiyle;

  • Bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan ve edinilmiş mallara dâhil edilmesi gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını,
  • Kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dâhil olmayacağına,

karar verebilirler. Bu gelirler mal rejimi sözleşmesiyle kişisel mal olarak kabul edileceği kararlaştırılmamış ise artık malların tasfiyesi aşamasında bu gelirler edinilmiş mal olarak kabul edilecektir.

Kişisel Mal ve Edinilmiş Mal Nedir?

Mal rejiminin tasfiyesi aşamasında eşler arasında malların kişisel mal mı edinilmiş mal mı olduğu konusunda anlaşmazlıklar çıktığı görülmektedir. Mal tasfiye işlemlerinin başlaması ile birlikte, aksi ispat edilinceye kadar eşlerin bütün malları edinilmiş mal olarak kabul edilmektedir.

Kanun koyucu TMK’da malın kişisel malı olduğunu iddia eden kişinin, iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğunu kabul etmiştir. Eşlerden hangisine ait olduğu tespit edilemeyen mallar eşlerin paylı mülkiyetinde kabul edilecektir.

Edinilmiş Malların Yönetimi, Tasarrufu ve Yararlanma

Her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Yasal sınırlara örnek vermek gerekirse, eşlerden birisine miras yoluyla kalmış ve eşin kişisel malı olarak kabul edilen ev aile konutu ise, ev üzerinde tasarrufta bulunmak için diğer eşten onay alınması gerekmektedir.

Aksine anlaşma bulunmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz. Örneğin, evlilik birliği içerisinde edinilmiş malların gelirleri ile alınan araba, aksine anlaşma yoksa eşler kendi payı üzerinde ancak diğer eşin rızasıyla tasarrufta bulunabilecektir.

TMK’nın 224. maddesinde;eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumlu..” olacağı düzenlenmiştir. Bu hükme göre, evlilik birliği devam ettiği sürece eşlerden birisinin borcu nedeniyle diğer eşin mallarının haczedilmesi mümkün olmayacaktır.

Olağanüstü Mal Rejimi Nedir?

Olağanüstü koşulların varlığı halinde, hâkim kararı ile mal ayrılığı rejimine geçilmesini yasa koyucu olağanüstü mal rejimi olarak nitelendirmiştir. Olağanüstü mal rejimi, eşler tarafından edinilmiş mallara katılma rejimi ile mal ayrılığı dışındaki seçimlik mal rejimlerinden birinin kabul edilmesi halinde uygulanabilecektir.

TMK m. 206’da sayılan haklı sebeplerin varlığı halinde eşler arasındaki mal rejimi mahkeme kararı ile mal ayrılığı rejimine dönüştürülebilmektedir.

M. 206’da sayılan haklı sebepler tahdidi olarak sayılmamış olup, hâkim somut olayın adaletine uygun olarak haklı sebeplerin var olup olmadığı belirleyecektir. M. 206’da sayılan haklı sebepler şöyledir:

  1. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması,
  2. Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması,
  3. Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin yapılması için gereken rızasının haklı bir sebep olmadan esirgemesi,
  4. Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması,
  5. Diğer eşin sürekli ayırt etme gücünden yoksun olması.

Haklı sebeplerin mevcudiyeti ve eşlerden birinin talebi halinde hâkim, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına döndürülmesine karar verebilecektir. Eşler mal ayrılığı rejimine geçtikten sonra, her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki veya başka bir mal rejimi kabul edebilirler. Mal ayrılığına geçişi gerektiren sebebin ortadan kalkması halinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine eski mal rejimine dönülmesine karar verebilir.

Her ne kadar haklı sebep olarak sayılmamış olsa dahi mal ortaklığını kabul etmiş eşlerden birinin iflasına karar verildiği takdirde, hâkim kararı aranmaksızın ortaklık resen mal ayrılığına dönüşmektedir.

Mal ortaklığını kabul etmiş eşlerden birine karşı icra takibinde bulunan alacaklı, haczin uygulanmasında zarara uğrarsa, hâkimden mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilecektir.

TMK’nın 212. maddesine göre;mal ayrılığına geçildiği takdirde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşler arasında önceki mal rejimin tasfiyesi, bu rejime ilişkin hükümlere göre yapılır.[3]

Mal Rejiminin Sona Ermesi Nasıl Olur?

Mal rejimi;

  • Ölüm,
  • Evliliğin butlanı,
  • Boşanma,
  • Eşlerin seçimlik bir rejim seçmesi,
  • Olağanüstü rejim” kararı ile mal ayrılığına dönüştürülmesi,

durumunda sona erer. Mal rejiminin sona ermesi ile birlikte mal rejiminin tasfiyesi işlemlerine başlanmaktadır. Mahkeme tarafından, evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığa geçilmesine karar verilmesi halinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona ermektedir. Mal rejimin ölüm nedeniyle sona ermesi durumunda, ölüm ile beraber mal rejimi de sona ermektedir.

Mal rejimin sona erme anı önem taşımaktadır. Nitekim edinilmiş mallara katılma rejiminde mal rejimin devamı süresince edinilmiş mallar dikkate alınır. Mal rejimi sona erdikten sonra edinilen mallar tasfiyede hesabı katılmamaktadır.

Mal rejiminin tasfiyesi, eşlerin kendi aralarında anlaşma yaparak gerçekleştirilebileceği gibi mahkemede tasfiye davası açmak suretiyle de gerçekleştirilebilir. Mal rejiminin tasfiyesi anlaşma yoluyla yapılacaksa, anlaşmada yer alacak hükümler TMK’nın emredici hükümlerine aykırı olmamalıdır.

Taraflar veya ölüm halinde mirasçılar mal rejiminin tasfiyesini anlaşma ile gerçekleştiremezlerse, mahkeme eliyle gerçekleştirmek için tasfiye davası açabileceklerdir. Ancak, Yargıtay edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesini tasfiye davasının dava şartı olarak görmektedir. Dolayısıyla boşanma veya evliliğin iptali ile mal tasfiye gerçekleştirilecekse bu davaların kesinleşmesi beklenecektir. Eğer kesinleşmeden tasfiye davası açılırsa, boşanma veya evliliğin iptali davası tasfiye davasının görülmesinde bekletici mesele olacaktır.

Mal rejiminin tasfiyesinden doğan davalar boşanmanın eki niteliğinde olmayıp, boşanma davasında talep edilmesi halinde ayrılarak bekletici mesele yapılmaktadır. Mal rejimi ile ilgili taleplerin boşanma davasında ileri sürülmesi, boşanma kararının geç verilmesi nedeniyle mal rejimi ile ilgili davanın uzun sürmesine neden olmaktadır.

TMK’da tasfiye davasının açılmasıyla ilgili hak düşürücü süre veya zamanaşımı düzenlenmemiştir. Yargıtay, tasfiye davasının ne kadar süre içerisinde açılacağı konusunda bir düzenlenme olmadığından TBK’nın 146. maddesini kıyas yoluyla uygulayarak alacaklara ilişkin 10 yıllık zamanaşımı süresinin tasfiye davasında da uygulanacağını kabul etmektedir. Bu 10 yıllık zamanaşımı süresinin değer artış payı alacağı için de geçerli olduğu kabul edilmektedir.

Zamanaşımın süresi, tasfiye ölüm nedeniyle gerçekleşmişse ölümle birlikte; boşanma veya evliliğin iptali nedeniyle gerçekleşmişse bu davaların kesinleşme tarihinden itibaren başlamaktadır. Tasfiye davasını aile mahkemeleri görevli mahkeme olarak göreceklerdir.

Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Tasfiye Nedir?

Mal rejimin sona ermesiyle birlikte tasfiye işlemlerine başlanacaktır. Tasfiye işlemlerinde sırasıyla şu aşamalar gerçekleştirilecektir;

  • Her eş, diğerinde olan mallarını (edinilmiş-kişisel) geri alır,
  • Eşlerin edinilmiş ve kişisel malları belirlenir,
  • Varsa paylı mülkiyete konu mallarda paylar ayrılır,
  • Değer artış payı, eklenecek değerler ve denkleştirme yapıldıktan sonra,

artık değer bulunur. Artık değer, ekleme (TMK m. 229) ve denkleştirme (TMK m. 230) yapıldıktan sonra elde edilen miktarlar da dâhil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır.

Eşlerin Edinilmiş ve Kişisel Malları Nasıl Belirlenir?

Evlilik birliği içerisinde hangi malın edinilmiş, hangi malın kişisel mal olduğu yukarıda edinilmiş mallara katılma rejiminde açıklanmıştır.

Evlilik birliği içerisinde malın kimin mülkiyetinde olduğunun belirlenmesinde TMK’da ispat kuralı aranmıştır. Mal rejiminin sona ermesiyle birlikte eşlerin bütün malları edinilmiş mal kabul edilmektedir. Ancak, eşler belirli bir malın kendisine ait olduğu iddia eder ve bu iddiasını ispat ederse, iddia konusu mal üzerinde uyuşmazlık ortadan kalkar.

Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar eşlerin paylı mülkiyetinde sayılacaktır.

Kanun koyucu bir malın maliki olan eşin bunu ispat edememesi durumunu düşünerek envanter kaydı oluşturulmasına ilişkin hükme TMK’da yer vermiştir. İlgili düzenleme de, eşlerden her biri mallarının envanterinin resmi senetle yapılmasını isteyebileceği kabul edilmiştir. Bu envanter, malların getirilmesinden başlayarak bir yıl içinde yapılmışsa, aksi ispatlanmış olmadıkça bu envanterin doğru olduğu kabul edilecektir.

Paylı Mülkiyete Konu Malın Durumu Nedir?

Bir mala kimin malik olduğu belirlenemez veya o mal üzerinde bir ortaklık bulunursa bu durumda paylı mülkiyetten söz edilecektir. Tasfiye sırasında paylı mülkiyete konu malın nasıl paylaştırılacağı kanun tarafından düzenlenmiştir.

TMK’nın 226/2. maddesindeki;Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden birisinin kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün yararının olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir.” düzenleme, eşler için paylı mülkiyete konu malın bölünmeden elde edilmesine imkân sağlamaktadır.

TMK’nın 226/2. maddesinin uygulanabilmesi için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekir:

  • Hak sahibi olduğunu düşünen eşin talebi,
  • Üstün yararın olması,
  • Diğer eşin payının ödenmesi.

Ancak unutulmamalıdır ki; hâkim önüne gelen her uyuşmazlıkta üstün yararın mevcudiyetini somut olayın adaletine göre değerlendirecektir.

Artık Değer Hesaplaması ve Katılma Alacağı

Artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dâhil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktarı ifade etmektedir. Eşlerin tasfiye neticesinde ne kadar katılma payı alacağının belirlenmesi için artık değerin bulunması zaruridir. Ancak, artık değerin bulunabilmesi için öncelikle değer artış payı, eklenecek değerler ve denkleştirmenin üzerinde durulması gerekmektedir.

Değer Artış Payı

Değer artış payı, bir eşin, diğer eşin malvarlığındaki bir mala uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmasıdır.[2] Örneğin, bir eş elde ettiği gelirle 600.000 TL’lik ev alacaktır. Ancak 100.000 TL’si eksik kalmaktadır. Diğer eş kendi kişisel veya edinilmiş malından 100.000 TL vererek diğer eşin ev almasına katkıda bulunmaktadır. Boşanma sırasında evin değeri 1.200.000 TL olmuş ise işte 100.000 TL’lik yardım yapan eş, mal rejiminin tasfiyesi sırasında katkı payı oranında değer artış payı alacaktır. Nitekim örneğimizde eşin katkı payı 1/6 olup, boşanma esnasında malın değeri 1.200.000 TL olduğu için 200.000 TL değer artış payı alacaktır.

Ancak eşlerin değer artış payına hak kazanabilmesi için kanun koyucu bazı şartlar öngörmüştür. Bu şartlar şunlardır:

  • Tasfiye esnasında katkı yapan eş talepte bulunmalıdır,
  • Değer artış payı alacağı iddia edilen mala katkı yapılmış olunmalıdır,
  • Katkı diğer eşin bir malının “edinilmesi,” “iyileştirilmesi” veya “korunmasına” ilişkin olmalıdır,
  • Katkının hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın yapılması ve katkının amacının bağışlama olmaması gerekmektedir.

Yukarıda 4 bent halinde sayılan şartların sağlanması halinde, katkıda bulunan eş katkı payı oranında değer artış payı alabilecektir. Katkı, bir eşin kişisel veya edinilmiş malından, diğer eşin kişisel veya edinilmiş malına yapılabilir. Katkı yapılan malın tasfiyeden önce elden çıkarılması halinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.

Eşler, değer artış payı almaktan yazılı bir anlaşma yaparak vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler.

Eklenecek Değer

Artık değerin doğru olarak bulunabilmesi için TMK’nın 299. maddesinde sayılan değerlerin de edinilmiş mallara eklenmesi gerekmektedir. Eşlerden birinin aktifinde yer almasada bu değerlerin hesabi olarak eşlerin edinilmiş malvarlıklarına eklenmesi gerekmektedir. TMK’nın 229. maddesinde edinilmiş mallara değer olarak eklenecek malvarlıkları şöyle sayılmıştır:

  • Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar,
  • Bir eşin mal rejimin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler.

Kanunda yer alan ilgili hüküm ile aleyhine kazandırma yâda devir yapılan eşin katılma alacağı korunmuş olmaktadır. Doktrinde eklenecek malın devir tarihindeki değerinin mi yoksa tasfiye tarihindeki değerinin mi esas alınacağı noktasında tartışmalar mevcuttur. Ancak, Yargıtay hukuk genel kurulu 2012/8-192 E., 2012/629 K., ve 26.09.2012 karar tarihli ilamı ile edinilmiş mallarda tasfiyeye eklenecek olan malların devir tarihindeki değerinin esas alınacağına karar vermiştir.

Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilmektedir.

Denkleştirme

Denkleştirme, değer artış payına benzemekle birlikte farklılıklar arz etmektedir. Değer artış payında bir eşin malvarlığından, diğer eşin malvarlığına kazandırma yapılmaktadır. Oysa denkleştirme de bir eşin edinilmiş malından kişisel malına veya kişisel malından edinilmiş malına kazandırma söz konusudur. Kendisine miras yoluyla ev kalan eş, evin vergi borçlarını iş ücreti ile ödüyorsa, ödediği miktar denkleştirmeye tabi olacaktır. Yahut eşin evlilik birliği içerisinde edindiği ücretlerden aldığı arabanın boyası, manevi tazminattan elde ettiği gelir ile yapılmışsa bu durumda yine denkleştirme yapılacaktır.

TMK’nın 230/1. maddesi; “Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir.” hükmüne haizdir. Her ne kadar denkleştirme istenebilir denilse de hâkim dava dosyasından denkleştirmenin varlığını resen tespit etmesi halinde de denkleştirme yapılabilecektir. Nitekim Yargıtay 8. HD. 2013/23882 e., 2015/9565 k. ve 28.04.2015 karar tarihli ilamı ile TMK’nın 230/1. maddesinin emredici nitelikte olduğunu ifade etmektedir. Dolayısıyla hâkim dava dosyasından denkleştirmenin varlığını görmesi halinde resen uygulamakla yükümlüdür.

Artık değerin hesaplanması sırasında borçların hangi kesime ait olduğu konusunda problemler ortaya çıkabilmektedir. Kural, evlilik birliği içerisinde her borcun ait olduğu mal kesimini (edinilmiş mal-kişisel mal) yükümlülük altına sokacağıdır. Ancak, borcun kişisel mallardan mı kaynaklandığı yoksa edinilmiş mallardan mı kaynaklandığı tespit edilemiyorsa bu durumda borcun edinilmiş mallardan kaynaklandığı kabul edilecektir.

Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önceden elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılacaktır.

Artık Değerin Hesaplanması

TMK’nın 231. maddesine göre;Artık değer, eklemeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dâhil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan değerdir.[4]

Edinilmiş mallara eklenecek değer, denkleştirme ve değer artış payı bulunduktan sonra artık değer hesaplaması yapılabilecektir. Artık değer hesaplaması sonucunda eşlerin malvarlıklarının değerleri üzerinde her eş yarı oranında katkı payı alacağına sahip olacaktır.

Kısaca açıklamak gerekirse artık değer hesaplaması şöyle yapılmaktadır:

Artık Değer: (Edinilmiş mallar + Eklenecek değerler + kişisel mallara giden edinilmiş malların karşılığı) – (Değer artış payı + edinilmiş mallara giden kişisel malların karşılıkları + borçlar)

Yukarıda ki formül uygulandığında eşlerin artık değerleri ortaya çıkacak ve katılma alacakları paylaştırılabilecektir.

Katılma Alacağı

TMK’nın 236. maddesine göre:Her eş veya mirasçılarını, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir.[5]

Kural olarak, her eşin ve mirasçıların, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olacağı düzenlenmiştir. Ancak bu hüküm emredici nitelikte değildir. 236. maddenin devamında yer alan maddede, artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesi ile başka bir esas kabul edilebileceği düzenlenmiştir. Her ne kadar sözleşmeyle serbestlik tanınmış olsa da, bu tür anlaşmaların eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını zedelemeyeceği de hüküm altına alınmıştır.

Her ne kadar sözleşme ile artık değere katılma oranının belirlenebileceği öngörülmüşse de kanun koyucu bazı zorlayıcı şartlar getirmiştir. Mal rejimi sözleşmesinde, artık değere katılma oranının hangi durumlarda uygulanacağı açıkça belirtilmemişse yalnızca ölüm halinde uygulanabilecektir. Edinilmiş mallara katılma rejiminin, evliliğin iptali, boşanma veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına dönüştürülmesi durumunda, mal rejimi sözleşmesinde bunların açıkça öngörülmüş olmaması halinde sözleşme ile belirlenen artık değere katılma hükmü uygulanmayacaktır.

Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hâkim, kusurlu eşin artık değerindeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

İlginizi Çekebilir: Boşanmada Kusur Nedir?

Mal rejiminin boşanma nedeniyle tasfiye edilmesi durumunda kredi ile alınan konut ne olacaktır? Ev kişisel mal ise, kişisel mal kimin mülkiyetinde ise ev o eşte kalacaktır. Ancak ev edinilmiş mal ise, ev yine mülkiyetinde olan kişide kalacak ancak tasfiye esnasında diğer eşe ev üzerindeki payı oranında ödeme yapılacaktır. Evin, evlilik birliği içerisinde kredi ile alınması durumunda da bir değişiklik olmayacak, ev kimin mülkiyetinde ise o eş tasfiye esnasında diğer eşin payını ödemek suretiyle eve sahip olamaya devam edecektir.

Yargıtay 8. HD 2017/16903 E., 2018/9216 K. ve 13.03.2018 karar tarihli ilamı ile evlilik birliği içerisinde taşınmazın edinilmesine diğer eşte katkı yapmışsa, yapılan ödemelerin diğer tüm ödemelere oranı bulunarak artık değere katılma alacağında dikkate alınacağına karar vermiştir.

Eşlerin birbirlerinde bulunan alacaklarını takas edebilmeleri mümkündür. Takas hem TMK’nın 236. maddesine hem de TBK’nın 139. maddesine dayanmaktadır. Takas davada talep olmaksızın resen yapılabilmektedir. Ancak, Yargıtay’a göre takas her türlü alacaklar için değil sadece mal rejiminden kaynaklı alacaklar için resen yapılabilecektir.

Katılma alacağı belirlendikten sonra artık ödenmesine geçilecektir. Katılma alacağı ayın veya para olarak ödenebilecektir. Katılma alacağının derhal ödenmesi kendisi için ciddi güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir.[6]

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi2020/2221 E. 2020/8237 K. 15.12.2020 tarihli kararı:

“İçtihat Metni”

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Kayseri 5. Aile Hukuk Mahkemesinin 07.01.2020 tarihli ve 2017/540 Esas, 2020/8 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek olmadığına, tasfiyeye konu taşınmaz ile iki araç eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınıp davalı adına tescil edildiğine ve mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihi itibariyle davalı adına kayıtlı ve mevcut olduklarına, edinilmiş mal niteliğinde olan dava konusu taşınmazın tapu kaydında gözüken ipotek şerhinin taşınmazın davalı adına tescilinden altı ay sonraki tarihte davalı tarafça çekilen tüketici kredisi nedeniyle konulduğuna, taşınmaz alımıyla ilgili borcun varlığı davalı tarafça ispatlanamadığına, edinilmiş mal niteliğindeki 2001 model araçla birlikte taşınmazın tasfiye tarihi itibariyle sürüm değerlerinin yarısı üzerinden davacı lehine katılma alacağı hesap edilmesi, yine edinilmiş mal niteliğindeki 2015 model araç için satın alımında davalı adına çekilen 24 ay vadeli banka kredisinin mal rejimi içinde ödenen ve mal rejimi sona erdikten sonraya sarkan taksitleri dikkate alınıp oranlanmak suretiyle Daire uygulamasına uygun şekilde davalı lehine TMK’nin 230. maddesi gereği denkleştirme yapıldıktan sonra kalan artık değer üzerinden davacının katılma alacağının hesaplanması yerinde olduğuna ve hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 2.783,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 8.346,00 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına,15.12.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.[7]

Mal Ayrılığı Rejimi Nedir?

Mal ayrılığı rejiminde, kişiye ait olarak edinilmiş bir mal ayrımı söz konusu bulunmaz. Eşler evlilikleri boyunca elde ettikleri gelirleri, kendi kişisel malları olarak kabul görebilirler. Yani bu süreçte bulunan ticari ürünler ya da kişisel mallar, kişiye aittir. Mal rejiminin kabul edildiği süreç boyunca, evliliğin tamamen sona ermesi durumunda eşler, kendi arasında mal paylaşımı yapılmaz.

  • Mal ayrılığı rejimi olarak ifade edilen kavram, yasal sınırlar içerisinde gerçekleşir.
  • Burada yönetim, yararlanma ve tasarruf hakları bulunur.
  • Mal ayrılığı rejiminde eşlerden biri bu haklar içeriğinde, kendi mal varlığını koruyabilir.
  • Belirli bir malın eşe ait olması, ispatla yükümlüdür.
  • Kanun karşısında malvarlığı rejiminin, belirli bir taraf karşısında ispatla yükümlü bir şekilde sonuçlanması gerekir. Aksi takdirde ispat edilemeyen bir durum gerçekleştiği zaman, mal paylı mülkiyet olarak sayılır.

Türk Medeni Kanunu’nun 246. maddesi gereğince, eşlerden biri kendi tarafında yaptığı borçlarını ödeme durumunda, kişisel mal varlıklarını kullanmalıdır. Evlilik birliği sürecinde ya da evlilik bittikten sonra da bu durum aynı bu şekilde ilerler. Eşin kişisel borcundan dolayı haciz gelmesi, mal varlığı rejimi tarafından engellenir.

İlginizi Çekebilir: Hacze Kabil Olan ve Olmayan Mallar.

Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi Nedir?

Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi olarak ifade edilen kavram, Türk Medeni Kanunu maddeleri içeriğinde bulunur. Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin yer edinmesi, eşlerin herhangi bir süreçte evliliklerini bitirmesi durumunda eşit olarak paylaştırılacağı, anlamına gelir. Yani ailelerin ortak olarak kullanımında bulunan çeşitli mallar ya da ailenin genel olarak ekonomik geleceğini zarar eden mallar, paylaşmalı olarak dağıtılır. Burada yapılan yatırımlar aynı zamanda tasfiye sırasına eşit olarak pay edilir.

  • Manevi tazminat alacakları,
  • Miras yoluyla evlilik süresi boyunca edinilmiş mallar,
  • Karşılıksız olarak tarafların kazandırmaları,
  • Ya da ölüme bağlı olarak bulunan tasarruflar gibi çeşitli durumlar, hükümlülük süresi boyunca uygulanmaz.

Paylaşmalı mal ayrılığı, ispatlı yükümü gerektirir.

Eşlerin Mal Ayrılığı Rejimi İçindeki Malları

Mal ayrılığı rejiminde, eşlerin kendilerine ait olarak yer edilen kişisel malları bulunur. Bu mallar eşlerden her birine aittir. Yani mal ayrılığı rejimi davasında, eşlerin malları kendisine ait olduğunu ispat etme yükümlülüğü bulunur. Yargıtay kararı karşısında ya da hükümet kuralları gereğince ispat edilmediği takdirde, mallar paylı mülkiyet olarak sayılır. Eşlerden herhangi birine ait olan malın, ispat edilmesi gerekir. Özellikle bu durum boşanma davası içerisinde önemlidir.

Boşanma davası ile birlikte mal ayrılığı rejimi davası da yürütülebilir. Bu dava esnasında, kişi kendisine ait olan malları bir tarafa çekebilmek için bunları ispat etmesi gerekir. Hakim yeterli düzeyde ispat göremediği takdirde, bu durumu onaylamaz. Bu da kişinin zararına olur.

Mal ayrılığı rejiminde, eşler kendi borçlarından sorumludur. Yani eşlerin kendisine ait olarak kişisel borçları bulunur. Bu borçları da kişisel malları ile ödemekle yükümlüdür. Karşı tarafın kişisel mal varlığı ile birlikte, borç ödeme durumu mümkün değildir. Mal ayrılığı rejimi, evlilik esnasında halen devam ediyorsa borç durumu burada değişkenlik gösterir. Kendi borçlarından bütün mal varlığı ile eşler, sorumlu olarak bulunur.

Ancak, burada evlilik birliğinin de temsil yetkisi olarak yer edinen ve yapılan işlerde 3. sınıflar devreye girdiği takdirde, kişisel olarak mal rejiminden sorumlu olurlar. Yani temsil yetkisi burada 3. kişilere de aktarılır. Üçüncü şahıslara karşı yapılan, müteselsil olarak sorumluluk sağlanır. Mal ayrılığı rejiminde borçlardan sorumluluk, eşler arasında değişkenlik gösterir. Üçüncü şahıslara borç durumu sıçradığı zaman aynı şekilde etkilenmesi de mümkündür.

Eşler Arasında Mal Ayrılığı Rejimi İçin Tasfiye

Mal ayrılığı rejimi sona erdiği takdirde, tasfiye gerçekleşir. Yani eşler birbirlerine ait olarak bulunan malların, iadesini gerçekleştirir. Eşler kendisine ait olmayanları diğer tarafa iade eder. Bu durumu ispatla gerçekleştirebilir. İspat durumu diğer bir şekilde, kişinin kendisine ait olan mallarında sağlanır. Yani herhangi bir malın diğer tarafa ait olduğu ispatlı bir şekilde, hükümet karşısında çıkarılmalıdır. Hükümet bu durumun ispatlı olduğunu onayladığı takdirde, kişinin karına bir süreç ilerler. Ancak istediği doğrultuda onay alınmazsa, apayrı mülkiyetinde sayılır. Yani mallar karşılıklı olarak paylaştırılır.[8]

Mal Ortaklığı Rejimi Nedir?

Seçimlik mal rejimi türlerinden bir diğeri olan mal ortaklığı rejimi genel ve sınırlı mal ortaklığı olmak üzere başlıca iki gruba ayrılmaktadır. Bu iki mal ortaklığı rejimi Türk Medeni Kanu’nun 257-259. maddeleri arasında şu şekilde düzenlenmiştir;

Madde 257 – Genel mal ortaklığında eşlerin kanun gereğince kişisel mal sayılanlar dışındaki malları ile gelirleri ortaklık mallarını oluşturur. Eşler, ortaklık mallarına bölünmemiş bir bütün olarak sahip olurlar. Hiçbir eş, ortaklık payı üzerinde tek başına tasarruf hakkına sahip değildir.

II. Sınırlı Mal Ortaklığı

a. Edinilmiş Mallarda Ortaklık

Madde 258 – Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle sadece edinilmiş mallardan oluşan bir ortaklık kabul edebilirler. Kişisel malların gelirleri de bu ortaklığa dahildir.

b. Diğer Mal Ortaklıkları

Madde 259 – Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle belirli malvarlığı değerlerini veya türlerini, özellikle taşınmaz malları, bir eşin kazancını, bir meslek veya sanat icrası için kullandığı malları ortaklık dışında tutabilirler. Aksi sözleşmede öngörülmedikçe bu malların gelirleri ortaklığa dahil değildir. Mal ortaklığı rejiminde eşlerin kanun gereği kişisel sayılan malları dışındaki mal ve gelirleri ortaklık mal olarak kabul edilir. Eşler bu ortaklık malları üzerinde bir bütün olarak hak sahibidir. Mal ortaklığı rejiminde karşımıza “ortaklık malları” ve “eşlerin kişisel malları” terimleri çıkar.

Ortaklık Malları: Kanunda öngörülen ve eşlerin kişisel malı dışındaki mallar ortaklık malları kapsamına girer. TMK madde 261 uyarınca bir malın taraflardan birinin kişisel malı olduğu kanıtlanana kadar tüm mallar ortaklık mallarıdır.

Kişisel Mallar: Mal ortaklığı rejiminde kişisel mallar TMK madde 260’da düzenlenmiş olup kişisel mallar; mal rejimi sözleşmesi, üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması ya da kanun ile belirlenmektedir. Eşlerden her birinin kişisel kullanımındaki eşyalar ve manevi tazminat alacakları kişisel maldır. Örneğin; kadının kullanımında olan pırlanta küpeler kişisel mal olarak kabul edilmektedir.

Türk Medeni Kanununda Mal Rejimi Nedir?

III. Kişisel Mallar

Madde 260 – Kişisel mallar, mal rejimi sözleşmesi, üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması veya kanunla belirlenir. Eşlerden her birinin sadece kişisel kullanımına ayrılmış olan eşyası ile manevî tazminat alacakları kanundan dolayı kişisel malıdır. Bir eşin saklı pay olarak isteyebileceği malvarlığı değerleri, mal rejimi sözleşmesiyle ortaklığa dahil edildiği ölçüde, miras bırakanları tarafından kendisine kişisel mal olarak kazandırılamaz.

IV. İspat

Madde 261 – Bir eşin kişisel malı olduğu ispatlanmadıkça tüm malvarlığı değerleri ortaklık malı sayılır

Eşlerin Hakları

A. Mülkiyet Bakımından

Genel mal ortaklığı türünde eşlerin kanun gereği kişisel mal sayılan mallarının, yani eşlerden her birinin sadece kişisel kullanımına ayrılmış olan eşyalarının dışında kalan tüm mallar bir bütündür. Eşler bu mallar üzerinde elbirliğiyle mülkiyet hakkına sahiptir. Kişisel mallar için de her zamanki gibi her eş kendi kişisel malının mülkiyet hakkına sahiptir.

B. Yönetim ve Tasarruf Bakımından

Ortaklık Mallarında yönetim ve tasarruf hakkı olağan dönem ve olağanüstü dönem olarak ayrılmıştır. Olağan dönemde eşler ortak mallarda yasal sınırlar içerisinde yönetim ve tasarruf haklarını kullanabilmektedir.

TMK madde 262:Eşler, ortaklık mallarını evlilik birliğinin yararına uygun olarak yönetirler. Olağan yönetim sınırları içinde her eş, ortaklığı yükümlülük altına sokabilir ve ortak mallarda tasarrufta bulunabilir.

Olağanüstü dönemde ise yani olağanüstü yönetimde eşler bir arada ya da birbirlerinin rızasını alarak hareket etmelidir.

TMK madde 263: “Olağan yönetim dışında kalan konularda eşler, ancak birlikte veya biri diğerinin rızasını almak suretiyle ortaklığı yükümlülük altına sokabilir veya mallarda tasarrufta bulunabilir. Rızanın bulunmadığını bilmeyen veya bilecek durumda olmayan üçüncü kişiler için bu rıza var sayılır. Evlilik birliğinin temsiline ilişkin hükümler saklıdır.

Kişisel Mallar söz konusu olduğunda eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kalarak kendi kişisel mallarını yönetme ve tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.

C. Yararlanma Bakımından

Her eş ortaklık mallarından ortaklaşa yararlanır. Ortaklaşa malların gelirleri de her iki eşe aittir.

Mal Rejiminin Tasfiyesi ve Sona Ermesi Nedir?

Sona Erme

Eşlerden birinin ölümü, boşanma, evliliğin iptali, eşlerin başka bir mal rejimi sözleşmesine geçmeleri her mal rejiminin olduğu gibi mal ortaklığı rejiminin de sona ermesine neden olur.

Fakat diğer mal rejimlerinden farklı olarak mal ortaklığı rejiminde, eşlerden biri hakkında iflas açıklanması da sona erme nedeni olarak TMK madde 271/1’de düzenlenmiştir.

Mal Rejiminin Tasfiyesi

Denkleştirme: Bir eşin eşin kişisel malvarlığından doğan bir borç ortaklık mallarından veya ortaklık mallarına ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise taraflar denkleştirme talep edebilir. Kişisel maldan mı kaynaklı yoksa ortaklık malından mı kaynaklı olduğu bilinmeyen borçlar ispat edilene kadar ortaklık malına ilişkin sayılır.

Değer Artış Payı: Eşlerden birinin kişisel malı ya da ortaklık malı bir başka mal kesime giren malvarlığının edinilmesine ya da iyileştirilmesine katkı sağlamış ise edinilmiş mallara katılma rejimindeki değer artış payına ilişkin hükümler mal ortaklığı rejiminde de uygulanacaktır.

Paylaşma:

a) Ölüm veya başka bir mal rejiminin kabulü halinde mal rejimi sona erdiyse her eşe ve mirasçılarına ortaklık mallarının yarısı verilir.
b) Diğer haller ile mal rejimi sona erdiyse her eş kendi kişisel malı sayılacak olanları ortaklık mallarından alır. Geriye kalan ortaklık malları ise eşler arasında eşit olarak paylaştırılır.[9]

Mal Rejimi Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme, Zamanaşımı ve Faiz

Yasal mal rejiminin tasfiyesi davası, eşler arasındaki mal rejiminin kanunda yazan sebeplerden birisi ile sona ermesi sonrası, tarafların mal paylaşmaları amacını taşıyan bir davadır. Bu davada taraflar birbirinden olan alacaklarını talep ederler. Talep edebilecekleri hakların belirlendiği davaya da yasal mal rejiminin tasfiyesi davası denir.

Mal rejimin tasfiyesi davasında taraflar genellikle birbirinden “katılma alacağı, değer artış payı alacağı” gibi bazı alacakları talep ederler. Mal rejiminin tasfiyesi davasında kural olarak ayni talepler yer almaz. Örneğin, ortak edinilmiş bir gayrimenkulün veya arabanın kendi adına mülkiyetini (tescilini) isteyemez.

Bu davalarda öğretide farklı görüşler olsa da Yargıtay kararlarına ve genel kabule göre TBK’nın 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Zamanaşımının başlangıcı mal rejiminin sona erme tarihidir. Örneğin, boşanma davası açılmış ise boşanma davasının açılma tarihi on yıllık zamanaşımı süresinin başlangıç tarihidir. Evlilik ölüm ile son bulmuşsa ölüm tarihi zamanaşımının başlangıç tarihidir.

Yasal mal rejimi davalarında Aile Mahkemeleri görevli mahkemelerdir. Yetkili mahkeme ise, TMK’nın 214. maddesine göre;mal rejimi ölümle sona ermiş ise ölenin son yerleşim yeri mahkemesi; boşanmaya, evliliğin iptaline veya hakim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi halinde bu davalarda yetkili olan mahkeme; diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi” yetkili mahkemedir.

Bu yetki kuralı kural olarak kesin yetki kuralı değildir, bu nedenle yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi şarttır. Ancak, evliliğin ölümle son bulduğu durumlarda yetkili mahkemenin kesin olup olmadığı öğretide tartışmalıdır. Yargıtay bu durumda “ölenin yerleşim yeri” mahkemesinin kesin yetkili olduğuna karar vermektedir.

Yargıtay’ın 2013, 2015, 2016, 2017 yılı kararlarına göre mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalar belirsiz alacak davası olarak açılabilmektedir.

Son olarak katılma alacağına ve değer atış payına ilişkin davalarda faiz tasfiyenin sona ermesinden itibaren başlar. Tasfiyenin sona erme tarihi mal rejimi davasına ilişkin mahkemenin karar tarihi olarak kabul edilir. Ancak, katkı payı alacağı davalarında ise faiz dava tarihinden itibaren işler.[10]


Anahtar Kelimeler: Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Mal Rejiminin Tasfiyesi, Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi, Mal Rejiminin Tasfiyesi, Mallara Katılma Rejimi, Mal Rejimi, Edinilmiş Mallar, Yasal Mal Rejimi, Evlilik Sözleşmesi, Mal Tasfiyesi, Mal Paylaşımı, Yasal Mal rejimi, Olağanüstü Mal Rejimi, Kanuni Mal Rejimi, Evlilikte Mal Paylaşımı, Boşanmada Mal Paylaşımı, Evlilikte Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi, Evlilikte Mal Rejiminin Tasfiyesi, Boşanmada Mal Rejiminin Tasfiyesi, Boşanma ve Mal Rejiminin Tasfiyesi.


Referanslar

  • [1] Manyas Hukuk Bürosu, “Mal Ayrılığı Rejimi Nedir” <https://www.manyas.net/mal-ayriligi-rejimi-nedir/>.
  • [2] Engin Topatan Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, “Mal Rejimi Davaları” <https://www.ekintopatan.av.tr/blogdetay/mal-rejimi-davalari-bolum-4-mal-rejimi-sozlesmesi>
  • [3] 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu <https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.4721.pdf>.
  • [4] 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu <https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.4721.pdf>.
  • [5] 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu <https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.4721.pdf>.
  • [6]“Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Tasfiye”  <https://aebhukuk.com/mal-rejimleri-ve-edinilmis-mallara-katilma-rejiminde-tasfiye/>
  • [7] “Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi” <https://www.delilavukatlik.com/post/edinilmis-mallara-katilma-rejimi>
  • [8] <https://www.melihsaatci.av.tr/esler-arasinda-mal-ayriligi-rejimi/>.
  • [9] “Mal Ortaklığı Rejimi Nedir” <https://www.ahmetekin.com/mal-ortakligi-rejimi-nedir/>.
  • [10] “Mal Rejimi Davalarında Görevli Mahkeme” <https://alicoldemli.wixsite.com/alicoldemli/post/mal-reji%CC%87mi%CC%87-davalarinda-g%C3%B6revli%CC%87-ve-yetki%CC%87li%CC%87-mahkeme-zamana%C5%9Fimi-ve-fai%CC%87z>.