| Okuma Süresi: 12 Dakika

Hacze Kabil Olan ve Olmayan Mallar

AV. ADEM AKKIR ST. AV. ADEM BURAK YILMAZ ST. AV. SERKAN TAĞAL

HACZE KABİL OLAN VE OLMAYAN MALLAR

Hacze Kabil Olan ve Olmayan Malın Tanımı

Kanun koyucu, başta sosyal nedenler olmak üzere çeşitli sebeplerle, bazı hak ve malların haczedilemeyeceğini hükme bağlamıştır. Bu hükümlerin temel amacı; toplumdaki sosyal ve hukuki dengeyi sağlamak, borçlunun ve özellikle yakın çevresinin yaşamlarını idame ettirebilmesini sağlamak ve gerek ulusal hükümlerle, gerek uluslararası hükümlerle koruma altına alınmış olan temel hak ve özgürlükleri korumaktır.

Hacze Kabil Mal; borçlunun, borçlarından ötürü haczedilebilen mallarıdır.
Hacze Kabil Olmayan Mal; borçlunun, borçlarından ötürü haczedilmesi hukuki düzenlemeler ile yasaklanmış olan mallarıdır.

İlginizi çekebilir: Haczedilemeyen mallar nelerdir?

Kural olarak borçlunun her türlü malvarlığı hacze kabildir yani haczedilebilir durumdadır. Bir malın haczedilememesi için bu durumun yasal olarak düzenlenmiş olması gerekmektedir. İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesinde tamamı haczedilemeyen malvarlığı değerleri; 83. maddesinde ise bir kısmı haczedilemeyen malvarlığı değerleri düzenlenmiştir. Bunlar dışında, çeşitli özel kanunlarda haczedilemeyecek olan başka mallar da düzenlenmiştir. Ancak, bu yazıda yalnızca İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenmiş olan, hacze kabil olmayan mallar açıklanacaktır.

A) Hacze Kabil Olan Mallar

Hacze kabil olan mallar, haczin konusunu oluşturur. Dolayısıyla haczin konusunu, hacze kabil olan borçlunun taşınır ve taşınmaz malları, üçüncü kişilerdeki alacakları ve diğer parasal mal varlığı değerleri oluşturur.

Bu husus, İcra İflas Kanunu md. 85/1’de; Borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısla olan taşınır mallarıyla taşınmazlarından ve alacak ve haklarından alacaklının ana, faiz ve masraflar da dahil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarı haczolunur” denilerek açık bir şekilde ifade edilmiştir.

Haczin konusu bakımından şuna dikkat etmek gerekir: Borçlunun bütün malvarlığı değil, sadece kıymet takdirine göre, borcu karşılamaya yeten malları haczedilir. Dolayısıyla icra müdürünün borcu aşan miktarda yaptığı hacizler aşkın haciz sebebi ile şikayet edilebilir.[1]

B) Hacze Kabil Olmayan Mallar

İcra ve İflas Kanunu ve takip hukuku uyarınca, asıl olan alacaklının alacağına kavuşmasını sağlamak olduğu için, kural olarak borçluların bütün mal ve hakları haczedilebilir. Bu ana kural olduğundan ötürü, bunun aksinin söz konusu olabilmesi, yani bir malın haczedilememesi için, yasal düzenlemenin bulunması zorunludur. Haczedilememezlik durumu istisnai olduğu için bu tür yasal düzenlemeler dar yorumlanmalıdır.

Mesela, çiftçilere yapılan doğrudan gelir desteği ödemelerinin haczedilemeyeceği yönünde İcra ve İflas Kanunu’nda, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nda ya da diğer kanunlarda hüküm bulunmuyor. Bu sebeple çiftçilere yapılan doğrudan gelir desteği ödemeleri haczedilebilir.[2]

Kanun koyucu; borçlunun ve ailesinin yaşaması ve ekonomik varlığını devam ettirmesi, tamamen topluma muhtaç hale gelip toplumsal dengenin bozulmaması için borçlunun bazı mal ve haklarının tamamının veya bir kısmının haczedilemeyeceğini kabul etmiştir.[3]

a) Tamamı Haczedilemeyen Mal Varlığı Değerleri

aa) Maddi Hukuk Bakımından Başkasına Devri Mümkün Olmayan Mal ve Haklar

Maddi hukuk açısından başkasına devredilemeyen mal ve haklar haczedilemez. Bu durum kanuna dayanmaktadır. Eğer böyle bir yasal düzenleme yapılmamış olsaydı, taraflar aralarında birtakım sözleşmeler yaparak, bu tür mal ve hakların haczedilebileceğini öngörebilirdi. Zira, kişiler yasal sınırlar içerisinde kalarak her zaman mal ve haklarının haczedilebileceğini kararlaştırabilirler. Maddi hukuk bakımından başkasına devredilemeyen mal ve haklara örnek verirsek;

  • Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar (TMK md. 23),
  • Ana ve babanın çocuk malları üzerindeki kullanma hakkı ( TMK md. 838),
  • Oturma hakkı ( TMK md. 823),
  • Diğer irtifak hakları ( TMK md. 677),
  • Manevi tazminat istemleri ( TBK md. 56-58).

bb) İcra İflas Kanunu’nun 82. Maddesine Göre Tamamı Haczedilemeyen Mal Ve Haklar

aaa) Devlet Malları

Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olan mallar haczedilemez. Şu nokta vurgulanmalıdır ki; bu kural ile yasaklanan işlem ‘haciz‘ işlemidir. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı icra takibi yapılmasına ya da devletin kiralamış olduğu bir bina veya işyerinden tahliye edilmesine ilişkin bir işlem yapılmasına bir engel bulunmaz.

Devlet mallarının haczedilemeyeceğine ilişkin yasak, kamu düzenindendir ve bu sebeple bu malların haczedilemeyeceği süresiz şikayet yolu ile her zaman ileri sürülebilir.

Bu malların neden haczedilemeyeceği Hukuk Genel Kurulu’nun 26.02.2003 tarihli, 2003/12-116 Esas, 2003/111 Karar Numaralı, kararında şu şekilde ifade edilmiştir; “Devlet mallarının haczedilemezliği kuralı, kamu hizmetlerinin düzenli ve aralıksız olarak yürütülmesini sağlamak için öngörülmüştür. Devletin kendisine ait olan borcu ödemesi zorunluluğu, kamu kişiliğinin saygınlığı ve onuru gereğince bulunmaktadır. Dolayısıyla, devletten alacaklı olan kişiler takip yollarına başvurmadan, alacaklarını alabilmelidirler. Ayrıca, devleti niteleyen egemenlik, devlete karşı zorlayıcı güç (cebir) kullanılmasıyla bağdaşmaz. Cebir, devlete tanınmış bir yetkidir ve devlete karşı kullanılamaz.”

Genel ve özel bütçeye tabi olan idarelerin malları devlet malı sayılır ve mesela devlet tüzel kişiliğine ait olan binalar, araçlar, devlet ormanları ve bunlardan çıkarılan ham ve yarı mamul maddeler haczedilemez.[4]

Ancak, düzenleyici ve denetleyici kamu kurumları ile sosyal güvenlik kurumları ve yerel yönetimlerin malları 5018 sayılı kanun gereğince devlet malı değildir. Dolayısıyla bu kurumların mallarının haczedilip, haczedilemeyeceğine ilişkin olarak özel yasalara bakmak gerekir. Eğer bu yasalarda da aksi bir hüküm yoksa, bu kurumların malları haczedilebilir.[5]

Yargıtay’a göre, özel yasalarında bir kuruluşun kamu tüzel kişisi olduğunun belirtilmesi, başlı başına o kuruluşun mallarının İcra İflas Kanunu uyarınca haczedilemeyeceği anlamına gelmez. Bir kamu tüzel kişisinin mal ve gelirlerinin haczedilememesi için özel yasasında bu yönde açık bir hükmün bulunması gerekir.[6]

Bu hususla ilgili bir örnek verirsek: Mesela, belediye kanunu md. 15/6’ya göre; belediye’nin proje karşılığı, borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez.

Aynı şekilde, İl Özel İdaresi Kanunu md. 7’ye göre; İl Özel İdaresinin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde edilen gelirleri; vergi, resim ve harçları, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları haczedilemez.

Görülüğü üzere, belediye’ye veya İl Özel İdaresi’ne ait olan bir malın haczedilemezliği ancak fiili durumun tespiti ile belirlenebilir. Eğer bu kurumlara ait olan bir mal, kamu hizmetinde fiilen kullanılıyorsa haczedilemez, önemli olan fiilen kullanılmasıdır. Kamuya özgülenmiş olması yeterli değildir. Dolayısıyla, mesela; belediye otobüsleri, çöp kamyonları, itfaiye araçları gibi mallar haczedilemez.

Bu konuda Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin, 16.02.2016 tarihli, 2015/27315 Esas Nolu, 2016/3967 Karar Sayılı, kararına göre; Belediye başkanının makam aracının haczi mümkündür. Çünkü bir aracınü makam aracı olarak kullanılıyor olması, onun fiilen kamu hizmetinde kullanıldığı anlamına gelmemektedir. Ayrıca, kamu hizmetinin yürütülebilmesi için belediye başkanının makam aracının bulunması da gerekmez. Zaten belde sakinlerinin ortak nitelikteki gereksinimlerini karşılamak üzere kurulan belediye tüzel kişiliğinin borcu varken, belediye başkanının makam aracı kullanması, Anayasa’ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırıdır ve kamu vicdanını rahatsız eder.”[7]

Köy orta malları da haczedilemez. Çünkü, 442 sayılı Köy Kanunu md. 8’e göre, köyün orta malı kanun karşısında devlet malı gibi korunur. Ancak köyün orta malı niteliğinde olmayan, malvarlığından kaynaklanan özel gelirleri haczedilebilir. Mesela, köyün özel hukuktan doğan alacakları bu kapsamdadır.[8]

Yargıtay’a göre de, köy orta malı; köy tüzel kişiliğinin taşınır ve taşınmaz tüm mallarını kapsayan bir kavramdır ve köye ait taşınır ve taşınmaz mallar haczedilemez. Örneğin; köye ait mera ve otlaklar, köy hizmetleri için köylüden toplanan para ve köyün bankadaki parası haczedilemez.[9]

bbb) Ekonomik Faaliyeti, Bedeni Çalışmasına Bağlı Borçlunun Mesleğini Sürdürebilmesi İçin Gerekli Olan Her Türlü Eşya

İcra İflas Kanunu md. 82/1-2’ye göre; Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya haczedilemez.

Burada önemli olan, borçlunun ekonomik faaliyetinin bedeni çalışmasına dayanmasıdır. Eğer bir mesleği icra eden borçlunun kişisel çalışması ve faaliyeti ön plana çıkıyorsa, ekonomik faaliyetinin bedeni çalışmasına dayandığı kabul edilebilir. Mesela; bir doktorun stetoskobu veya terzinin dikiş makinesi haczedilemez.

Ancak eğer sermaye, kişisel çabadan daha üstünse bu durumda bir teşebbüs söz konusu olacağı için teşebbüsün malları haczedilebilecektir. Mesela; özel bir hastanenin bilgisayarı, ultrason cihazı veya bakkalın buzdolabı ya da seyahat şirketinin otobüsü.

Her ne kadar, borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan eşya satılamaz denilse de eğer bu eşyanın değeri fazlaysa, bu eşya haczedilerek satılır, fakat satış bedelinden borçlunun durumuna uygun olan bir kısmı, ihtiyacını karşılayabilmesi için borçluya bırakılır.

ccc) Borçlu ve Aynı Çatı Altında Yaşayan Aile Bireyleri İçin Gerekli Eşya

İcra İflas Kanunu md. 82/1-3’e göre; Borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için gerekli eşya satılamaz. Bu kapsamda mesela; aile bireyleri için gerekli olan yatak, soba, elbise, mutfak eşyası, perde, koltuk takımı, buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, fırın, hali gibi ev eşyaları haczedilemez.

Ancak değeri yüksek, muhafaza etmesi ve satılması kolay olan televizyon, kurutma makinesi gibi eşyalar borçlu ve ailesi için gerekli eşyalardan değildir.[10]

Ancak, Yargıtay tarafından televizyonun haczedilebileceği yönünde kararın eleştirisi de doktrinde oldukça fazladır. Televizyonun bir temel ihtiyaç, lüzumlu ihtiyaç olduğu bu sebeple haczedilemeyeceği görüşü yoğunluktadır. Fakat icra müdürlükleri tarafından genel uygulamalar, televizyonun büyük ekran, lcd, internet bağlantılı olması gibi özellikler dikkate alınarak uygulamada haciz gerçekleştirilmektedir.

Borçlunun evinde iki tane buzdolabı veya çamaşır makinesi varsa bunlardan biri haczedilemez. Böyle bir durumda doğal olarak korunması ve satılması kolay olan eşyalar haczedilmelidir. Değeri düşük, korunması ve satılması zor olan borçluya bırakılması, diğerleri haczedilmelidir.[11]

“… Haczedilen ‘Show’ marka tüplü televizyonun borçluya bırakılıp aynı amaca hizmet eden, değeri daha yüksek olup satışı kolay olacak olan ‘Vestel’ marka LCD televizyonun haczedilmesi, yine aynı gerekçe ile ‘Casper’ marka tüplü bilgisayarın ve kasasının borçluya bırakılıp ‘Exper’ marka bilgisayar kasası ve LCD bilgisayar monitörünün haczi gereklidir. Ayrıca, lüzumlu eşya sayılmayan ‘Goodmen’ marka koşu bandı, ‘HP’ marka yazıcı, ‘Canon’ marka fotokopi makinesinin haczi isabetlidir…’’[12]

Gerekli eşya kavramından ne anlaşılması gerekir?

Yargıtay’a göre; mütevazi bir yaşam standardının sürdürülebilmesi ve içinde bulunulan toplumsal statünün asgari koşullarının korunmasına yarayan, borçlunun yaşamını sürdürebilmesi için zorunlu olan her türlü eşya gereklidir.

Gerekli eşyanın değeri çok fazla olmadığı sürece, haczedilmezlik şikayeti dinlenmelidir.[13]

Son olarak; para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler her durumda haczedilebilir.

ddd) Çiftçinin Kendisinin ve Ailesinin Geçimi İçin Zorunlu Olan Eşyalar, Çiftçi Olmayanların Meslek ve Sanatı İçin Gerekli Olan Araç ve Gereçleri İle Kitapları ve Ayrıca Arabacı, Kayıkçı, Hamal Gibi Küçük Nakliye Erbabının Geçimlerini Sağlayan Nakil Araçları

Eğer borçlu çiftçi ise, kendisinin ve ailesinin geçimi için zorunlu olan arazi ve çift hayvanları (at, öküz, katır vb.) ve nakil araçları (at veya öküz arabası veya römork vb.) ve diğer eklentiler ve tarım aletleri (tırmık, çapa, sapan vb.) haczedilemez. Nakil araçlarından traktöre ayrı bir parantez açmak gerekir. Eğer traktör, borçlu ve ailesinin geçimi için zorunluysa haczedilemez ancak değilse haczedilebilir.[14]

Bir traktörün borçlunun haline uygun olup olmadığı, haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin gereksinimlerine göre belirlenir. Bura­daki ‘aile’ terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşa­yan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar.

Yargıtay’a göre icra mahkemesi­nin şikâyet başvurusu üzerine ilgilinin çiftçilik mesleğini devam ettirebilmesi için bu mesleği icra ettiği arazinin miktar ve niteliği de gözetilerek traktöre ge­reksinimi olup olmadığı, gereksinimi varsa şikâyete konu traktörün kıymeti ile borçlunun haline münasip traktörü edinmesi için gerekli bedel bilirkişilere tes­pit ettirildikten sonra, haczedilen traktörün kıymeti bundan fazla ise satılması­na karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen traktör için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı hak sahiplerine ödenmelidir. Bu ölçütleri aşan nitelik ve sayıdaki traktör ise maddede öngörülen amaca aykırı­dır. Borçlunun büyük ölçekte tarım arazisine sahip olması, çok sayıda traktöre sahip olmasını gerektirmediği gibi, çok nitelikli ve birden fazla traktöre sahip olması da maddenin amacına aykırıdır.[15]

Borçlunun İİK’nun 82. maddesinin birinci fıkrasının 4. bendinden yararlanabil­mesi için asıl mesleğinin çiftçilik olması, yani geçimini çiftçilik ile sağlaması gerekmektedir.

Bunun için borçlunun kendisinin ziraat yapması zorunlu olmayıp, tarım arazisini ortakçıya (yarıcıya) vermek suretiyle işletmesi veya kiraya vermesi durumunda de bu madde uyarınca haczedilmezlik şikâyetinde bulunabilir. Asıl işi çiftçilik olan borçlunun yan gelir elde etmek amacıyla yan işler yapması çiftçilik sıfatını orta­dan kaldırmaz. Böyle bir durumda, borçlunun kendisi ve ailesinin geçimi için zo­runlu olan arazinin miktarı tespit edilerek borçlunun şikâyet konusu yaptığı mal veya araçların hangilerinin borçlunun çiftçilik mesleğinin devamı için zorunlu, vazgeçilmez olduğunun keşif ve bilirkişi incelemesi ile belirlenmeli ve borçlunun elde ettiği ek gelirler de dikkate alınarak hesaplama yapılmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.[16]

Haczedilmemesi gereken taşınır ve taşınmaz mallar ve miktarları tespit edilirken borçlunun ve ailesinin geçimi için zorunlu olup olmadığı ve tarımsal faaliyetini sürdürebilmesi için gerekli olup olmadığı hususunun göz önünde tutulması gerekmektedir.[17]

Borçlu çiftçi değilse meslek ve sanatı için gerekli olan araç ve gereç­leri ile kitapları ve ayrıca arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük nakliye erbabının geçimlerim sağlayan nakil araçları haczedilemez. Meslek için gerekli olan aletlerin haczedilemez sayılabilmesi için borçlunun haciz anında bu mesleği fiilen icra etmekte ve kendisi ve ailesinin geçimi için gerekli olan parayı bu mesleğin icrası suretiyle sağlamakta olması gerekir. Örneğin; boyacının boya sandığı ya da hamalın el arabası haczedilemez.

Bu konuda bir örnek kararı incelersek;

“İİK’nın 82/1-4. maddesi hükmü gereğince: borçlunun mesleği için lüzumlu olan alet ve edevat haczedilemez. Somut olayda, borçlu nezdinde haczedilen bir adet HP marka bilgisayar takımı ile 2 adet … marka ilaç muhafaza dolabı yukarıda anılan madde kapsamında kalmakta olup haczi mümkün değildir. Zira borçlunun eczacılık mesleğim devam ettir­mesi için şikâyete konu bilgisayar takımı ile ilaç muhafaza dolaplarının bulunması gerekli ve zorunlu olup: sözü edilen eşyaların haczedilmesi mesleğin ifasını imkânsız hâle getirir. Bu durumda, mahkemece, bir adet bilgisayar takımı ve 2 adet ilaç muhafaza dolabı yönünden şikâyetin ka­bulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.’’[18]

Eğer bu malların değeri fazlaysa, bu mallar haczedilir ve satılır. Ancak satış bedelinden, borçlunun durumuna uygun bir kısmı; ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla borçluya bırakılır.

eee) Borçlu ve Ailesinin İdaresi İçin Gerekli Olan Hayvanlar İle Bunların Üç Aylık Yem ve Yataklıkları

İİK md. 85/ 1-5’e göre; Borçlu ve ailesinin idaresi için gerekli ise borçlunun seçeceği bir süt veren mandası ya da ineği veya üç keçisi ya da koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları haczedilemez. Bu malların haczedilemez sayılabilmesi için borçlunun çiftçi olması gerekmez.

Ayrıca, evcil hayvanların haczi ile ilgili düzenleme 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılmış ve kanun koyucu evcil hayvanların haczini yasaklamıştır. Nitekim Hayvanları Koruma Kanunu’nun 5.maddesi “ticari amaç güdülmeden bilhassa ev ve bahçesi içerisinde bakılan ev ve süs hayvanları sahiplerinin borcundan dolayı haczedilemezler” hükmünü haizdir. Bu madde hükmü açıkça evde, herhangi bir ticari amaç gütmeden yetiştirilen süs hayvanlarının (köpek, kedi gibi) haczini yasaklamaktadır.

fff) Borçlunun ve Ailesinin Yiyecek ve Yakacakları İle Borçlu Çiftçi İse Tohumluğu

İİK md. 85/1-6’ya göre; Borçlunun ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ile borçlu çiftçi ise ayrıca gelecek mahsul için gerekli olan tohumluğu haczedilemez. Buradaki iki ay, haczi takip eden iki aydır ve ihtiyaç bu iki aya göre belirlenir.

ggg) Borçlunun Kendisini ve Ailesinin Geçinmeleri İçin Zorunlu Olan Bağ, Bahçe İle Gerekli Olan Araç ve Gereç

İİK md. 82/1-7’ye göre; Borçlu bağ, bahçe, meyve veya sebze yetiştiricisi ise kendisi ve ailesinin geçinmesi için zorunlu olan bağ, bahçe ile bu sanat için gerekli olan araç ve gereç haczedilemez. Borçlu, geçimini hayvan yetiştirmek yoluyla sağlıyorsa kendisini ve ailesinin geçinmeleri için zorunlu olan miktarda hayvan ve bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları haczedilemez. Eğer bu bağ, bahçe ile araç ve gereçlerin değeri fazlaysa, bunlar haczedilir ve satılır. Ancak satış bedelinden, borçlunun durumuna uygun bir kısmı; ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla borçluya bırakılır. Bahçenin haczedilemez olarak nitelendirilebilmesi için işlenmiş olması gerekmektedir. Dolayısıyla ekilmeyen bahçe haczedilebilir.

hhh) Haczolunmamak Üzere Kurulmuş Olan Ömür Boyu Gelirler

İcra ve İflas Kanunu md. 82/1-8’e göre; Haczolunmamak üzere kurulmuş olan ömür boyu gelirler haczedilemez.

ııı) Ordu ve Kolluk (Zabıta) Hizmetlerinden Malul Olanlara Bağlanan Emekli Maaşları İle Bir Kısım Maaş, Tazminat ve İkramiyeler

İcra ve İflas Kanunu md. 82/1-9’a göre; Memleketin ordu ve kolluk (zabıta) hizmetlerinden malul olanlara bağlanan emekli maaşları ile bu hizmetlerden birinin ifası nedeniyle ailelerine bağlanan maaşlar ve ordunun hava, denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış tazminat ve ikramiyeleri haczedilemez.

iii) Bir Yardımlaşma Sandığı veya Derneği Tarafından Hastalık, Zaruret ve Ölüm Gibi Durumlarda Bağlanan Maaşlar

İcra ve İflas Kanunu md. 82/1-10’a göre; Bir yardımlaşma sandığı veya derneği tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi durumlarda bağlanan maaşlar haczedilemez. Mesela; baro yardımlaşma sandığının ya da Kızılay’ın yaptığı yardımlar haczedilemez.

jjj) Tazminat Olarak Zarar Görenin Kendisine veya Ailesine Toptan ya da İrat Şeklinde Verilen veya Verilmesi Gereken Paralar

İcra ve İflas Kanunu md. 82/1-11’e göre; Vücut veya sağlık üzerine verilen zararlar için tazminat olarak zarar görenin kendisine veya ailesine toptan ya da irat şeklinde verilen veya verilmesi gereken paralar haczedilemez. Mesela; haksız eylemden kaynaklanan cismani zarardan dolayı ödenmesine karar verilen para.

kkk) Borçlunun Haline Münasip Evi

Genel olarak İcra ve İflas Kanunu md. 82/1-12’ye göre; Borçlunun haline münasip (kendisine yeten) evi hac­zedilemez.

Ev, yerel geleneklere göre konut olarak kullanılmaya elverişli olan yerlerdir. Bağımsız ev, apartman dairesi, paylı mülki­ yet veya elbirliği mülkiyeti payı da bu anlamda ev sayılır.[19]

Ayrıca İİK m. 82, I/12’ye paralel bir düzenleme AATUHK m. 70, I/11’de de yer almaktadır.

Bahsi geçen maddeye göre; “borçlunun haline münasip evi ancak evin değeri fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılabilir.”

Bir evin borç­lunun haline uygun olup olmadığı, onun haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin gereksinimlerine göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, geniş anlamda olup borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar.[20]

Haczedilen evin aynı zamanda aile konu­tu olduğu durumlarda, hâline münasip ev kavramı yalnızca borçlunun değil borçlunun ve ailesinin sosyal ve ekonomik durumuna uygun olan konut bi­çiminde anlaşılmalıdır.[21]

Örnek mahkeme kararlarını incelersek;

“…İİK’nın 82. maddesinin 1. fıkrasının 12. bendi gereğince: borç­ lunun “haline münasip’’ evi haczedilemez. Bu maddeye dayalı haczedilmezlik şikâyetinde bulunma hakkı borçlunun şahsına sıkı sıkıya bağlıdır. Bir başka ifadeyle meskeniyet şikâyeti, şahsi hak niteliğinde olup iddiada bulunan kişinin ihtiyacı ve haczedilen meskenin bu şahsın haline münasip olup olmadığı araştırılarak sonuçlandırılması gerekir. Bu nedenle, haczedilmezlik şikâyetinin incelenmesi sırasında şikâyetçi borçlunun ölümü ha­linde mirasçıların yargılamayı sürdürmeleri mümkün değildir.

Somut olayda, borçlu Hafıze …’ın haczedilmezlik şikâyetinde bulunduktan sonra 21.12.2019 farilimde öldüğü dosyada mübrez nüfus kayıt örneğinden anlaşılmaktadır. Bu mirasçının kendisi ve ailesinin ihtiyacı nedeniyle bu yargılamaya devam etmesi olanaklı değildir. O halde, mah­kemece şikâyetçi borçlu Hafıze … m ölümü nedeniyle meskeniyet iddiasının dayanağı ve dolayısıyla haczedilmezlik şikâyetinin konusu kalmadığından istemin vefat eden borçlu yönünden reddi gerekirken, şikâyetin esası incelenerek kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.”[22]

“… İİK’nın 82. maddesinin 1. fıkrasının 12. bendinde: borçlunun haline münasip evinin haczolunamayacağı ifade edilmiştir. Anılan yasal düzenleme uyarınca, meskeniyet şikâyeti, yalnızca takip borçlusuna ta­ unmuş bir hak olup: takipte borçlu sıfatı taşımayan üçüncü kişinin bu şi­kâyette bulunmaya hakkı yoktur.

Somut olayda, şikâyetçi A. Ö.’nün yukarıda değinilen yasal düzenleme ve açıklamalar uyarınca icra takibinde “borçlu” sıfatını taşımaması nedeniyle takip borçlusu Dikmen İkan’nın ise taşınmazın maliki olmama­sı sebebiyle meskeniyet şikâyetinde bulunamayacakları açıktır. Bu du­rumda mahkemece şikâyetin aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.”

lll) Öğrenci Bursları

İcra ve İflas Kanunu md. 82/1-13’e göre, öğrenci bursları haczedilemez.

cc) İcra İflas Kanunu’nun 83. Maddesine Göre Bir Kısmı Haczedilemeyen Mal Ve Haklar

İcra ve İflas Kanunu md. 83’e göre bir kısmı haczedilemeyen mal ve haklar şunlardır;

aaa) Maaşlar, Ödenekler ve Her Türlü Ücretler

İİK m. 83’te kısmen haczi caiz olan şeyler sayılmıştır. Buna göre, her tür ücretler, maaşlar ve ödenekler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar ve emekli aylıkları kısmen haczedilebilir.

bbb) İntifa Hakları ve Hasılatları

Buradan anlaşılması gereken şey, intifa hakkının kullanılmasıdır.

ccc) İlama Bağlı Olmayan Nafakalar

Sözleşmeye dayanan nafaka alacakları kısmen haczedilebilir. Ancak ilama bağlı nafakalar hiçbir şekilde haczedilemez. Çünkü mahkeme nafaka alacaklısının geçinmesi için zorunlu olan miktarı dikkate alarak nafakayı takdir etmiştir.

ddd) Sigortalar Veya Emekli Sandıkları Tarafından Tahsis Edilen Gelirler (İratlar)

İcra İflas Kanunu’na göre bir kısmı haczedilemeyen bu mallar, ancak borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra memurunca takdir edilen miktar çıkarıldıktan sonra haczolunabilir. Fakat haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz.

Yani borçlunun ücretinin tamamı borçlunun ve ailesinin geçinmeleri için yeterli olmasa dahi icra müdürü, borçlunun ücretinin dörtte birini her durumda mutlaka haczetmek zorundadır. Bu en alt sınırdır, daha fazlası da haczedilebilir. İcra memuru haczedeceği miktarın azami sınırını belirlerken borçlunun ve ailesinin gereksinimini göz önünde bulundurur. İcra memuru bu takdiri kendisi yapabileceği gibi, bunun için bilirkişiye başvurabilir.

Anahtar Kelimeler: Hacze Kabil Olan ve Olmayan Mallar, Hacze Kabil Olan Mallar, Hacze Kabil Mallar, Hacze Kabil Olmayan Mallar.


Referanslar

  • [1] ERCAN, s. 387.
  • [2] Hukuk Genel Kurulu, 09.04.2008 tarihli, 2008/12-310 Karar Numaralı Karar; 12. Hukuk Dairesi, 29.04.2008 Tarihli, 2008/6126 Esas Numaralı, 2009/8991 Karar Numaralı Karar.
  • [3] PEKCANITEZ/ATALAY/SUNGURTEKİN/ÖZEKES, s. 151.
  • [4] KURU, s. 232.
  • [5] OSKAY/KOÇAK/DEYNEK/DOĞAN s. 2336.
  • [6] Hukuk Genel Kurulu, 26.02.2003, E. 2003/12-116, K. 2003/111.
  • [7] 12. Hukuk Dairesi, 16.02.2016, E. 2015/27315, K. 2016/3967.
  • [8] 12. Hukuk Dairesi, 24.02.2011, E.2010/13310, K. 2011/1884.
  • [9] 12. Hukuk Dairesi, 24.02.2011, E.2010/13310, K. 2011/1884.
  • [10] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 04.04.2013, E. 2013/3365, K. 2013/12821.
  • [11] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 04.04.2013, E. 2013/3365, K. 2013/12821.
  • [12] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 26.03.2013, E. 2012/27279, K. 2013/11536.
  • [13] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 17.04.2015, E. 2015/1100, K. 2015/10128.
  • [14] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 14.11.2013, E. 2013/26694, K. 2013/36036.
  • [15] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 21.03.2018, E. 2016/30070, K. 2018/2878.
  • [16] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 21.03.2013, E.2016/30070, K2018/2878.
  • [17] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 14.11.2013, E. 2013/26694. K. 2013/36036.
  • [18] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 04.05.2015, E. 2015/3221, K. 2015/12125.
  • [19] ULUKAPI, s.84.
  • [20] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 24.4.2007, E. 2007/5814. K. 2007/7966.
  • [21] Anayasa Mahkemesi, 12/12/2019, BN 2016/10454 [GK], 42.
  • [22] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 21/09/2020, E. 2020/3733, K. 2020/7289.