| Okuma Süresi: 4 Dakika
|

Denkleştirme Davası Nedir?

KERİM KOCAMAN ELİF AYBÜKE YILMAZ BARIŞ GÜLLER
Denkleştirme Davası Nedir?

MGC Legal ekibinin hazırladığı işbu “Denkleştirme Davası Nedir?” başlıklı makaleyi okumanıza sunarız.

Mirasbırakanın sağlığında yaptığı bazı karşılıksız kazandırmaların mirasçılar arası dengeleri bozmasına karşılık bu kazandırmaların geri iade edilmesi veya miras payından mahsup edilmesi ile mirasçılar arası dengenin tekrar sağlanması için hukuk düzeni tarafından öngörülen mekanızmadır.

Denkleştirme Davası

Denkleştirme, Miras Hukuku kapsamında Türk Medeni Kanunu’nda (TMK) düzenlenmiştir. TMK m. 699 ile 675 arasında düzenlenmiş olup; Kanun koyucu denkleştirme istemini direkt olarak bir dava olarak ikame edilmesini öngörmemiştir. Denkleştirme, mirasbırakanın sağlığında yaptığı bazı karşılıksız kazandırmaların mirasçılar arası dengeleri bozmasına karşılık bu kazandırmaların geri iade edilmesi veya miras payından mahsup edilmesi ile mirasçılar arası dengenin tekrar sağlanmasına yönelik getirilmiş bir imkandır.[1]

Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılmalıdır. Yapılmış olan kazandırmaların denkleştirmeye tabi olması için bazı şartların gerçekleşmesi gerekmektedir.

Denkleştirmenin Şartları Nelerdir?

Mirasbırakanın sağlığında yapmış olduğu kazandırmaların hepsi denkleştirmeye tabi tutulmamıştır. Bu kazandırmaların hangi amaçla, ne zaman ve kimlere karşı yapıldığı önem teşkil edecektir.

Buna göre, şartlar sırası ile; sağlararası bir kazandırma olması, karşılıksız bir kazandırma olması, yasal mirasçı lehine yapılmış olması, miras payına mahsuben yapılmış olması ile mirasbırakanın malvarlığından yapılmış olmasıdır.[2]

Sağlararası Bir Kazandırma Olması

Sağlararası kazandırmanın anlamı, kazandırma işleminin sonucunun mirasbırakanın sağlığında doğmuş olması anlamına gelir. Örneğin; vasiyet gibi yine mirasbırakanın sağlığında yaptığı işlemler mirasbırakan öldükten sonra sonuç doğuracağı için denkleştirmeye tabi sayılmazlar.

Denkleştirmenin konusu olan işlemler genel olarak bağışlama şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Kazandırmanın Karşılıksız Olması

Bir kazandırmanın denkleştirmeye tabi olması için o kazandırmanın ivazsız yani karşılıksız yapılması gerekmektedir. Bu kapsamda, mirasbırakanın yapmış olduğu kazandırma kendi malvarlığının azalmasına sebep olurken; kazandırmanın yapıldığı kişinin malvarlığında bir artışın meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Karşılıksız kazandırmalar da bağışlama olarak karşımıza çıkabilmekte ise de her zaman böyle olmayabilir. Örneğin; çeyiz, mirasçılardan birine kuruluş sermayesi verilmesi gibi kazandırmaların da denkleştirmeye tabi olduğu kabul edilir. Yine TMK m. 675 uyarınca, geleneğe uygun giderler yani evlenme sırasında yapılan giderler denkleştirmeye tabi olmayacaktır.

Kazandırmanın Yasal Mirasçı Lehine Yapılması

Kazandırmaların denkleştirmeye tabi olması için, yasal mirasçılar lehine yapılmış olmaları gerekmektedir. Bu bakımdan atanmış mirasçıların ve vasiyet alacaklıları gibi yasal mirasçı sıfatına haiz olmayan kişilerin, denkleştirme talep etmeleri mümkün olmayacaktır.

Ölüme bağlı tasarruflar da mirasbırakanın ölümü ile sonuç doğuracağından onlar da denkleştirmeye tabi olmayacak ve iradi mirasçıların da denkleştirme istemleri mümkün olmayacaktır. Mirasbırakanın ölümü ile birlikte, kişilerin yasal mirasçı sıfatını taşımaları önem arz etmeye başlayacaktır.

Bu sebeple; mirastan feragat, mirastan çıkarma gibi durumlar ile yasal mirasçı sıfatlarını kaybederlerse denkleştirme söz konusu olmayacaktır.

Kazandırma Miras Payına Mahsuben Yapılmalı

Kazandırmanın lehine yapıldığı kişi, kazandırmanın hüküm anında yasal mirasçı sıfatına haiz olmayıp mirasbırakan öldüğü zaman yasal mirasçı sıfatını taşıması yeterli olacaktır. Miras payına mahsuben yapılıp yapılmadığı Mirasbırakanın iradesine göre belirlenmektedir.

Eğer Mirasbırakan kazandırmayı yaptığı anda bu kazandırmanın sonradan denkleştirmeye tabi olmasını istemişse, o zaman bu kazandırma miras payına mahsuben yapılmış ve denkleştirmeye tabi hale gelmiştir. Mirasbırakanın açık olmayan iradesinin anlaşılmasında TMK m. 699 hükmü yol göstericidir.

Yapılmış olan kazandırmanın, miras payına mahsuben yapılmadığı ve denkleştirmeye tabi olmadığının ispat yükü lehine kazandırma yapılan kişiye aittir. Yargıtay, kazandırmaların denkleştirmeye tabi olup olmadığında şekil şartı olarak sadece Mirasbırakanın açık beyanını aramaktadır. Hukuk Genel Kurulu’nun önüne gelen uyuşmazlıkta;

Mirasbırakanın iade borcunu ortadan kaldırması için açık bir irade beyanına ihtiyaç olması demek, doğrudan doğruya ortadan kaldırmayı hedef tutan söz, yazı ya da işarete ihtiyaç olması demektir. Fakat bunun için belli bir şekilde yapılmış beyana gerek yoktur; bu konuda, beyan sahibi, dilediği sözler ve hatta diğer meram anlatma vasıtaları kullanılabilir, yeter ki cümlenin bütününden (mesela muhalif mefhum yoluyla) iadeyi bertaraf etme niyeti kesin olarak anlaşılabilsin. Sözgelimi (Oğluma önceden 10.000 lira vermiş bulunuyorum. Kızımın da terekeden her şeyden önce 10.000 lira almasını istiyorum) sözlerinden, Mirasbırakanın oğluna bağışladığı paranın iadesini istemediği açıkça anlaşılmaktadır. Beyanın açık olması demek, onun anlamının derhal anlaşılabilmesi de demek değildir; beyanın başkaca delillere gerek kalmaksızın yorumu ile anlamın anlaşılabilmesi yeterlidir. Buna göre, iradenin, davanın özelliklerine bakılarak dolayısıyla anlaşılması, mesela, Mirasbırakanın diğer beyanlarından ya da onun mirasçılarından bazılarıyla olan ilişkilerinden veya teberrun niteliğinden anlam çıkarılması, başka bir deyimle ortada irade gösteren eylemler bulunması, hukuki sonuç doğurmaya yetmez.

Mahkeme bu şekilde karar vermiştir.[3] Mirasbırakanın buna yönelik beyanlarının tek taraflı sonuç doğurup doğurmayacağı ise tartışmalı bir konudur.

Kazandırmanın Mirasbırakanın Malvarlığından Yapılması

Kazandırmanın malvarlığından yapılmış olmasının önemi, kazandırma yapıldığı anda mirasbırakanın malvarlığından bir azalma meydana gelip mirasçılar arasındaki dengenin bozulması sebebiyledir. Mirasbırakanın başkasının malvarlığı üzerinden yapmış olduğu kazandırmalar denkleştirmeye tabi olamayacaktır.

Denkleştirmede Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Denkleştirme taleplerine yönelik görevli ve yetkili mahkeme TMK hükümlerinde açıkça düzenlenmemiş olup, doktrinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilmektedir.

Yetkili mahkeme ise TMK m. 576 ile HMK m. 11 uyarınca Mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Yargıtay, denkleştirme davasının özel bir süre öngörülmediğinde 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu söylemektedir.[4]

Denkleştirme ile İlgili Diğer Yargıtay Kararları

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/612 esas, 2016/5950 karar sayılı ilamında;

‘’Murisin çocukları için yaptığı eğitim ve öğretim giderleri mirasta denkleştirmeye tabi değildir. TMK’nın 674. maddesi gereğince “Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler sebebiyle geri verme yükümlülüğü, murisin aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, ancak alışılmış ölçüleri aşan kısım için mevcuttur.” Madde metni aynı Kanun’un 669/2 maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde murisin torunları için yaptığı eğitim ve öğrenim harcamalarının denkleştirmeye tabi olduğu açıktır. Bu nedenle, murisin davalı …’in üniversite öğrenimine yaptığı katkısı denkleştirmeye tabidir. Dolayısıyla, murisin katkı miktarı bulunarak terekeye iadesi gerekir.’’

Diyerek öğrenim giderleri masraflarının ne koşullarda denkleştirmeye tabi olup olmadığını açıklamıştır. Yine aynı kararda;

‘’İade edilecek mal varlığı yönünden seçim hakkı davalınındır; ister aynen iade eder, isterse bedelini öder. Miras payının aşan kısmının davalıda kalması miras bırakanın iradesinden anlaşılıyorsa, aşan kısım için iade istenemez. Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılır. Denkleştirmede sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Islah olmadıkça ya da terditli dava açılmamışsa kendiliğinden tenkis davasına dönüşmez.’’

Şeklinde açıklamaya yer verilmiştir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/9034 Esas, 2019/3584 Karar sayılı ilamında;

‘’Mirasta denkleştirme davalarında, sadece yasal mirasçı aleyhine denkleştirme talebinde bulunulabilir, yasal mirasçı olmayanlara yapılan kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Miras bırakandan sağlar arası kazandırma olmalıdır. Ölüme bağlı tasarrufla yapılan kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Kazandırma karşılıksız olmalıdır. Kazandırma, miras payına mahsuben (iadeye tabi olarak) yapılmalıdır. Bağış amaçlı yapılan kazandırmalar denkleştirmeye (iadeye) tabi değildir, bu nedenle miras bırakanın bağış amacının olup-olmadığı ayrıntısıyla araştırılmalıdır. İade, terekeye yapılır, davacı mirasçının miras payı oranında iade yapılmaz. Altsoya yapılan kazandırma aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmemişse karine olarak denkleştirmeye (iadeye) tabidir. Altsoya yapılan sağlar arası kazandırmanın denkleştirmeye tabi olmadığını davalı (altsoy) ispatlamalıdır. Altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırma, karine olarak denkleştirmeye (iadeye) tabi değildir. Altsoy dışındaki yasal mirasçıya yapılan kazandırmanın Denkleştirmeye (iadeye) tabi olduğunu davacı ispatlamalıdır. Miras bırakanın iradesinin denkleştirmeye (iadeye) tabi olup olmadığının ispatı şekle tabi değildir, her türlü delille ispatlanabilir. İade edilecek mal varlığı yönünden seçim hakkı davalınındır; ister aynen iade eder, isterse bedelini öder. Miras payının aşan kısmının davalıda kalması miras bırakanın iradesinden anlaşılıyorsa, aşan kısım için iade istenemez. Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılır. Denkleştirmede sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Islah olmadıkça ya da terditli dava açılmamışsa kendiliğinden tenkis davasına dönüşmez.’’

Denilmek suretiyle denkleştirmenin şartlarına dair genel bir açıklama yapılmıştır.

İşbu makalede “Denkleştirme Davası Nedir?” sorusunu yanıtladık.


Kaynakça & Referanslar

  • [1] Börekçi, Murat Kaan. Mirasta denkleştirme. MS thesis. Sosyal Bilimler Enstitüsü.
  • [2] Börekçi, Murat Kaan. Mirasta denkleştirme. MS thesis. Sosyal Bilimler Enstitüsü.
  • [3] Yargıtay HGK, T. 17.01.1962, E. 2-61 K. 6 (Şener, 1977: 523-524)
  • [4] Yargıtay 2. HD, T. 9.4.1987, E. 1987/2384, K. 1987/3175; Yargıtay HGK, T. 14.4.1973, E. 1971/2-67, K. 1973/310.
× WP