| Okuma Süresi: 6 Dakika
|

Özel Öğrenme Güçlüğü Çeken Çocukların Hukuki Hakları Nelerdir?

KERİM KOCAMAN PINAR GÜZEL
Özel Öğrenme Güçlüğü Çeken Çocukların Hukuki Hakları

Özel Öğrenme Güçlüğü Çeken Çocukların Eğitim Konusunda Hakları ve Boşanma Aşamasındaki Durumları Nedir?

Özel öğrenme güçlüğü, bir çocuğun zekâsı normal ya da normalin üstünde olmasına rağmen, dinleme, düşünme, anlama, kendini ifade etme, okuma- yazma veya matematik becerilerinden bir ya da birkaçında yaşıtlarına ve zekasına oranla düşük başarı göstermesidir. Okuma bozukluğu, yazılı anlatım bozukluğu, matematik bozukluğu alt gruplarını içermektedir.

Özel öğrenme güçlüğü:

  • Doğuştandır.
  • Görme işitme sorununa bağlı değildir.
  • Zekâ sorununa bağlı değildir.
  • Eğitimdeki aksamalar, sık okul değişikliği gibi nedenlere bağlı değildir.
  • Beyindeki bazı farklılıklar nedeniyle öğrenme süreçlerinden bir ya da birkaçında aksama olur.
  • Her çocuğun iyi olduğu ya da zorlandığı alanlar farklıdır.
  • Her çocuk kendine özgüdür.

Özel öğrenme güçlüğü tıbbi bir tanıdır ve “Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları” alanında uzman doktorlar tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda sağlık kurulları tarafından verilmektedir. Ülkemizde özel öğrenme güçlüğü olan çocukların tıbbi tanılama süreci hastanelerde ilgili uzman doktorlarca yapılmaktadır. Genel olarak tüm özel gereksinimli bireylerle ilgili değerlendirme çalışmalarında, sınıflandırma sistemi olarak Çocuklar İçin İşlevsellik Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması (ICF-CY) temel alınmaktadır.

Değerlendirmeler sonucunda kurulda yer alan uzmanlar başvuran bireyin özel gereksinimi olup olmadığını ve eğer varsa hangi düzeyde olduğunu belirlemektedir.

ÇÖZGER’de özel gereksinimi olduğu belirtilen bireyler rehberlik araştırma merkezlerine (RAM) başvurarak eğitsel değerlendirme ve tanılama sürecini başlatabilmektedir.

ÇÖZGER’in belirli bir geçerlilik süresi vardır ve raporda bu süre belirtilmektedir. Raporun süresinin dolması durumunda tekrar randevu alınarak kurula muayene olunmalı ve rapor yenilenmelidir. ÇÖZGER’in yenilenmesinden sonra RAM’lar tarafından tekrar yapılacak eğitsel değerlendirme ve tanılama sonucunda özel eğitim ihtiyacı olduğu tespit edilen bireylere, Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu düzenlenmektedir.

Özel öğrenme güçlüğü olan çocukların tıbbi tanı alması özel eğitim hizmetlerinden faydalanması için yeterli değildir. Tıbbi tanıdan sonra mutlaka eğitsel değerlendirme ve tanılaması gerçekleştirilmelidir. Bu değerlendirme sonucunda özel eğitim ihtiyacı olduğu tespit edilen bireylere özel eğitim ve değerlendirme kurulu raporu hazırlanmaktadır.

ÇÖZGER Nedir?

ÇÖZGER Yönetmeliği’nin (Çocuklar için özel gereksinim raporunun kısaltması / çocuğun özel gereksinimlerini belirten bir belgedir) amacı, çocukluk döneminin gelişim süreci nedeni ile erişkin dönemden farklılık göstermesinden dolayı özel gereksinimleri (engelleri) olan çocukların gereksinimlerini erişkinlerden farklı şekilde belgelenerek sağlık, eğitim, rehabilitasyon, diğer sosyal ve ekonomik haklara, hizmetlere erişimlerinin sağlanmasıdır.

Ayrıca, erişkinler esas alınarak hazırlanmış olan mevcut engelli sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelikte çocuk yaş grubuna dair özel düzenlemelerin bulunmaması; bebeklik ve erken çocukluk (0-3) döneminde gelişimsel sorunları olan çocuklarda ağır engelliğin tanımında yaşanmakta olan güçlükler; değerlendirme farklılıkları; seyri iyi bilinen ve ağır engellilik yaratabilen hastalıkların veya sendromların tanısını almış çocukların değerlendirmesinin yapılabilmesi için ÇÖZGER standart değerlendirme süreçlerine ihtiyaç duyulmaktadır.

ÇÖZGER’ de yer alan özel gereksinim; çocuğun toplumsal yaşama eşit katılabilmesi için bedensel ya da gelişimsel işlev kısıtlılığı olmayan bireylerden farklı sağlık, eğitim, rehabilitasyon, cihaz, ortez, protez, çevresel düzenlemeler ve diğer sosyal ve ekonomik haklara ve hizmetlere gereksiniminin olmasını ifade etmektedir.

  • “Özel Gereksinimi Var”,
  • “Hafif Düzeyde Özel Gereksinimi Var”
  • “Orta Düzeyde Özel Gereksinimi Var”,
  • “İleri Düzeyde Özel Gereksinimi Var”,
  • “Çok İleri Düzeyde Özel Gereksinimi Var”,
  • “Belirgin Özel Gereksinimi Var”,
  • “Özel Koşul Gereksinimi Var”.

Şekillerinde belirtilen çocuk, yasal düzenlemelerde “engelli” olarak nitelendirilen bireydir.

Bu yeni düzenlemeyle çocukların değerlendirmelerine ve rapor sürecine farklı bir yaklaşım gelmiştir. Yönetmeliğe göre bireylere (Sadece çocuk / 18 yaş altı) artık “Sağlık Kurulu Raporu” değil “ÇÖZGER” verilecektir. ÇÖZGER ile gelen değişikliklerin en önemlilerinden biri çocuk ve erişkinler için verilecek raporların ayrılmış olmasıdır. Yani 18 yaşından küçük çocuklar bu yönetmelik kapsamındadır.

Bu yönetmelik “engel oranı” temelli değil, “gereksinim” temellidir. Yani çocukların hangi hizmetlere gereksinimlerinin olduğu belirtilir. Dolayısıyla çocukların gereksinim seviyesine göre rapor verilir.

Gereksinim Düzeyleri ve Oranları Nelerdir?

  1. Özel gereksinim var (ÖGV): %20-39.
  2. Hafif düzeyde özel gereksinim var: %40-49.
  3. Orta düzey özel gereksinim var: %50-59.
  4. İleri düzeyde özel gereksinim var: %60-69.
  5. Çok ileri düzeyde özel gereksinim var: %70-79 (Ağır engelli olduğu kabul edilir).
  6. Belirgin düzeyde özel gereksinim var (BÖGV): %80-89 (Ağır engelli olduğu kabul edilir).
  7. Özel Koşul Gereksinimi var (ÖKGV): %90-99 (Ağır engelli olduğu kabul edilir).

Kazanılmış Hakları Nelerdir?

MADDE 15(1) Bu Yönetmelikte geçen “Çok ileri düzeyde ÖGV”, “Belirgin ÖGV” ve “Özel koşul gereksinimi var (ÖKGV)” ifadeleri, ilgili mevzuatın uygulanması açısından ağır engellilik durumunu ifade eder.

(2) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce engelliler için düzenlenmiş sağlık kurulu raporlarıyla belirlenmiş olan tüm vücut fonksiyon kaybı oranları geçerli olup, bu oranlar ile sağlanmış eğitim, sosyal destek ve yardım hizmetlerinin sürdürülebilmesi için süreli raporlarda rapor süresinin bitimine kadar kurumlarca rapor istenemez. Sağlık kurum ve kuruluşları tarafından 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu‘nun 7’nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin uygulamasında, 1/8/2002 tarihinden önce alınmış sağlık kurulu raporları ile süresinin bitmesine altı aydan az kalmış sağlık kurulu raporları hariç yeniden rapor düzenlenemez. İlgilinin 18 yaşını doldurduğu tarihe kadar kurumlarca rapor istenmez ve sağlık kurum ve kuruluşları tarafından yeniden rapor düzenlenmez.

(3) Ancak bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen;

  • a) Süreli engelli sağlık kurulu raporlarına ilişkin yeniden sağlık kurum ve kuruluşuna sevk işlemleri uyarınca düzenlenecek raporlar,
  • b) Engelli sağlık kurulu raporlarına ilişkin ilgililer veya kurumlarca yapılan itirazlar,
  • c) Hakkında engelli sağlık kurulu raporu düzenlenen kişi, vasisi veya kurumlarca yapılan yeni rapor başvuruları, kontrol muayeneleri,

Bu Yönetmelik hükümlerine göre sonuçlandırılmaktadır.

Özel Öğrenme Güçlüğü Olan Bireylerin Hakları Nelerdir?

  1. Su İndirimi: Her Belediye bu indirimi uygulamak zorundadır. 18 yaşını dolduranlar için indirim oranı %50 ‘dir.
  2. Digitürk İndirimi: %40 ve üzeri engellilere %50 indirimlidir. (Bu hakkı kendi evinizde kullanamıyorsanız istediğiniz bir kişinin bu hakkı kullanmasını sağlayabilirsiniz.)
  3. Şehir İçi Ulaşım: Belediye otobüslerinden %40 ve üzeri engel oranına sahip olanlar ücretsiz yararlanır. Şehir dışı ulaşımda da %30 indirim mevcuttur. THY’ de yine %25 indirim mevcuttur. TCDD’ ise %50 indirim ile ulaşım hakkı tanınmıştır.
  4. EKPSS’ye girme Hakkı: %40 ve üzeri tüm engellilerin sınava girme hakkı vardır.
  5. Gelir Vergisi İndirimi: %40 ve üzeri tüm engelli çalışan ve engelli çocuğu olan çalışanlar gelir vergisi indirimden yararlanır. Serbest çalışanlarda bu hakkı kullanır.
  6. Türk Telekom Sosyal Tarife, TTNET, UyduNet ve Turkcell Süperonline gibi alanlarda da indirimler yine %40 ve üzeri engelli olmak şartıyla mevcuttur.
  7. Muayenede öncelik hakkı, %40 ve üzeri için.
  8. Devlet Tiyatrolarında, müze ve ören yerlerinde indirim yine %40 ve üzeri için.
  9. Cep telefonu hizmetlerinde indirim mevcuttur (%40 ve üzeri).
  10. Üniversitelerde engelli öğrencilere üniversite girişlerinde ek puan verilebilmektedir. Üstün yetenekli öğrencilerin YÖK tarafından değerlendirilmesi sonucu uygun görülmesi halinde YKS’ye girmeden Güzel Sanatlar Bölümüne kaydolabilmeleri hakkı getirilmiştir.
  11. Engelli Memurun nöbet durumu; engelli memura kendi isteği dışında fazla mesai ve gece nöbet yaptırılamaz.
  12. Engelli Memurun izin Hakkı; T.C Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’nün 03.12.2002 tarihli yayınladığı 2002/58 nolu Genelgesi 3. maddesi uyarınca, 10-16 Mayıs Sakatlar Haftasının ilk günü ile Engelliler Gününde Engellilere yönelik faaliyet gösteren Konfederasyon, bağlı federasyonlar ve derneklerin kamu görevlisi olan yönetim kurulu üyeleri ile kamuda görev yapan tüm engelliler idari izinli sayılacaktır.

Eğitim Hakkı

Anayasa’nın 42. maddesi 8. fıkrası; Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirler alır. 2. fıkra; II. Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.

Özel eğitim gereksinimi olan bireylerin eğitim hakkı hiçbir gerekçe ile engellenemez. Özel eğitim gereksinimi olduğu tespit edilen bireylerin zorunlu öğrenim çağı 36 aydan itibaren başlamaktadır. Çocukların gelişimi ve özellikleri dikkate alınarak okul öncesi dönemde eğitim süresi uzatılabilmektedir. Zorunlu eğitim süresi boyunca özel eğitim gereksinimi olan bireylerin her tür ve kademedeki eğitimlerini kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla sürdürmeleri esas olmakla birlikte bu bireylere yönelik açılan özel eğitim okulları veya özel eğitim sınıflarından da yararlanabilmektedirler. Ayrıca;

  • 0-36 ay arasında bulunan özel eğitim gereksinimi olan çocuklar için erken çocukluk dönemi eğitim hizmeti,
  • Zorunlu öğrenim çağındaki özel eğitim gereksinimi olan öğrencilerden sağlık problemi nedeniyle en az on iki hafta süreyle örgün eğitim,
  • Özel eğitim gereksinimi olan bireylerin mesleki, teknik, sosyal veya kültürel alanlarda bilgi ve becerilerle donatılması, onların hayata kazandırılması, üretken bireyler hâline getirilmesi amacıyla bu bireylere halk eğitim merkezleri tarafından yaygın eğitim hizmetleri verilebilmektedir.

Özel eğitim gereksinimi olan bireylerin destek eğitim hizmetlerinden faydalanması; engelli sağlık kurulu raporu oranı %20 ve daha fazla olanlar ile ÇÖZGER raporunda özel gereksinimi olduğu belirtilen bireyler RAM’larda yapılan eğitsel değerlendirme ve tanılama sonucunda düzenlenen destek eğitim raporu doğrultusunda mümkün olup, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde sunulan destek eğitim hizmetinden yararlanabilmektedir.

Boşanma Durumunda Özel Gereksinimli Çocuğun Durumu Nedir?

Engelli çocuğu olan ebeveynlerin evlilik uyumunun düşük düzeyde ve yaşam doyumu açısından yaşamlarından az memnun oldukları belirlenmiştir. Evlilik uyumu ve yaşam doyumları arasında pozitif yönde güçlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Meslek, ekonomik durum, madde kullanma ve şiddet görme durumuna göre evlilik uyumu arasında ve öğrenim durumu, meslek, ekonomik durum, çocuk sayısı, madde kullanımı ve şiddet görme durumuna göre yaşam doyumu arasında önemli fark olduğu tespit edilmiştir.

Bu konuya ilişkin Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü İshak Çiftçi’nin yorumu şöyledir: “Türkiye’de en büyük problem buydu. Hala engellisi olduğu halde bunun kayıtlara girmesini istemeyen ailelerimiz var. En çok karşılaştığımız konulardan biri budur. Daha sonra aile içinde ‘ne yapabilirim’ diye şok başlıyor. Aileler kaygı, kızgınlık, korku gibi duygular yaşamaya başlıyor. Kendilerini çocuklarının durumundan dolayı sorumlu hissediyorlar. Çocuklar engelli olunca anne ve babanın evlilik uyumlarında farklılaşma oluyor. Çocuklar engelli olunca anne ve babanın evlilik uyumunun düşük, boşanma oranının yüksek olduğu araştırmalar var. Bazı araştırmacılarda ailede engelli bir bireyin bulunmasının evlilik uyumunu etkilemediğini savunuyor. Bu durumun daha çok birbirine bağladığını söylüyor. Ama kayıtlarımız özellikle erkek tarafında engelli çocuk olduğu zaman aileyi terk etme eğiliminin çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. Çocuğu kadının başına bırakıp gitmek ve ‘ben buna bakamam, ne bakacağım, karışamam’ falan gibi birtakım duyguların erkeklerde daha yüksek olduğunu görüyoruz.

Türk Medeni Kanunu’nu uyarınca Boşanma davasında velayetin belirlenmesinde önemli olan “çocuğun üstün yararıdır”. Çocuk taraflardan hangisinin yanında daha iyi durumda olacaksa velayet ona verilir. Velayetin belirlenmesinde tarafların boşanmadaki kusurları, maddi durumları, yaşı vb. hususlar çocuğun üstün yararını etkilemediği müddetçe göz önünde bulundurulur. Bu hususta kanunda ayrıca bir düzenleme bulunmadığından hâkimin özel gereksinimli çocuğun üstün yararı için somut olay verileri ışığında karar vermesi beklenir.
Yine aynı ilkeden yola çıkarak verilen özel gereksinimli çocuğa vasi atanmasına ilişkin 21.02.2013 tarihli 2013/613 Esas sayılı karar aşağıda verilmiştir. İşbu kararda velayet altında bulunmayan küçük vesayet altına alınır ilkesi vurgulanmıştır. Ancak doktrin kabulünce anne-baba’nın fiziki durumu velayet atamasında gözönünde bulundurulmalı, küçüğün üstün yararı gözetilmelidir.

Yargıtay Kararı

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı kurum ergin olmayan K.’nın özürlü olduğunu, koruma altına alındığını belirterek vasi atanmasını istemiş, mahkemece; çocuğun velayetinin annede olduğu gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Dosya kapsamından K.’nın 01.01.1998 doğumlu ve özürlü olduğu, anne ve babanın boşanması üzerine velayetinin anneye verildiği, küçüğün koruma altına alındığı anlaşılmaktadır.

  1. Türk Medeni Kanunu’nun 342. maddesi uyarınca anne çocuğun yasal temsilcidir. Mahkemece anneye tebligat yapılıp taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi,
  2. Aynı Yasanın 404/1. maddesine göre velayet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır. Kural bu olmakla birlikte 419. madde de ergin olmayan çocuklar hakkında da kısıtlama kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Mahkemece bu yönde araştırma yapılmadan eksik inceleme sonucu davanın reddedilmesi, doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’un (HMUK) 428. maddesi gereğince bozulmasına, 21.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.


İlginizi Çekebilir: Engellilerin Uğradığı Ayrımcılık ve Ayrımcılık Yasağına İlişkin Hukuki Düzenleme.