| Okuma Süresi: 8 Dakika
|

Ödeme Emrine İtiraz ve Sonuçları

ADEM BURAK YILMAZ EMİNE KAMACIOĞLU
İcra İflas Hukukunda Genel Haciz Yoluyla Takipte Ödeme Emrine İtiraz ve Sonuçları

I. Giriş

Ödeme emri, alacaklının icra dairesine başvurarak yapmış olduğu takip talebinin akabinde talebin kanunda sayılan şartlara uygun olması halinde borçluya, bu talebe uygun olarak icra dairesi tarafında hazırlanıp gönderilen ihtardır. Bu ihtar üzerine borçlu kanunda düzenlenen süreler içinde ödeme emrine itiraz edebilir. Bu itirazın hükümden düşürülmesi için alacaklının başvurabileceği yollar da kanunda sayılmış olup, alacaklı, dilerse bu yollardan birine başvurabilecektir.

II. Ödeme Emri

Ödeme emrinin amacı İcra İflas Kanunu’nun 60. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre icra müdürü takip talebinin bu Kanunda öngörülen şartları içerdiğine karar verirse ödeme emri düzenler. Talebin kabul edilmemesi halinde ise verilen karar tutanağa yazılacaktır. Ödeme emrinin içeriği ise yine aynı kanun maddesinde sayılmıştır. Buna göre;

“Emir:

  1. Alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58 inci maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtları,
  2. Borcun ve masrafların yedi gün içinde icra dairesine ait ödeme emrinde yazılı olan banka hesabına ödenmesi, borç, teminat verilmesi mükellefiyeti ise teminatın bu süre içinde gösterilmesi ihtarını,
  3. Takibin dayandığı senet altındaki imza kendisine ait değilse yine bu yedi gün içinde bu cihetin ayrıca ve açıkça bildirilmesi; aksi halde icra takibinde senedin kendisinden sadır sayılacağı,

Senet altındaki imzayı reddettiği takdirde icra mahkemesi önünde yapılacak duruşmada hazır bulunması; buna uymazsa vakı itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verileceği,

Borcun tamamına veya bir kısmına yahut alacaklının takibat icrası hakkına dair bir itirazı varsa bunu da aynı süre içinde beyan etmesi,

İhtarını,

  1. Senet veya borca itirazını bildirmediği takdirde yukarda yazılı yedi günlük süre içinde 74’üncü maddeye göre mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapisle tazyik olunacağı; mal beyanında bulunmaz veya hakikate aykırı beyanda bulunursa ayrıca hapisle cezalandırılacağı ihtarını,
  2. Borç ödenmez veya itiraz olunmazsa cebri icraya devam edileceği beyanını,

İhtiva eder.”

Ödeme emri iki nüsha halinde düzenlenir. Biri borçluya gönderilirken diğeri icra dosyasına konur. İki ödeme emri arasında farklılık çıktığı takdirde borçludaki nüsha geçerli sayılır.

İcra müdürü, takip talebinden en geç üç gün içerisinde bir ödeme emri düzenleyerek borçluya veya borçlulara gönderir.

Ayrıca, ödeme emri ve takibe ilişkin dayanak belgelerin borçluya gönderilecek olan tebligata eklenmesi zorunludur. Aksi takdirde borçlunun süresi içinde ileri süreceği şikâyet üzerinde ödeme emri iptal edilecektir.[1][2]

III. Ödeme Emrine İtiraz

Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu, çeşitli nedenlerle ve hatta neden belirtmesine gerek olmaksızın 7 gün içinde itirazını icra dairesine bildirmelidir. Dosyanın bulunduğu icra dairesinin müdürü tarafından itirazın zamanında yapılıp yapılmadığına karar verilir. Söz konusu icra dairesi yerine masrafların karşılanması şartıyla muhabere yoluyla da itiraz edilebilir. Bu bildirimin sonucu olarak başlatılan takip derhal duracaktır. Ödeme emrine itirazın süresi ve şekli İcra İflas Kanunu’nun 62. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

“İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. İtiraz, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine yapıldığı takdirde bu daire gereken masrafı itirazla birlikte alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir; alınmayan masraftan memur şahsen sorumludur. Takibe itiraz edildiği, 59 uncu maddeye göre alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir.”

IV. Ödeme Emrine İtiraz Sebepleri

Ödeme emrine itiraz sebepleri ileri sürülüş şekli bakımından imzaya itiraz ve borca itiraz olmak üzere iki şekilde sınıflandırılabilir:

a. İmzaya İtiraz

Alacaklının adi senede dayanarak takip talebi başlatması halinde borçlu, adi senetteki imzaya açıkça ve haricen itiraz edebilir. İtirazında “imza sahte” yahut “imzayı inkâr ediyorum” şeklinde şüpheye yer bırakmayacak şekilde imzaya itiraz etmelidir. Aksi takdirde hakkında adi senette yer alan imzayı kabul etmiş sayılır.

Resmi senetler için bu şekilde bir itiraz ileri sürülmesi mümkün değildir. İmzaya itiraz adi senetle takip başlatıldığı takdirde mümkün olacaktır. İmzaya itiraz tek başına ileri sürülebileceği gibi borca itirazla birlikte de ileri sürülebilir.

b. Borca İtiraz

Borçlunun imzaya itiraz dışındaki diğer tüm maddi hukuka ya da takip hukukuna dayalı itirazları borca itirazdır. Borçlu, borca itiraz halinde imzaya itirazda olduğu gibi itiraz nedenini ayrıca ve açıkça belirtmek zorunda değildir. Ancak alacaklının itirazın kaldırılması talebiyle icra mahkemesinde dava açması halinde borca itiraz ederken itiraz nedenini açıkça belirtmeyen borçlu, dava sırasında alacaklının takip talebi başlattığı senetten açıkça anlaşılamayanlar dışında bir itiraz nedeni ileri süremez. Bu değiştirme ve genişletme yasağı hali İcra İflas Kanunu’nun 63. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

“İtiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında, itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez.”

Hukuk Genel Kurulu, bir kararında; “Davalı borçlu kira ilişkisine ve kira borcunun miktarına karşı çıkmamış, borcu olup olmadığı savunmasında bulunmuşsa, İİK 68. maddedeki belgelerden biriyle savunmasını kanıtlamalıdır. Ayrıca itiraz değiştirilemez, genişletilemez (HGK 2008 / 123 karar).” şeklinde değerlendirme yapmış ve senet metninden anlaşılanlar hariç olmak üzere itiraz sebeplerinin değiştirilemeyeceği ve genişletilemeyeceğine dikkat çekmiştir. Borca itiraz ederken ilgili senet metnindeki borcun yalnızca bir kısmına kısmi itiraz edecek olan borçlu ise bu kısma itirazını imzaya itirazda olduğu gibi ayrıca ve açıkça belirtmelidir. Aksi halde hiç itiraz etmemiş sayılır.

Yargıtay bir kararında; “Kısmi itiraz, açıkça bildirilmemiş ise geçersizdir (6 HD 2009 / 3207 karar).” şeklinde değerlendirmede bulunmuştur.

c. Yetkiye İtiraz

Genel haciz yolu ile ilamsız takiplerde, yetkili icra dairesinin hangisi (neresi) olduğu İİK m. 50’de düzenlenmiş bulunmaktadır. Alacaklı tarafından yetkisiz icra dairesinde icra takibinin başlatılmış olması direk olarak takibi geçersiz kılmayacaktır. Yetki kamu düzeni kurallarından sayılmadığı için icra müdürü, yetkisizliği kendiliğinden dikkate alamayacaktır. Yetki itirazının dinlenilmesi için borçlunun yetki itirazında bulunması gerekmektedir.

Takibin yapıldığı icra dairesinin yetkisiz olduğunu bildirmek isteyen borçlunun, bunu diğer itiraz sebepleri ile icra dairesine itiraz süresi içerisinde bildirmesi gerekmektedir. Ayrıca, borçlunun yaptığı yetki itirazının geçerli olması için yasada açık bir hüküm bulunmamasına rağmen borçlu tarafından yetkili icra dairesinin neresi olduğunun açıkça belirtilmesi gerekmektedir.[3][4]

V. Ödeme Emrine İtirazın Yapılması

Ödeme emrine itiraz kural olarak icra takibini başlatmış olan icra dairesine yapılır. Ancak borçlu bulunduğu yerdeki icra dairesinden, takibi başlatan icra dairesine gönderilmek üzere itiraz için başvurabilecektir. Borçlu itirazını yazılı veya sözlü olarak dile getirebilecektir. İtiraz her iki şekilde de tutanağa geçirilir. İtiraz eden borçluya, itirazın yapıldığında dair bir belge verilecektir. Aynı şekilde itiraz yapıldıktan sonra 3 gün içinde icra dairesi bu itirazı alacaklıya da bildirecektir.

Ödeme emrine itiraz eden borçlu, adres olarak Türkiye sınırları içerisinde olan bir yerin adresini bildirmek zorundadır. Eğer kendisine tanınan süreler içerisinde Türkiye sınırları içerisinde bir adres bildiriminde bulunulmazsa, itiraz reddedilir.

Borçlu, itirazından her zaman vazgeçebilir veya borcunu ödeyebilir, ancak bunun kayıtsız ve şartsız olması gerekir.

Ödeme emrine itiraz süresi, borçlunun ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gündür. Kural olarak 7 günden sonra yapılacak itirazlar geçersizdir ve borçlu borcuyla ilgili bir iddiasını ancak dava ile ileri sürebilecektir. Süresi içinde yapılan ödeme emrine itiraz icra takibini durdurur.

VI. Gecikmiş İtiraz

Kural olarak ödeme emrine itiraz süresi 7 gündür. Bu süre geçildiği takdirde borçlu ödeme emrine itiraz edemeyecektir. Ancak, borçlunun kusuru olmadığı halde bir engelle karşılaştığı için bu süre aşılmış ve itiraz edilememişse;

  • Engelin ortadan kalktığı günden itibaren 3 gün içinde
  • Mazeretini gösteren dayanak belgeyle birlikte icra mahkemesine başvurabilir.
  • İcra mahkemesi kural olarak duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden başvuruyu karara bağlar.

Buna göre ilgili başvurudaki mazeret haklı görüldüğü takdirde icra takibi durur. Daha önce borçlunun mallarına haciz konulmuşsa, mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliği tarihinden itibaren alacaklı yedi gün içinde, icra mahkemesinde itirazın kaldırılması ya da genel mahkemelerde itirazın iptali davasını açmaz ise haciz kalkar. Gecikmiş itiraz İİK’nın 65. Maddesinde düzenlenmiştir.

Buna göre;

Borçlu kusuru olmaksızın bir mâni sebebiyle müddeti içinde itiraz edememiş ise paraya çevirme muamelesi bitinceye kadar itiraz edebilir. Ancak borçlu, maniin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte itiraz ve sebeplerini ve müstenidatını bildirmeye ve müteakip fıkra için yapılacak duruşmaya taallük eden harç ve masrafları ödemeye mecburdur. İtiraz üzerine icra mahkemesi ancak gecikme sebebinin mahiyetine ve hadisenin özelliklerine göre takibin tatilini tensip edebilir. İcra mahkemesi, tetkikatını evrak üzerinde yapar. Lüzumu halinde iki tarafı hemen davetle mazeretin kabule şayan olup olmadığına karar verir. Duruşmaya karar verilmemesi halinde borçludan alınan masraflar kendisine iade olunur. Mazeretin kabulü halinde icra takibi durur. Aynı celsede alacaklı itirazın kaldırılmasını sözlü olarak da isteyebilir. Bu takdirde tahkikata devam olunarak gerekli karar verilir. Daha önce borçlunun mallarına haciz konulmuşsa mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliği tarihinden itibaren alacaklı yedi gün içinde, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemez veya aynı süre içinde 67’nci maddeye göre mahkemeye başvurmazsa haciz kalkar.”

VII. İtirazın Sonuçları

Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz süresinde yapılmamış ise alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder.

Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur. Borçlu itirazında imzayı reddetmişse alacaklı derhal icra dairesinden tatbika medar imzaların celbini isteyebilir.

VIII. İtirazın Hükümden Düşürülmesi

Alacaklı, borçlu ödeme emrine itiraz ettiği takdirde itirazın hükümden düşürülmesi için itirazın kaldırılması ya da itirazın iptali davası yollarından ona en uygun olanına başvurabilecektir.

a. İtirazın Kaldırılması

Alacaklının elinde alacaklı olduğunu gösterir belirli güçte belgeler varsa, uzun olan dava yoluna başvurmak yerine, daha kısa ve pratik olan icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yoluna başvurabilir. İtirazın kaldırılması bir dava değildir. İtirazın kaldırılmasını alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde, icra mahkemesinden isteyebilir; istemezse bir daha bu alacak için ilamsız takipte bulunamaz. Bu 6 aylık süre hak düşürücü süredir.

1. İtirazın Geçici Olarak Kaldırılması

İtirazın geçici olarak kaldırılması İİK m. 68a-69 arasında düzenlenmiştir. Borçlu imzaya itiraz etmişse, alacaklı icra mahkemesinden itirazın geçici kaldırılmasını talep edebilir. Bu talep üzerine mahkeme adi senet üzerindeki bahsi geçen imzanın borçluya ait olup olmadığını inceleyecektir.

İcra mahkemesi, itirazın geçici olarak kaldırılmasını kabul ettiği takdirde borçlu, alacaklının isteği üzerine alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilir. İcra mahkemesi ayrıca borçluyu alacağın %10’u oranında para cezasına mahkûm eder. İtirazın geçici kaldırılması ile alacaklı geçici haciz talep edebilir. İcra mahkemesi, itirazın geçici olarak kaldırılmasını reddettiği takdirde ise, alacaklı haksız çıktığından artık takibe devam edilemez. Alacaklı borçlunun rızası ile alacağın %20’sinden az olmayacak şekilde tazminata hükmedilir.

2. İtirazın kesin Olarak Kaldırılması

Borçlu borca itiraz etmişse ve alacaklının da elinde İİK madde 68’de sayılan belgelerden biri bulunuyor ise, alacaklı icra mahkemesinden itirazın kesin olarak kaldırılmasını talep edebilir. İtirazın kesin kaldırılmasını sağlayan belgeler şunlardır:

  1. İmzası ikrar edilmiş adi senet
  2. Noter senedi
  3. Resmi dairelerin veya yetkili makamların verdikleri belgeler
  4. Resmi makamlar önünde borç ikrarını içeren belgeler
  5. Kredi kurumlarınca düzenlenen belgeler

Yargıtay, önüne gelen birçok kararda hangi belgelerin İİK 68. Maddede sayılan belgelerden olduğuna dair görüş belirmiştir. Buna göre bir kararında kredi sözleşmeleri ve buna bağlı hesap özetlerinin İİK 68’de yazılı belgelerden olduğuna dair karar vermiştir; “İİK 68/b. maddesi gereğince borçluya çıkarılan hesap özetinin ne zaman tebliğ edildiği, tebliğ edilmiş ise borçlunun buna süresinde itiraz edip etmediği, süresinde itiraz edilmiş ise kredi sözleşmeleri ve bununla ilgili hesap özetlerinin İİK 68. maddesinde yazılı belgelerden olduğu, bu durumda bilirkişi incelemesine gerek olmayacağı göz önüne alınarak belirtilen hususlar araştırılmadan ve karar yerinde açıklanmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.[5]

Aynı şekilde ikale sözleşmelerinin de İİK 68’de sayılan belgelerden olduğuna dair karar vermiştir; “İİK 68/1. maddesi gereğince; talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenit ise, alacaklı itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Somut olayda alacaklının takibine dayanak yaptığı 31.10.2014 tarihli “İkale Sözleşmesi” başlıklı belge; kayıtsız şartsız, belirli bir para borcu ikrarını içermekte olup, icra müdürlüğüne yapılan itirazda, belge altındaki imza açıkça inkâr edilmediğinden, anılan belge, İİK 68. maddesi kapsamında bulunan belge niteliğindedir. Bu durumda, borçlu, borcu ödediğini aynı nitelikte bir belge ile ispatlayamadığına göre, mahkemece, itirazın kesin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.”[6]

Alacağın temliki, sulh ibra ve feragat sözleşmesinin de İİK 68’de sayılan belgelerden olduğuna dair karar vermiştir; “Somut olayda, takip dayanağı belge, “alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesi” başlıklı olup, belgede borcun konusunun, borçlunun alacaklıya ödeyeceği tutarın ve ödeme günlerinin açıkça belirtildiği ve sözleşmenin taraflarca imzalandığı, borçlunun itiraz dilekçesinde belgedeki imzasına itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu haliyle takibe konu belge, mahkemece kabul edilenin aksine karşılıklı edimler yüklemeyip, yukarıda açıklandığı şekilde İİK 68/1. maddesi kapsamında imzası ikrar edilen kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren bir belgedir. Bu durumda alacaklı, takibe konu alacağın İİK 68/1. maddesinde sayılan belgelerden biri ve bilirkişi raporuyla kanıtlamış, ancak borçlu, borca itirazını aynı nitelikte bir belgeyle ispat edememiştir. O halde mahkemece, itirazın kesin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle istemin reddi isabetsizdir.[7]

İtirazın kesin olarak kaldırılmasının kabulü ile borçlunun ödeme emrine itirazı kaldırılır ve takibe devam edilir. Borçlu, alacaklının isteği ile alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. İtirazın kesin olarak kaldırılmasının reddi halinde ise alacaklı, borçlunun isteği ile alacağın %20’sinden az olmayacak şekilde tazminata mahkûm edilir.

b. İtirazın İptali Davası

Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Elinde İİK m. 68-68a’daki belgeler bulunmayan alacaklı itirazın kendisine tebliğinden itibaren 1 yıl içinde bu davayı açmalıdır.

Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir icra inkâr tazminatına mahkum edilir.


Kaynakça

  • <https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.3.2004.pdf>
  • <https://barandogan.av.tr/iik-62-madde-odeme-emrine-itiraz-yargitay-kararlari.html>
  • <https://kadimhukuk.com.tr/makale/icra-odeme-emrine-itiraz-borca-imzaya/>
  • <https://cdn.istanbul.edu.tr/statics/hukuk.istanbul.edu.tr/wp-content/uploads/2017/11/sunum-yerleri.pdf>
  • <https://mihci.av.tr/iik-68-ve-yargitay-kararlari/>
  • Pekcanıtez, Atalay, Sungurtekin Özkan, Özekes, İcra ve İflas Hukuku.

Referanslar

  • [1] Hukuk Genel Kurulunun 02.02.2000 tarih ve 2000/12-50 esas ve 2000/47 K sayılı ilamında; İİK’nun 61/1 maddesi 2. cümlesi gereğince takip bir belgeye dayanıyor ise onaylı bir örneğinin ödeme emri ile birlikte borçluya gönderilmesi zorunlu bulunmaktadır. O halde, ödeme emrinin iptaline karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis isabetsizdir.
  • [2] Canıtez, Atalay, Sungurtekin Özkan, Özekes, İcra ve İflas Hukuku, sf. 185.
  • [3] Kuru, B., a.g.m., s. 425; Kuru, B., İcra ve İflas Hukuku, C. 1, s. 180; Kuru, B., Usul, C. 1, s. 591; Postacıoğlu, İ., İcra Hukuku Esasları, 1982, s. 110.
  • [4] 12. HD. 10.3.1998 T. 2387/2847; 9.12.1996 T. 15033/15412; 7.10.1996 T. 9168/11809 vb.
  • [5] YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 1996/7700 K. 1996/7946 T. 6.6.1996.
  • [6] YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2015/23823 K. 2016/235 T. 11.1.2016.
  • [7] YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2014/16288 K. 2014/18982 T. 30.6.2014.

İlginizi Çekebilir: İcra-İflas Hukukunda İtirazın İptali Davası.