| Okuma Süresi: 6 Dakika

Ceza Hukuku Bakımından Mobbing

ST. AV. BERKAY EMİN

Ceza Hukuku Bakımından Mobbing

Mobbing Kavramı

Bu makalede; “Ceza Hukuku Bakımından Mobbing” konusu ele alınacaktır.

Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de mobbing kavramı daha fazla ilgi çeken, araştırılan ve yargı kararlarına yansıyan bir konu olmuştur. İş hayatında pek çok çalışanın doğrudan veya dolaylı olarak karşılaştığı bir olgudur. İşyerinde psikolojik şiddet anlamına gelen “mobbing” kavramı, çalışma psikolojisi alanında yapılan araştırmalarda, çalışanların birbirlerini rahatsız ve huzursuz edici davranışlarla taciz etmeleri, birbirlerine kötü davranmaları; kısaca, kişiler arası psikolojik şiddet uygulamaları anlamında kullanılmaktadır.

Etimolojik olarak, İngilizce “mob” ve Latince “kararsız kalabalık” anlamına gelen “mobile vulgus” sözcüğüne dayanan mobbingin Türkçe anlamı; psikolojik taciz, psikolojik yıldırma, rahatsız etme, sıkıntı verme ve psikolojik baskıdır. Türk öğretisinde, kavramı ifade etmek için psikolojik taciz, psikolojik sindirme ve psikolojik yıldırma deyimleri kullanılmaktadır.

Mobbing Oluşturan Davranışlar

Mobbing oluşturan davranışlar değişik biçimde karşımıza çıkmaktadır. Heinz Leymann, bu davranışları 5 gruba ayırmakta ve her bir gruba dahil 45 değişik mobbing davranışından söz etmektedir:[1]

  1. Çalışanların kendilerini ifade etmesini önlemeye yönelik saldırılar (kendisini ifade etmeyi sınırlama; sürekli sözünün kesilmesi; bağırmak veya yüksek sesle sövmek; işyerinde sürekli eleştiri; özel yaşamında sürekli eleştiri; telefon terörü; sözlü tehdit; yazılı tehdit; doğrudan muhatap almamak suretiyle iletişimi engelleme; aşağılayıcı bakış veya mimikler ile iletişimi engelleme),
  2. Çalışanların sosyal ilişkilerine yönelik saldırılar (konuşmama; konuşmasına izin vermeme; diğer çalışma arkadaşlarından uzak bir büroda çalıştırma; çalışma arkadaşlarına, ilgiliyle konuşmayı yasaklama; yokmuş gibi davranma),
  3. Çalışanların sosyal itibarına yönelik saldırılar (arkadan konuşma; asılsız söylenti; gülünç duruma düşürme; akıl hastası olduğunu isnad etme; psikiyatrik muayeneye zorlama; özrüyle alay etme; gülünç duruma düşürmek için hareket, ses veya mimikleri taklit etme; özel yaşamıyla alay etme, uyrukluğu ile alay etme, cinsel yakınlaşma veya cinsel teklifte bulunma, küfür veya başkaca onur kırıcı ifadelerle seslenme v.s.),
  4. Çalışanların yaşamına ve mesleki kariyerine yönelik saldırılar (iş vermeme, işi sürekli değiştirme, kaldırabileceğinin üzerinde veya anlamsız iş yükleme vs.),
  5. Çalışanların sağlığına yönelik saldırılar (sağlık açısından zararlı işlerde çalışmaya zorlama, fiziksel şiddet, cinsel taciz vs.).

Türk Hukukundaki emsal kararlara[2] baktığımızda mobbing vakıalarının;

  • Amir konumundaki kişinin mağduru nedensiz yere işini yapmamakla suçlaması,
  • Mağdurun yetersiz olarak değerlendirilip aşağılanması,
  • En basit olaylarda dahi yazılı savunma istenerek taciz edilmesi,
  • İşverenin kişisel nedenlerle birlikte çalışmak istemediği işçiyi psikolojik olarak yıpratıp onu işten ayrılmaya zorlaması,

gibi davranış biçimlerinde ortaya çıktığını söylemek mümkündür.

Mobbing Nedeniyle Ceza Soruşturma ve Kovuşturmalarının Kanuni Dayanakları

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir “mobbing suçu” isminde bir suç ve kanuni tanımlama yoktur. Fakat bu durum, mobbing eylemlerinin suç teşkil etmediği anlamına gelmez. İş Hukuku mevzuatında mobbing kapsamında ele alınabilir hukuka aykırı fiil niteliğinde olan işveren davranışları ve bu davranışları yaptırıma bağlayan düzenlemeler bulunmaktadır. Ceza hukuku bakımından mevcut mobbing davranışlarını cezalandırmaya yeterli hukuk araçları olduğunu kabul edebiliriz.

Bağımsız bir suç tipi olarak ayrıca düzenlemeye gerek olmadığını söylemek mümkündür. Mobbing olgusu sadece temel hak ve insan özgürlüklerine ilişkin kuralların ihlali anlamına gelmemekte, Anayasa ile güvence altına alınmış olan çalışma hakkının da ihlali niteliği taşımaktadır. Bu sebeple 1990’lı yıllardan itibaren mobbinge karşı etkin koruma sağlamak amacıyla Avrupa ülkeleri birçok yasal düzenleme yapmaya başlamıştır. Bu Avrupa ülkelerinin başında Fransa, Belçika, Hollanda, İsveç ve Almanya gelmektedir.

Mobbing Suçunda İspat

Mobbing mağdurlarının uygulamada en çok karşılaştığı sorun ispat sorunudur. Türk hukukunda ayrıyeten mobbing hakkında bir düzenleme bulunmadığı için ispat yüküyle ilgili de bir düzenleme bulunmamaktadır. Avrupa’da uygulamada ispat yükü sebebiyle karşılaşılan sorunlara çözüm bulunmaya çalışılmıştır. Belçika hukuk sisteminde, işçi mobbinge uğradığını ispat etmek zorunda olmayıp, şikayet edilen tarafın yasaklanmış bir eylem veya davranışta bulunmadığını ispatlaması gerekmektedir. İşçiye gerçek bir koruma sağlanmaktadır.

İş Kanunu’nun işçinin haklı sebeple iş akdinin feshini düzenleyen 24. maddesinde “mobbing” kavramı açıkça bu sebeplerden sayılmamıştır ancak bu maddede belirtilen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan davranışları mobbing çerçevesinde değerlendirebiliriz. Borçlar Kanunu 417.maddesinde;

“İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.”

Denilmektedir.

Bu madde hükmü gereğince mobbing açıkça yasaklanmaktadır. İşcinin mobbing uygulandığı takdirde iş akdini haklı sebeple feshedilebileceği açıktır. Mobbing nedeniyle iş akdinin feshi durumunda ispat yükünün hangi tarafta olacağı önemlidir. Yargıtay, mobbing iddialarında şüpheden uzak kesin deliller aranmayacağını ve işçinin kendisine yönelik işyerinde mobbing uygulandığına dair kuşku uyandıracak olguları ileri sürmesini yeterli görmektedir.

Bu sebeple işyerinde mobbing gerçekleşip gerçekleşmediğinin ispat külfetinin işverende olduğu kabul edilmektedir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 2013/693E. 2013/30811 K. sayılı ve 27/12/2013 tarihli kararında;

Davacının görev değişikliği nedeniyle mağdur olduğu düşüncesine kapıldığı ve hastalandığı, uyarı, itham ve kırıcı üsluplarla baskılara maruz kaldığı, banka müdürü tarafından sorun çıkaran, uyumsuz, sevilmeyen ve kavgacı biri olarak suçlandığı, süreç içinde davacıya yönelik bu ve benzeri olumsuz davranışların tekrarlandığı, başka personelin yapması gereken işlerin sık sık davacıya verildiği, işyerinde düzenli çalışma şeklinin olmadığı, stresli çalışma ortamında bulunmanın etkisiyle sindirim sistemi rahatsızlığı çektiği, banka şubesinin yapılan iç denetimde düşük performans gösterdiğinin belirlendiği, davacının işyeri içindeki diğer çalışanlardan soyutlandığı, son dört ay içinde yirmişer günlük sağlık raporları aldığı, şube içi elektronik posta ile yapılan yazışmalarda ‘densiz‘ denilmek suretiyle hakarete maruz kaldığı, yaşamış olduğu olumsuzlukları işyerindeki amirine ilettiği halde sorunlara çözüm getirilmediği ve kendisinde kusur bulunduğu, olumsuzluklar sonunda anksiyete bozukluğu çektiği ve sağlık sorunlarıyla uğraştığı, bir yıllık maaş artışının yalnızca 1,96 olarak öngörüldüğü; davacının işyerinde yaşadıklarını anlattığı yazıda tutarlılık, samimiyet ve iddia edilen hususlarla bir bütünlük görüldüğü, bu hususların mobbing teşkil ettiği tüm dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Mobbingin varlığı için kişilik haklarının ağır şekilde ihlaline gerek olmadığı, kişilik haklarına yönelik haksızlığın yeterli olduğu, ayrıca mobbing iddialarında şüpheden uzak kesin deliller aranmayacağı; davacı işçinin, kendisine işyerinde mobbing uygulandığına dair kuşku uyandıracak olguların ileri sürmesinin yeterli olduğu, işyerinde mobbing gerçekleşmediğini ispat külfetinin davalıya düştüğü; tanık beyanları, sağlık raporları, bilirkişi raporu, kamera kayıtları ve diğer tüm deliller değerlendirildiğinde mobbing iddasının yeterli delillerle ispat edildiği gözetilmeden davanın reddi hukuka aykırıdır.”

Bu yargıtay kararından bahisle işçiye mobbing uygulanmadığının ispat yükü işverene bırakılmıştır.

İlginizi Çekebilir: Yargıtay Kararları Işığında Psikolojik Taciz.

Mobbing Oluşturan Davranışların Suç Tipleri Açısından İncelenmesi

Kasten Yaralama Suçu (TCK m. 86-87): Kasten yaralama, başkasının beden bütünlüğünü ihlal eden veya sağlığına zarar veren davranışlarla işlenir. Mağdurun kulak çekme, yumruk atma gibi doğrudan bedene yönelik acı verme değil, aynı zamanda mağdurun maruz kaldığı mobbing davranışlarının bir sonucu olarak farklı ihlallerde ortaya çıkabilir.

Mağdurun stres sebebiyle psikolojik bir hastalığa yakalanması bu duruma örnek verilebilir. Mobbing oluşturan davranışlar doğrudan beden üzerinde gerçekleşmiş veya psikolojik bir rahatsızlık yaratmış ise, kasten yaralama suçunun maddi unsurunu oluşturan ‘vücuda acı verme’ kapsamında ele alınabilir. Suçun diğer maddi unsuru olan ‘sağlığı bozma’ beden fonksiyonlarının normalden sapması anlamına gelmektedir. Çoğu zaman ‘sağlığı bozma’ ve ‘vücuda acı verme’ bir arada bulunmaktadır. Uzun sürmüş olan mobbing davranışları sonucunda ortaya çıkan korku, depresyon, kaygı, alınganlık, yaşamdan zevk alamama gibi neticeler, kasten yaralama suçu çerçevesinde değerlendirilebilir.

-İntihara Yönlendirme Suçu (TCK m. 84): Uzun süren mobbing sonucunda mağdur psikolojik çöküntü içine girebilir. Bu psikolojik çöküntü intihar kararı almasına neden olabilir. Ancak bu suçun oluşabilmesi için mağdurun özgür iradesine dayanarak aldığı bir karar olmalıdır. Mobbing sonucu mobbinge uğrayan kişiyi intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişinin bu suçtan cezalandırılması söz konusu olabilecektir.

Eziyet Suçu (TCK m. 96): Mobbing mağduruna karşı insan onuruyla bağdaşmayan, mağdurun bedensel ve ruhsal açıdan acı çekmesine ve aşağılanmasına yol açan davranışlarda bulunulması halinde işbu suç işlenir. Aşağılayıcı ve eziyet verici, insan olma niteliğini etkileyen tüm davranışlar bu suçu oluşturur.

Cinsel Saldırı ve Cinsel Taciz Suçu (TCK m.102-TCK m. 105): Cinsel saldırı suçu, cinsel davranışlarla vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesi sonucu oluşur. TCK uygulaması bakımından, cinsel saldırı suçunun oluşması için bedensel temas ölçütü gereklidir. Bu durumda mağdurla fiziksel bir teması içermeyen davranışlar cinsel taciz suçunu oluşturur. Mobbing mağdurunun cinsel özerkliğini zedeleyen her türlü davranış cinsel saldırı suçunu oluşturur. Beden dokunulmazlığını ihlal etmeyen ve mağdurun cinselliğine yönelik davranışlar cinsel taciz suçunu oluşturur.

Cebir Kullanma Suçu (TCK m. 108): Cebir, bir başkasının özgürce irade oluşturmasını engellemek ve bedenine yönelik zorlayıcı bir etkidir. Mobbing süreci içerisinde mağduru hukuka aykırı bir şekilde belirli bir davranışta bulunmaya zorlamak cebir kullanma suçunu oluşturur.

Kişilerin Huzur Ve Sükûnunu Bozma Suçu (TCK m. 123): Mobbing mağduruna gürültü yapmak veya sürekli onu telefonla arayarak rahatsız etmek veya hukuka aykırı bir davranışta bulunmak bu suçu teşkil eder. Kişilerin huzur ve sükununu bozma, diğer suç tipleri kapsamında cezalandırılmayan birçok davranışı içine alarak çerçeve bir suç tipi özelliği gösterir.

Hakaret Suçu (TCK m. 125): Hakaret suçu, mobbing davranışlarında en çok karşımıza çıkan suç tipidir. Bu suçun oluşması için mağdurun onurunu ve şerefini aşağılayıcı şekilde somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek gerekir. Davranışın onur ve şerefi aşağılayıcı olması yeterlidir. Bu suç mobbing mağdurunun huzurunda veya gıyabında işlenebilir. Suçun huzurda işlenmiş sayılması için mobbing mağdurunun herhangi bir aracı olmadan doğrudan doğruya öğrenmesi gerekir. Gıyabında işlenmesi durumunda en az üç kişiyle ihtilat edilmesi gerekir. En az üç kişinin isnad edilen fill, olgu veya sövmeyi öğrenmiş olması gerekir. Mobbing süresi içerisinde mağdurun onuruna ve şerefine yönelik olarak gerçekleştirilen davranışlar hakaret suçu kapsamında cezalandırılır.

Sonuç

Mobbing mağdurunun kişilik hakkını, onurunu, şerefini veya sağlığını bozan davranışlar hukuksal bir kavram olmamasına karşın, uygulamada karşılaşılan bir olgudur. Mobbing davranışlarının cezalandırmasında, mobbing hakkında bir düzenleme olmamasına karşın mevcut ceza hukuku araçlarının mobbing mağdurunun hakkını korumada kullanılabilmektedir. Bunun haricinde özel norm niteliğinde bir mobbing suçunun da düzenlenmesi mümkün ileride gündeme gelebilecektir.

Anahtar Kelimeler: Ceza Hukuku Bakımından Mobbing, Mobbing, İş Yerinde Mobbing, İş Yerinde Psikolojik Şiddet, Ceza Hukuku ve Mobbing.


Kaynakça

  • 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu.
  • 4857 Sayılı İş Kanunu.
  • 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu.
  • <https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/154618>.
  • <https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/235619>.
  • <http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2010-88-598>.

Referanslar

  • [1]Leymann, Mobbing, Psychoterror am Arbeitesplatz und wie man sich dagegen wehren kann, 1993, s. 23.
  • [2]Yargıtay 9. HD, E.2007/9154-K.2008/13307;E.2008/3122-K.2008/4922; Yargıtay 4. HD, .E.2007/3114- K.2008/3142.