| Okuma Süresi: 3 Dakika

ANONİM ŞİRKETLERDE AZINLIK HAKKI OLARAK ORTAKLIĞIN FESHİ DAVASI

TARIK ŞAHIN STJ. AV. CEM SİPER

Anonim Şirketlerde ortaklığın haklı nedenle feshi kavramı mehaz kanun olan İsviçre Borçlar Kanunu’nda yer alsa da 6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmemiş, uygulamada yaşanan karışıklıklardan ötürü kanun koyucu 6102 Sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu’nda anonim şirketlerde haklı sebep feshi hallerini Kanunun 531’inci maddesi kapsamında detaylı olarak düzenlemiştir.

HAKLI NEDENLE FESİH DAVASININ AMACI

Şirket azınlık hissedarı hakkı olarak düzenlenen “ortaklığın haklı nedenle feshi” talebi TTK Madde 531’de düzenlenmiş olup; ilgili madde çoğunluk pay sahiplerinin kendi çıkarları doğrultusunda sistematik bir biçimde hareket ederek azınlık pay sahiplerinin ortaklıktan kaynaklanan en temel haklarını kullanmalarını uygulamada engellemeleri durumunda; azınlık pay sahiplerinin mahkemeye başvurarak haklı nedenle ortaklığın feshini talep etmesini sağlar. Özetle, haklı nedenle ortaklığın feshi davası azınlık hissedarlarına tanınmış bir güvence olup, şartların oluşması halinde hükmen tüzel kişiliğin fesih sonucunu doğurabilecektir. Bu yönde bir hakkın varlığı da hakim hissedarların faaliyetlerinde hukuk çerçevesinde hareket etmelerini ve azınlık hissedarların da haklarını gözeterek karar almalarını sağlayacaktır.

HAKLI NEDEN TEŞKİL EDEN HALLER

Azınlık hissedarların katlanamayacağı, ortaklık ilişkisini temelinden sarsan ve ortaklıktan kaynaklanan temel haklardan faydalanmasını engelleyen çoğunluk hissedar davranışları haklı nedenle feshe sebep olarak gösterilmiştir.

Anonim şirket ortaklıkları bakımından muhik sebebin varlığını somut olaya göre değerlendirmek ve değerlendirme yaparken de fesih davasında ileri sürülen sebeplerin sona erdirmeyi haklı kılacak biçimde esaslı olup olmadığını dikkate almak gerekecektir, bir başka deyişle, haklı neden olarak ileri sürülen vakalar ile dava sonucunda verilecek hükmün ölçülülük prensibine uygun olması gerekecektir.   Haklı sebep olarak ortaya konulan vakalar sonucunda objektif kriterlere göre azınlık pay sahibinden ortaklığı devam ettirmesi beklenemez ise, somut olayda haklı nedenle fesih koşullarının oluştuğu kabul edilmelidir.  Haklı nedenin varlığı, davaya bakan hakim tarafından takdir yetkisi çerçevesinde değerlendirilecek olup, tespit sonucunda verilecek hükmün, sadece davayı açan azınlık hissedarın değil diğer ortak ve çoğunluk hissedarların da menfaatlerini dengeli bir biçimde dikkate alması gerekmektedir.

Bu minvalde, çoğunluk hissedarların iradeleri ile genel kurulun kay payı dağıtım kararı almaması, bununla birlikte  çoğunluk hissedarlar tarafından atanan  yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı altında fahiş ödemeler yapılması, çoğunluk hissedarlar tarafından atanan yönetim kurulunun  şirketi devamlı bir şekilde kötü yönetmesi, azınlık hissedarlarının sistematik bir biçimde karar alma mekanizmalarından dışlanması, şirketin devamlı zarar etmesine rağmen çoğunluk hissedarların gerekli önlemleri almaması hususları haklı sebep olarak addedilmektedir.

TTK m.531’de ortaklığın feshine yol açabilecek haklı nedenlere dair detaylı bir düzenleme olmadığından dolayı, Hakim önüne gelen uyuşmazlıkta vakaların haklı neden teşkil edip etmediğini takdir yetkisi çerçevesinde belirleyecektir. Uygulamada genel yaklaşım olarak mahkemenin ölçülülük ilkesine uygun şekilde son hukuki çare olarak ortaklığın feshine hükmettiği görülmektedir.

ORTAKLIĞIN FESHİ DAVASININ TARAFLARI 

Anonim ortaklığın feshi davası mevzuatta azınlık hakkı olarak düzenlenmiştir. Bu sebeple ikame edilecek davada davacı taraf sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden “Azınlık Pay Sahipleri”dir. Buradaki pay sahipliği oranları dava şartı olup, hakim bu durumu davanın her safhasında re’sen inceleyecektir. Bununla birlikte, davanın ikamesi için tek bir ortağın bu minimum orana sahip olması zorunluluğu bulunmayıp, iki veya daha fazla azınlık pay sahipleri birlikte minimum sermaye şartını sağlıyorlarsa, ortaklığın feshi davası dava şartı noksanlığı ile reddedilmeyecektir.

Ortaklığın Feshi davasında davalı taraf ise doğrudan ve yalnızca ‘Şirket Tüzel Kişiliği’dir.  Fiilleri ile haklı sebebe yol açan çoğunluk pay sahipleri veya çoğunluk pay sahiplerinin yönlendirmesi ile hareket eden Şirket Yönetim Kurulu üyeleri davanın tarafı değildir.  Son olarak, ortaklığın feshi davası azınlık hissedarlar tarafından şirket tüzel kişiliğinin esas sözleşmesinde yer alan merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesinde açılacaktır.

ORTAKLIĞIN FESHİ DAVASINA İLİŞKİN SÜRE KISITLAMASI

Haklı nedenle ortaklığın feshi davasında feshi doğran olayın vukuundan itibaren belirli bir sürede dava açılacağına dair bir süre sınırlaması bulunmamaktadır. Bununla birlikte, uygulamada Hakim somut olayı değerlendirirken makul süre geçtikten sonra açılan davalarda azınlık pay sahipleri için ortaklığın çekilemez seviyede olduğu iddiasını dinlemeyecektir.

 TALEP VE MAHKEMENİN HÜKMEDEBİLECEĞİ HUKUKİ ÇARELER

  • Dava şartının ve haklı sebebin olduğu durumda mahkeme somut olaya göre hüküm ihdas edecektir. Mahkeme yukarıda açıkladığımız durumlara göre;
  • Ortaklığın Feshi ve Şirketin Tasfiyesine veya
  • Paylarının Gerçek Değerinin Ödenmesi Karşılığı Davacı Pay Sahiplerinin Ortaklıktan Çıkarılmasına veya
  • Diğer Alternatif Çözümlere

karar verebilir.

Ticari hayatın devamı gayesiyle ve ortaklar arasındaki ilişkilerin limitet şirketlere nazaran daha esnek olması dikkate alındığında, konuya ilişkin verilmiş mahkeme kararlarında anonim şirketlerde ortaklığın feshinin son çare olarak değerlendirildiği görülmektedir.  Somut olayda TTK m.531 çerçevesinde haklı neden ile fesih şartlarının oluştuğunu değerlendiren mahkeme, ekonomik ve objektif açıdan bakıldığında azınlık hissedarın haklarına halel gelmeyeceği kanaatine ulaşırsa, ortaklığın feshi yerine davayı ikame eden azınlık ortağın pay bedelinin ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkartılmasına karar verebilecektir.