[rt_reading_time label="Okuma Süresi:" postfix="Dakika" postfix_singular="Dakika"]

Kira Sözleşmelerinde Kefilin Sorumluluğu Nedir?

Yazarlar: KERİM KOCAMAN, AHMET ÇAĞDAŞ KİZİR, KADER ÇOBAN
Kira Sözleşmelerinde Kefilin Sorumluluğu Nedir?

MGC Legal ekibinin hazırladığı işbu “Kira Sözleşmelerinde Kefilin Sorumluluğu?” başlıklı makaleyi okumanıza sunarız.

Kira Sözleşmelerinde Kefilin Sorumluluğu

Kefalet sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 483 vd. hükümlerinde düzenlenmiştir. TBK. m. 483’e göre;

Kefalet, bir akittir ki onunla bir kimse borçlunun akdettiği borcun edasını temin etmeği alacaklıya karşı taahhüt eder.

Şeklinde belirtilmiştir.

Yazılı şekil şartına tabi olan Kefalet sözleşmesinin ayrı bir sözleşme şeklinde yapılması şart değildir. Uygulamada olduğu gibi yazılı olarak yapılan kira sözleşmesinin içerisinde de yer alabilir. Kefaletin en önemli özelliği, fer’i nitelikte oluşudur.

Gerçekten de kefilin borcunun doğuşu, devamı ve ifa mecburiyeti açısından asıl borca bağlıdır. Tâlilik, asıl borçluya karşı takip yapılıp bu takip semeresiz kalmadan ve rehine başvurulmadan kefile yönelmemeyi ifade etmektedir. Söz konusu nitelik kendini adi kefalette gösterir.

Adi Kefalet Nedir?

Kiraya kefalette ise kefalet sözleşmesinde ayrıca kefaletin niteliğine ilişkin bir açıklamada bulunmamış ve sözleşmeye yansıyan iradelerden de bu durum anlaşılamıyor ise kefaletin adi kefalet olarak kabul edilmesi gerekir.

Müteselsil Kefalet Nedir?

Müteselsil kefil, bir borcun ödenmemesi durumunda, borcu asıl borçlu yerine ödemek zorunda olan kefil için verilen addır. Müteselsil kefili, tıpkı bir borçlu gibi borcun ödenmesi sorumluluğunu alan kişidir. Müteselsil kefalette borçlulardan birisi, kendi payına düşen meblağdan fazla ödeme yaparsa alacaklıya halef olmaktadır.

Böylece payını aşan kısım, diğerlerine rücu edebilmektedir. Müteselsilen borçlu olmak istemeyen kişiler gerçek ve tüzel kişilerle bunu göz önünde bulundurarak sözleşme imzalamalıdır. Sözleşmede müteselsil sorumluluk maddesi var ise, alacaklı için bu hak kendiliğinden doğar.

Kefalet sözleşmesi, kural olarak tek taraflı borç yükleyen bir sözleşmedir. Bu sözleşmeyle, yalnızca kefil borç altına girer. Ancak, asıl borçlunun kefilin kefaletini sağlamak için ona bazı menfaatler sağlaması kefalet sözleşmesinin ivazsız olma niteliğini ortadan kaldırmaz.

Kira sözleşmesinde kira parasının ödenmesi kiracının en önemli borcudur Kiralayan, kira parasının ödenmemesi ihtimaline karşı, kiracıdan aynî veya şahsî teminat almaktadır. Şahsî teminatların başında ise kefalet gelmektedir.

Kefil, kira parasının kiracı tarafından ödenmemesi durumunda, kendisinin söz konusu kirayı ödeyeceğini taahhüt etmektedir. Söz konusu kefalet, çoğunlukla karşılıksız (İvazsız) olarak yapılmaktadır. Kira parasının ödenmemesi halinde kiralayan, müteselsil kefalette doğrudan doğruya kefil olan kişiye başvurarak, ödenmeyen kiraların ödenmesini istemektedir.

Adi kefalette ise önce borçluya başvurmalıdır borçluya başvurmadan kefile başvuramaz. Kefalet sözleşmesinin geçerliliği, kefilin sorumlu olacağı azami meblağın gösterilmesine bağlıdır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu (YİBGK) E. 1943/14 K. 1944/13 T. 12.4.1944 Karar sayılı ilamında bu hususu, “kefalet senedinde kefilin ödeyeceği muayyen bir miktarın gösterilmiş olup olmadığı ve senetten   bir miktarın anlaşılması kabil olup olamayacağı hususunun hakim tarafından resen nazara alınması lazım” şeklinde ifade ederek, Borçlar Kanunu 484. maddesi ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E. 1943/14 K. 1944/13 T. 12.4.1944 karar ilamında, kefaletin yazılı şekle tabi olacağı ve kefilin sorumlu olacağı muayyen bir meblağla sınırlı tutulması gerektiği öngörülmüştür. Yasanın bu hükmü kefaletin geçerlilik koşullarındandır. Her ne kadar sözleşmenin 18. maddesinde “kefilin kefaleti kiracı konutta oturduğu müddetçe ve mecuru boşaltsa dahi oturduğu süre içindeki borçları bitene kadar devam eder. Bu kefaleti müteselsilen kefalettir ibaresi varsa da yasanın açıklanan buyurucu bu hükmü gereğince kefilin sorunlu olacağı muayyen miktar açıkça gösterilmediğinden kefaletin kira parasına ilişkin kısmı dışındaki hükümleri geçersizdir. Kefil bu durumda sadece ödenmeyen kira bedeli ile sorumludur. Kira bedeli dışında hor kullanma, elektrik, su bedeli, yeniden tamir ve kiraya verme süresinden doğan alacaklardan müteselsil kefilin sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırıdır.” şeklinde karar vermiştir.

Bu karardan da anlaşılacağı üzere, kefilin sorumlu olacağı azamî meblağ açık olarak gösterilmediği sürece, önceden miktarı belli olmayan kötü kullanma tazminatından ve elektrik, su vs. giderlerden kefili sorumlu tutmak mümkün değildir. Yargıtay, şekil şartlarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmelerini tahvil yoluyla, üçüncü kişinin fiilini taahhüt olarak ayakta tutmaktadır.

Kefalette Süre

Yargıtay 12. HD E. 2002/13161, E. 2002/13161, T. 30.6.2003 Karar sayılı ilamında Kira sözleşmesinin bitiş ve başlangıç tarihi belli olduğunda kefilin kefaletinin belirli süreli kefalet olduğu kabul edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. TBK m. 493 uyarınca “bir kimse mahdut bir zaman için kefil olup da bu zaman inkızasını takip eden 1 ay zarfında alacaklı bu babda icraya veya mahkemeye müracaatla hakkını talep etmezse kefil kefaletten ber’i olur” denilmektedir.

Örneğin, alacaklı borçlu kefilin sorumlu olduğu sürenin bitim tarihi 12.12.2010 tarihinden itibaren 1 aylık süre geçtikten sonra icra takibi yaparsa yapılan takip usulsüz olur. Kefalet sözleşmesinin, belirli mi yoksa belirsiz süreli mi olduğu yönünde bir anlaşmazlık çıkarsa, karine, belirsiz süreli kefaletin olduğu yolundadır. Aksini iddia eden kefil bunu ispatlamak zorundadır. İspatlayamadığı takdirde, belirsiz süreli kefalet sözleşmesinin varlığı kabul edilmektedir. Kira süresinin uzaması durumunda kefilin sorumluluğu konusuna gelince; kefili, sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme ve bu sebeple Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 23’e aykırılık teşkil eden hükümleri geçersizdir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.03.2006 gün ve 2006/6-78 Esas, 2006/88 Karar sayılı ilamında da kabul edildiği üzere Türk Borçlar Kanunu’nun 484. maddesi hükmü gereğince, yazılı şekilde düzenlenmiş, süresi ve ödenecek kira paralarının miktarı açıkça gösterilmiş bir kira sözleşmesini kiracının kefili sıfatıyla imzalayan kişi; sözleşmede gösterilen kira süresi boyunca, kiracının ödemekle yükümlü bulunduğu kira paralarından, kefil sıfatıyla kiralayana karşı sorumludur.

Zira, böylesi bir durumda, kefilin sorumluluğu süre ve miktar itibariyle belirlidir. Kira süresinin, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanun‘un 11. maddesi gereğince uzadığı hallerde, uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için; öncelikle bu hususun (kefilin sorumluluğunun uzayan dönem için de devam edeceğinin) sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması gerekir.

Bunun yanında, kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğunun azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının açıkça gösterilmiş olması da şarttır. Ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir.