| Okuma Süresi: 2 Dakika
|

HIV/AIDS Evlilik için Engel Teşkil Eder mi?

PINAR GÜZEL KERİM KOCAMAN
HIV/AIDS Evlilik için Engel Teşkil Eder mi?

HIV ile yaşayan bireylerin evlenmeleri ile ilgili kanunen herhangi bir engel yoktur. Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 123. ve 124. maddelerinde evlilik engeli yaratan hastalıklar frengi, bel soğukluğu, yumuşak şankr, cüzzam ve ilerlemiş sarî verem olarak sayılmıştır. HIV’e ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Kısaca HIV enfeksiyonu yasal olarak evlenmeye engel değildir.

Evlenme Başvurularındaki Sağlık Testlerinin Kapsamı Nedir? HIV/AIDS Bu Kapsamda Mıdır?

Evlilik testleri kapsamına neyin girdiği Evlendirme Yönetmeliği’nin atfıyla Evlenme Muayenesi Hakkında Nizamname ’de düzenlenmiştir. Bu Nizamname’ de HIV testi evlenme başvurusunda bulunacak kişiler için yapılacak testler arasında sayılmamıştır. Niyetinde, evlilik öncesi HIV testinin zorunlu olarak istenmesi hukuka aykırıdır.

Uygulamada ise belediyeler, evlenecek adaylardan istedikleri belgeleri önceden açıklamaktadır. Ancak belediyelerin uygulamalarında da birlik bulunmamakla beraber her bir belediye farklı tetkikler isteyebilmektedir. Başvurulan aile hekimi, çiftlerin evlenmeye engel hastalığı bulunmadığını gösterir testleri yaptırmasını isteyebilir ve bu iki tarafında rızası ile yapılabilir.

HIV/AIDS Boşanma Sebebi Midir?

Alzheimer, HIV/AIDS, Kanser, Cüzzam, Frengi gibi rahatsızlıklar tek başına yeterli boşanma nedeni olamaz. Evlilik hayatının sadakat ve kötü gün dostluğu esasına göre kurulduğu düşünüldüğünde başka biçimde düşünülememesi gerekir. Ancak yukarıda bahsedilen hastalıkların bazıları cinsel yolla bulaşan hastalıklar olması sebebiyle boşanmaya sebep olay olabilmekte, eşe bulaştırması neticesinde de tazminata konu olabilmektedir. Yargıtay’ın 2014/9963 E. 2015/5944 K. Sayılı Kararı’nda şu şekilde ifade edilmektedir;

“Davacı, eşi olan davalıların miras bırakanı tarafından kendisine AIDS hastalığının bulaştırıldığını ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş, dosyada mevcut bulunan üç kişilik bilirkişi heyetinin raporundan, hastalığının davalıların miras bırakanı tarafından bulaştırıldığı anlaşılmaktadır. İddianın aksi, davalılar tarafından kanıtlanmamıştır. Şu durumda, hukuka aykırılığın ve sorumluluğun benimsenmesi gerekir. Dosya içeriği itibariyle ve BK’nun 42. maddesi hükmü de göz önünde tutulduğunda, talep edilen maddi zarar uygun olup hüküm altına alınması; manevi tazminatın ise mahkemece takdir edilmesi gerekir. Karar, açıklanan nedenlerle yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.”

Evlilikten Önce Var Olan Bulaşıcı Hastalığın Eşe Söylenmemesi Evliliğin İptali Nedeni Midir?

Evlilik birliğinin kurulmasından önce var olan bulaşıcı hastalığın eşe söylenmemesi neticesinde evliliğin iptali davalarında, mevcut hastalığın davacı ve altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturması veya evliliğin sağlıklı eş için birlikte yaşamayı çekilmez bir duruma sokacak derece önemli bir yanılma sonucunda gerçekleştiği kabulünde iptal edilebileceği kanun koyucu tarafından düzenlenmiştir. Bu netice ile bulaşıcı hastalığın eşe söylenmemesi evliliğin iptali sebebi olabilecektir.

Yargıtay’ın E. 2006/5711 K. 2006/12979 sayılı kararında şu şekilde ifade edilmektedir;

“Türk Medeni Kanunu’nun 149/2. maddesi “eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenmişse” ve Türk Medeni Kanunu’nun 150/2. maddesi ise “davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenmişse” hükümlerini taşımaktadır. “

Ayrıca Yargıtay’ın E. 2017/2-2294 K. 2020/671 numaralı kararında hastalığın evliliğin iptaline sebep olabilmesi için resmi sağlık kurulu raporu alınması gerektiği belirtilmiştir.

Bir hastalığın gizlenmesinin aldatma sebebi ile evliliğin iptali sebebi oluşturabilmesi için “hastalığın” resmî sağlık kurulu raporu ile “ağır ve tedavi edilemez nitelikte” olduğunun belirlenmiş olmasının gerektiği gibi ayrıca “altsoy için tehlike oluşturup oluşturmadığının da” tespit edilmiş olması gerekir. Evlendirme Yönetmeliğinin 20. maddesiyle “…Resmî veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarından alınacak sağlık raporu/resmi sağlık kurulu raporu…” raporun şeklini ise maddenin devamında “…Sağlık raporuyla ilgili usul ve esaslar, sağlık alanındaki değişen ve gelişen şartlar da dikkate alınmak suretiyle Sağlık Bakanlığınca yayımlanacak genelgeyle…” şeklinde açıklanmıştır.


İlginizi Çekebilir: HIV Virüsü Taşımanın Hukuki Sorumluluğu.