| Okuma Süresi: 2 Dakika

YOLA TERK EDİLEN ALANIN KONUT ALANINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ HALİNDE ESKİ MALİKİNE İADESİ GEREKİR

STJ. AV. SİMGE KARABOĞA

Başvurunun Konusu

Yol şartıyla belediyeye terk edildikten sonra imar planında değişiklik yapılarak konut alanına dönüştürülen ve başka bir parsel ile birleştirilen taşınmazın önceki maliklerine iade edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuştur.

Arka Plan ve Yargısal Süreç

Başvurucuların iddiasına göre 1990 yılında satın almak suretiyle mülk edindikleri ve 26.10.1955 tarihinde imar parseli vasfı kazanmış olan İstanbul ili Beşiktaş ilçesi Dikilitaş Mahallesi’nde 56 pafta25 ada ve 37 parsel numaralı taşınmazın üzerinde bulunan üç katlı yapının yenilenmesi amacıyla Belediyeye başvurmaları üzerine Belediye tarafından taşınmazın toplam 154.54 metrekaresinin yol yapılmak üzere bedelsiz olarak Belediyeye terk edilmesi şart koşulmuştur. Taşınmazın imar istikameti önünde kalan kısmının 18.08.1992 tarihinde Beşiktaş 8.Noterliğince düzenlenen taahhütnameyle yol olarak bedelsiz bir şekilde Belediyeye terk edilmesi başvurucular tarafından taahhüt edilmiştir. Beşiktaş Belediye Encümeninin 27.08.1992 tarihli kararıyla anılan taahhütnameye istinaden taşınmazın imar istikameti önünde kalan kısmın yol olarak terk edilmesi kararı verilmiş, Beşiktaş 2. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğünce 16.09.1992 tarihinde yol olarak sicilden terkin gerçekleştirilmiştir.

Beşiktaş Belediyesince 16.07.2005 tarihinde 1/5000 ölçekli nazım imar planında değişiklik yapılarak başvurucuların taşınmazın önünde “sokak “ayrılan 80 metrekarelik bölüm “konut alanına” dönüştürülmüştür. Belediye tarafından bu kısım komşu 36 numaralı parselle birleştirilmiştir.

Birleştirme işlemine karşı açılan iptal davasında ilişkin 17/12/2009 tarihinde Belediyeye başvuruda bulunarak taşınmazın kendilerine iadesi ve kendi parseli olan 37 numaralı parselle birleştirilmesi talep etmiş Belediye tarafından bu talep reddedilmiştir. Başvurucular bu istemle 26.02.2010 tarihinde İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nde dava açmışlar ve İdare Mahkemesi 23.09.2011 tarihli kararla anılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Karar Danıştay 6.Dairesince 21.02.2013 tarihinde bozulmuştur. İdare Mahkemesince bozma kararına uyulmuş ve dava esastan incelenmiştir. İdare Mahkemesi 29.01.2016 tarihinde verdiği kararla taşınmazın 36 numaralı parselle birleştirilmesine ilişkin işlem iptal edilmiş olup taşınmazın iadesine karar verilmesinin idari yargı yetkisinin dışında kaldığı gerekçesiyle bu istemin reddine karar verilmiştir. Karar temyiz edilmiş olup henüz temyiz talepleri karar bağlanmamıştır.

 

Anayasa Mahkemesi Kararı

Başvuru konusu olayda iade hakkının ortadan kaldırılmasının başvuruculara önemli bir külfet yüklediğinin tartışmasız olduğu kanaatine varılmıştır. Belediyenin, kamu yararı amacıyla yol yapmak üzere bağışlanan taşınmazdan önemli ekonomik yarar elde ettiğinin, yol şartıyla bağışlanan taşınmazın konut alanına dönüştürülerek taşınmazdan ekonomik çıkar sağlanmasıyla elde edilecek kamu yararının, taşınmazın malike iade edilmemesi sebebiyle yüklenen külfette kıyasen çok hafif kaldığı ifade edilmiştir. Konut alanına dönüştürülen taşınmazın eski malikine iade edilmeyerek Belediyenin özel mülkü haline getirilmesi, amme menfaatlerinin gözetilmesindeki kamusal yarar ile bireyin mülkiyet hakkının korunmasındaki bireysel yarar arasında kurulması gereken makul dengenin malik aleyhine orantısız bir biçimde zedelenmesine yol açtığı bu durumda da başvurucuların mülkiyet hakkına müdahalenin ölçülü olduğundan bahsedilemeyeceği kanaatine varılmıştır.

Anayasa Mahkemesince verilen kararda; yola terk işlemi için başvuru tarihi olan 24.12.2009 tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun m.244/3 hükmü uyarınca yola terk işleminin “şartlı bir bağış” olduğu ve şartın gereğinin yerine getirilmemesi halinde hibe edilen şeyin geri istenebileceği belirtilmiştir. Somut olayda belediyeye terk edilmiş (bağışlanmış) alanın yol şartıyla hibe edildiği, daha sonra bu alanın konut alanı olarak değiştirilmesinin şartın yerine getirilmemesi olarak değerlendirilmiş ve imar planında değişiklik sonrası konut alanına dönüştürme işleminden sonra taşınmazın iadesi yolunda meşru beklenti sahibi olan önceki maliklerine iade edilmemesinin mülkiyet hakkına müdahale olarak değerlendirilmiştir. Mülkiyet hakkına müdahalenin Anayasaya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ölçülülük ilkesinin gözetilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Somut olayda bu üç unsurun bulunmaması nedeniyle Anayasanın 35’inci maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği kararı verilmiştir ve başvurucuların davasını reddeden ilk derece mahkemesinin yeniden yargılama yapması gerektiğine oybirliğiyle hükmedilmiştir.