| Okuma Süresi: 3 Dakika
|

YARGITAY’DAN YAŞ DIŞINDAKİ EMEKLİLİK KOŞULLARINI YERİNE GETİREN İŞÇİLERİN KIDEM TAZMİNATI ALMASINA İLİŞKİN KIDEM TAZMİNATI KARARI

BEGÜM BAYRAM

Yargıtay, 15 yıl 3600 prim gününü tamamlayarak yaş dışındaki emeklilik koşullarını yerine getiren işçilerin kıdem tazminatı alması konusunda emsal olacak bir karara imza attı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 5 Kasım 2020 tarihli bu kararına konu olayda, bir şirkette yönetici olarak çalışan işçi, 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3600 prim gününü tamamladığına dair Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan yazı alarak işverene sunduğu halde kıdem tazminatını alamadığı için dava açmıştır.  Yerel mahkeme, işçinin iş akdini feshettikten sonra başka bir işverene ait işyerinde çalışmaya başlamasını, yasanın tanıdığı hakkın kötüye kullanılması şeklinde gerekçe göstererek kıdem tazminatı talebini reddetmiştir.

Bunun üzerine işçi temyiz başvurusunda bulunmuş olup Yargıtay kararında sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayan işçinin, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanmamış olsa da işyerinden ayrılabileceği ve kıdem tazminatına hak kazanacağı vurgulandı. İşçinin başka işte çalışmaya başlamasının kanuna karşı hile olarak nitelendirilemeyeceğini belirten Yargıtay, iş mahkemesinin kararını bozarak tazminatın ödenmesine hükmetti.

Bu konuya ilişkin hükümler 4447 sayılı Kanunun 45. Maddesi ile kıdem tazminatına ilişkin hükümleri düzenleyen 1475 sayılı Kanunun 14/1 maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer ölçütleri yerine getirmesi halinde işçiye kendi isteği ile işten ayrılma imkânı tanınmıştır. Yani fesih tarihi itibarı ile işçinin en az 15 yıllık sigortalılığı ve 3600 günü aşkın prim ödemesinin bulunması halinde kıdem tazminatına hak kazanması mümkündür. Yasal şartları taşımadan ayrılma halinde ise ayrılma dilekçesi istifa olarak kabul edilir ve kıdem tazminatına hak kazanılamaz.

Yargıtay’ın 2014 yılından önce vermiş olduğu bazı kararlarda 15 yıl 3600 prim gününü tamamlayarak yaş dışındaki emeklilik koşullarını yerine getirme şartına ek olarak işçinin emeklilikten sonra başka bir yerde çalışmaması ve davacının gerçekten emeklilik için ayrılması gerektiği de belirtilmekteydi. Ancak Yargıtay, 2014 yılı itibarı ile bu koşulları aramaktan vazgeçmiş ve yaş dışında emeklilik şartlarının sağlanmasının kıdem tazminatına hak kazanabilmek için yeterli olduğu yönünde içtihat oluşturmuştur. Yargıtay’ın 2014 sonrası istikrarlı uygulamaları ile artık işçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için gerçekten emekli olmak için ayrılıp ayrılmadığının bir önemi kalmamıştır.

Son dönemde verilen Yargıtay kararlarında ise emeklilik nedeniyle fesih hakkının yasa ile tanınması dolayısıyla işçinin ayrıldıktan hemen sonra başka bir yerde işe başlamasının bir önemi olmadığı vurgulanmaktadır. Yargıtay’ın işçilik alacaklarına bakan 7, 9 ve 22. Hukuk Daireleri 2014’ten bu yana artık tamamen bu uygulamayı benimsemişlerdir. Bu nedenle başka bir iş yerinde çalışmak için emeklilik hakkı kullanılsa bile hak yasadan kaynaklandığından kötü niyetten bahsedilemeyecektir. Bu tür davalarda artık işçinin ayrıldıktan sonra başka bir iş yerinde çalışıp çalışmadığının araştırılmasına da gerek kalmamıştır.

SGK tarafından, 15 yıl ve 3600 gün sayısını doldurup yaşını bekleyen sigortalılara 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesine göre “Kıdem Tazminatı Alabilir” yazısı verilmektedir. Ancak bu durumda sigortalının ihbar tazminatı hakkı doğmamaktadır.

Açıklamış olduğumuz hususların yanında, işçinin emeklilik nedeniyle fesih hakkını kullanmadan önce başka bir işverenle sözleşme imzalaması halinde ise Yargıtay, işçinin hakkını kötüye kullandığını belirtmekte ve kıdem tazminatı taleplerinin reddine karar vermektedir.

Yargıtay her ne kadar geçmiş uygulamalarında 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 gün prim şartını tamamladıktan sonra emeklilik nedeniyle işten ayrılanların kısa bir süre sonra yeniden işe başlamalarını hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirmiş ise de çalışma hakkının anayasal bir hak olduğu ve bu hakkın engellenemeyeceğinden cihetle işbu görüşten dönülmüş olup, işten ayrıldıktan bir gün sonra dahi işçinin başka bir işe girmesinde artık Yargıtay’ca herhangi bir sakınca görülmemektedir.

Ancak işçinin emeklilik nedeniyle iş akdini feshetmeden önce başka bir işverenle anlaşması halinde hakkın kötüye kullanıldığı kabul edilmekte ve işçinin kıdem tazminatı talebi reddedilmektedir.

Sonuç olarak Yargıtay’ın istikrarlı uygulamaları neticesinde; en az 15 yıllık sigortalılığı ve 3600 günü aşkın prim ödemesi bulunan işçinin kıdem tazminatını alabilmesi için işverene Sosyal Güvenlik Kurumundan almış olduğu yazı ile başvuruda bulunması yeterli hale gelmiştir. İşçinin kıdem tazminatı alamaması için tek yol, işçinin emeklilik koşullarını taşımadan ayrılmasıdır. Yani bu haktan yalnızca 15 yıl ve 3600 günü doldurmayan işçiler yararlanamayacaktır. İşçinin işten ayrıldıktan sonra başka bir yerde işe başlayıp başlamaması veya gerçekten emeklilik nedeniyle işten ayrılıp ayrılmadığının Yargıtay kararları neticesinde herhangi bir önemi kalmamıştır.