| Okuma Süresi: 3 Dakika

TARH İŞLEMİNE KARŞI DAVA AÇILMASI USULÜ VE YÜRÜTMENİN DURDURULMASI HUSUSU

AV. ENGİN BERKAY UZUN

Vergilendirme işlemlerinin ilk basamağı olan tarh, Vergi Usul Kanunu (VUK) md. 20 hükmünce tanımlanmaktadır. Buna göre “Verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tesbit eden idari muameledir.”

Türk vergi sisteminde, aslolan beyan üzerine tarh usulüdür. Kanunlarda aksinin düzenlendiği durumlarda ve beyan üzerine tarhın yapılamadığı durumlarda ise re’sen ve ikmalen tarh usulleri uygulanır.

Beyana dayalı tarh, tarh işlemine esas alınan verilerin vergi idaresine sunulması şeklinde gerçekleşir. Bu usulde mükellef veya vergi sorumlusu, bizzat kendi beyanlarına dayalı işlem gerçekleştirmektedir. Bu nedenle de beyan üzerine tarh olunan vergi aynı anda hem tebliğ hem de tahakkuk eder. Buna göre VUK md. 25: “Vergi kanunlarına göre beyan üzerinden alınan vergiler “Tahakkuk fişi” ile tarh ve tahakkuk ettirilir. Bu esasa göre, vergi dairesince beyannamenin alınması üzerine bir tahakuk fişi tanzim olunur ve bunun bir nüshası mükellefe veyahut beyannameyi mükellef namına vergi dairesine tevdi edene verilir.Bu suretle vergi tahakkuk etmiş olur. Tahakkuk fişinin mükellefe verilen nüshası aynı zamanda beyannamenin makbuzu yerine geçer.” Hükmüne haizdir.

Bu hüküm ve kabul gereği de prensip olarak mükellef veya sorumlunun kendi beyanına dayalı bir işleme itiraz etmeyeceği kabul edilmektedir.

Keza kesilen tahakkuk fişinin alınmaması, verginin tahakkuk ettiği hususunu değiştirmeyecektir. Buna göre VUK md. 27: “Vergi beyannamesini ilgili vergi dairesine tevdi eden kimsenin kendisine verilen tahakkuk fişini almaması, beyannamede yazılı matrah üzerinden tarhı gereken verginin tahakkukuna engel olmaz. Bu takdirde tahakkuk fişinin mükellefe verilecek nüshası 28 nci maddede yazılı olduğu şekilde posta ile mükellefe gönderilir” Hükmüne haizdir.

Beyana dayalı tarh işlemine karşı itiraz edilmesi veya dava açılabilmesi yalnızca iki durumda mümkün olabilecektir. Bunlar da tarh işleminde vergi hatası bulunması veya beyana dayalı tarhın ihtirazi kayıt ile yapılmış olması durumlarıdır.

Vergi hatası, VUK md. 116 hükmünce düzenlenir. Buna göre: “Vergi hatası, vergiye mütaallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.” Şeklinde tanımlanmıştır. Vergi hatası, vergilendirme sürecinde yapılan her türlü yanlışlık anlamında değil, özel ve teknik içeriğe sahip hatalar anlamına gelmektedir.

İhtirazi kayıta ilişkin ise VUK hükümleri kapsamında bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu husus İYUK md. 27/4 hükmünce düzenlenmektedir. Buna göre “Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar,tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir.”

İhtirazi kayıt, verilen beyannameye “dava haklarımı saklı tutarım” şeklinde bir şerh olarak düşülmesi veyahut ihtirazi kayıt dilekçesi sunularak yine dava haklarının saklı tutulduğunun bildiriminin yapılması şeklinde gerçekleştirilebilir.

İYUK md 27/4 hükmünce düzenlenen bir başka bahis de tarh halinde yürütmenin durdurulması kurumunun nasıl işleyeceğidir. Yürütmenin durdurulması kurumu, kanunda da düzenlendiği üzere “idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda” ve istem halinde idari işlemin yürütmesinin durdurulmasıdır.

Beyan halinde tarh işleminde beyannamenin verilmesi ile tahakkukun gerçekleşmesi ve verginin tahsil edilebilir olması nedeniyle dava açan ilgilinin mahkemeden yürütmenin durdurulması talebinde bulunması gerekmektedir. Aksi halde tahsil işlemleri durmayacaktır.

İkmalen ve re’sen tarh usullerinde ise idarece yapılan işlemler sonucunda düzenlenen bir ihbarname ile mükellefe tebliğ edilir (VUK md. 34). Bu usullerde mükellefe ceza kesilmesi de söz konusu olmaktadır. Bu cezalar da VUK md. 336 uyarınca ceza ihbarnamesi ile ilgililere tebliğ olunur.

Bu usullerde tarh işlemi, mükellefin iradesi dışında ve idarece tek taraflı olarak yapıldığından mükellefin itiraz etme veya dava açma hakkı bulunmaktadır. Dava açma süresi İYUK md. 7 hükmünce ihbarnamenin tebliğinden itibaren 30 gündür. Mükelleflerin gecikme faizi ödemek zorunda kalması durumu da söz konusu olabilmektedir.

Mükellefin dava açma süresi içerisinde dava açmaması veya açtığı davanın kesin olarak reddedilmesi halinde tarh işlemi kesinleşerek vergi borcu tahakkuk edecektir. Mükellefin açtığı davayı kesin olarak kazanması halinde ise vergi borcunun terkini söz konusu olacaktır.

Yukarıda bahsedilen yürütmenin durdurulması kurumu, ikmalen ve re’sen tarh usullerinde farklı olarak uygulanmaktadır. Zira İYUK md. 27/4 hükmünde de bahsedildiği şekilde beyan üzerine tarh usulüne dayalı açılan davalar haricinde tarh işlemine karşı dava açılması durumunda verginin dava konusu edilen kısmının tahsil işlemleri durur. Yani ilgilinin açtığı dava kesin olarak reddedilmediği sürece vergi borcu tahakkuk edemeyecektir. Bu nedenle mahkemeden yürütmenin durdurulması yönünde talepte bulunmasına gerek dahi olmayacaktır. Zira yine de yürütmenin durdurulması talebinde bulunulması halinde ilgilinin gereksiz yere harç ödemesi söz konusu olacaktır. Bu durumda da mahkeme “yürütmenin durdurulması yönünde karar verilmesine yer olmadığına dair karar” verecektir.

 

İçerik

KAYNAKÇA

Vergi Hukuku – Prof. Dr. Nurettin Bilici – Savaş Yayınevi

Vergi Hukuku- Prof. Dr. Yusuf Ziya Taştan – Adalet Yayınevi

Vergi Hukuku – Prof Dr. S. Ateş Oktay – Türkmen Kitabevi