| Okuma Süresi: 7 Dakika

Tanıma ve Tenfiz Davası

ÖZGE SELİN YAVUZ

Tanıma ve Tenfiz Davası (Bilgi Notu – 4.11.2021)

Tanıma ve Tenfiz Davası Nedir?

Yabancı devlet mahkemesi tarafından verilen mahkeme kararları tanıma ve tenfiz sürecinden geçirilmek suretiyle bir başka ülkede kesin hüküm ve kesin delil etkisine sahip olur.[1]

Tanıma Davası: Yabancı bir ülkede verilen mahkeme kararının kesin hüküm veya kesin delil olarak kabul edilmesini sağlamaya yönelik açılan dava türüdür. Tanıma davası icrası gerekmeyen hükümleri ihtiva eden mahkeme kararları için gereklidir.[2]

Tenfiz Davası: Yabancı mahkemelerce kişilerin özel hukuk ilişkilerine ilişkin dava sonucunda verilen, icrai nitelikli hükümler ihtiva eden kararlarının Türkiye’de de geçerli olmasını, hüküm ve sonuçlarını doğurmasını sağlayan dava türüdür. Tenfiz davasında, tanıma davasından farklı olarak kararda icrai nitelikli hüküm bulunmaktadır. Bu icrai nitelikli hükmün Türkiye’de de geçerli olmasını sağlamak için tenfiz davası açılmalıdır.[3]

Tanıma ve Tenfiz Davası İçin Gerekli Olan Belgeler Hangileridir?[4]
  • Yabancı mahkemece verilen kararın aslı
  • Yabancı mahkeme kararının kesinleşmiş olduğunu gösterir şerh veya belge
  • Apostille Şerhi (Apostil, bir belgenin gerçekliğinin tasdik edilerek başka bir ülkede yasal olarak kullanılmasını sağlayan bir belge onay sistemidir.)[5]
  • Yabancı mahkemenin vermiş olduğu kararın Türkçeye yeminli tercüman tarafından tercüme edilmesi ve bu tercümenin Noter veya Konsolosluktan onaylatılması
  • Pasaport ve nüfus cüzdanı fotokopisi
  • Vesikalık fotoğraflı vekaletname (Vekaletname içerisinde “yurt dışında verilmiş boşanma kararına ilişkin tanıma ve tenfiz davası açmaya yetki” ibaresinin bulunması gerekmektedir.)
Tanıma ve Tenfiz Davası Yargılama Usulü

Tenfiz/tanıma talebinde bulunmaya hukuki yararı, menfaati olan herkes tarafından açılabilir.[6]

Tanıma ve tenfiz davaları basit yargılama usulüne göre görülecektir (MÖHUK m. 55/1). Yabancı mahkeme kararının tanınması talebi, Türk mahkemelerinde derdest olan bir davada da ileri sürülebilir ve bu ihtimalde asıl yargılamanın tabi olduğu usule göre tanıma işlemi yapılacaktır (MÖHUK m. 58). Ancak burada önemle belirtilmesi gereken husus her ne kadar tanıma talebi Türk mahkemelerinde derdest olan bir dava içinde istenebilse bile, tenfiz talebi mutlaka açılacak ayrı bir dava ile yapılmalıdır.[7]

Yargıtay 2002 yılında verdiği şu kararında tanıma talebinin karşı dava açmak suretiyle de istenebileceğini ifade etmiştir:

Davalının Dortmund Mahkemesi kararının tanınması konusunda harcı verilerek açılmış bir davası veya karşılık davası bulunmamaktadır. Yabancı mahkeme ilamının kesin hüküm veya kesin delil olarak kabul edilebilmesi yabancı mahkeme ilamının tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tesbitine bağlıdır. Bu ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. (MÖHUK md. 34, 42) O halde kesin hüküm varlığından söz edilemez. Mahkemece yapılacak iş taraf delillerini sorup, toplamak, sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Bu yön gözetilmeden yazılı gerekçe ile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.” (Y. 2. HD, E. 2002/11305, K. 2002/ 12116, T. 11.11.2002)[8]

Türk hukukunda basit yargılama usulü HMK m. 316 vd. yer alan hükümlerle düzenlenmiştir. Bu yargılama usulüne göre davanın tarafları dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu belirtmeli; ellerinde bulunan bu delilleri dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan açıklamalara dilekçelerinde yer vermek zorundadır (HMK m. 318).

Tanıma ve Tenfiz Davasında Görevli Mahkeme

MÖHUK madde 51’e göre tenfiz kararlarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.

İhtisas mahkemelerinin görevli olup olmadığı doktrinde tartışmalıdır. Örneğin, aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfiz taleplerinin Aile Mahkemelerine yapılacağına ilişkin Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine dair 4787 sayılı kanunda hüküm vardır. Bu kanun 2003 tarihli, MÖHUK ise 2007 tarihlidir. Bu durumda sonradan yürürlüğe giren MÖHUK getirdiği hükümle aile hukukuna ilişkin kararların tanınması ve tenfizi taleplerinin artık aile mahkemesi yerine asliye mahkemelerinde mi yapılacağı tereddüttü doğmuştur. Ancak Yargıtay çeşitli kararlarında (bknz. Y. 2. HD, E. 2008/6987, K. 2008/10100, T. 08.07.2008. ) sonradan yürürlüğe giren MÖHUK’un, aile hukukuna ilişkin tanıma ve tenfiz taleplerinin aile mahkemelerinde yapılacağına ilişkin hükmü ilga etmediğini söylemiştir.[9]

Tanıma ve Tenfiz Davasında Yetkili Mahkeme

Tanıma ve tenfiz davasında yetkili mahkeme MÖHUK m. 51/2’de düzenlenmiştir. Hükme göre bu kararlar kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye’de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir.

Tanıma ve Tenfiz Davasında Yargılama Giderleri ve Ücreti

Tanıma ve tenfiz davaları için ödenecek harçlar, Harçlar Kanunu madde 4’te düzenlenmiştir. Yabancı bir mahkeme tarafından verilen ilamların tenfizi için açılacak davalardan, bu ilamlarda hükmolunmuş şeyin değeri, nevi ve mahiyetine göre (1) sayılı tarife gereğince harç alınır (HK m. 4). İlgili tarifeye göre ise konusu belli bir değerle ilgili bulunan uyuşmazlıklarda nisbi harç alınacaktır. Ancak eda hükmü içermeyen davalarda ise maktu harç alınacaktır.

Ancak konusu para ile ölçülebilen davaların tenfizine ilişkin dava açıldığı zaman harcın nasıl belirleneceği konusunda Yargıtay’ın farklı kararları bulunmaktadır.

Türk mahkemelerinde dava açan veya davaya müdahil olan yabancının teminat gösterme yükümlülüğü uluslararası sözleşmeler ve MÖHUK’un 48. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili maddeye göre Türk mahkemelerinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.

Ancak maddenin 2. fıkrasında mahkemenin dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutacağını belirtmiştir.

Türk mahkemelerinde tanıma ve tenfiz davası açan Türk vatandaşları için ise 6100 sayılı HMK’nın 84. ve 85 maddeleri uygulanacaktır.

Aşağıdaki hâllerde davalı tarafın muhtemel yargılama giderlerini karşılayacak uygun bir teminat gösterilir:

  1. Türkiye’de mutat meskeni olmayan Türk vatandaşının dava açması, davacı yanında davaya müdahil olarak katılması veya takip yapması.
  2. Davacının daha önceden iflasına karar verilmiş, hakkında konkordato veya uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma işlemlerinin başlatılmış bulunması; borç ödemeden aciz belgesinin varlığı gibi sebeplerle, ödeme güçlüğü içinde bulunduğunun belgelenmesi.

Davanın görülmesi sırasında teminatı gerektiren durum ve koşulların ortaya çıkması hâlinde de mahkeme teminat gösterilmesine karar verir.

Mecburi dava ve takip arkadaşlığında teminat gösterme yükümlülüğü, bu yükümlülüğün tüm davacılar bakımından mevcut olması hâlinde doğar.

Aşağıda sayılan hâllerde teminat istenemez:

  1. Davacının adli yardımdan yararlanması,
  2. Davacının, yurt içinde istenen teminatı karşılamaya yeterli taşınmaz malının veya ayni teminatla güvence altına alınmış bir alacağının bulunması,
  3. Davanın, sırf küçüğün menfaatlerini korumaya yönelik olarak açılmış olması,
  4. İlama bağlı alacak için ilamlı icra takibi yapılmış olması,
Tanıma ve Tenfiz Davasında Tebligat

Davalar adına en önemli husus tebligat olup ilgililere tebligatın yapılması usuli bir işlemdir. Tanıma ve tenfiz davalarında tebligat konusunda uygulamada sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Öncelikle tebligat, tebliğ edilecek kimsenin yabancı uyruklu ya da Türk vatandaşı olmasına göre değişmektedir. Türk vatandaşı olan bir kimseye, siyasi temsilcilik aracılığıyla tebligat yapılabilmektedir.

Böylelikle Türk vatandaşı olan kişiye Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu tarafından tebligat yapılabilecektir. İlgili kişiye gerekli bildirim ise siyasi temsilciliğin görevlendireceği bir memur tarafından yapılacaktır. Bildirim içerisinde, tebligatın konusu ile otuz gün içerisinde başvurunun yapılmaması halinde tebliğin yapılmış olacağı ihtarı belirtilir.

Diğer bir husus ise, yabancı uyruklu kişilere yapılacak olan tebligattır. Yabancı uyruklu kişilere tebligat, Adalet Bakanlığı aracılığıyla yapılmaktadır. Duruşma gününü bildirir tebligatın, üç ay önceden gönderilmesi gerekmektedir.

Tanıma ve Tenfiz Davasında Taraflar ve Hukuki Yarar

MÖHUK madde 52’nin ilk cümlesi şöyledir: “Kararın tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir.”

Yani hukuki yararı olan herkes tanıma ve tenfiz davası açabilir.

Tanıma ve Tenfiz Kararlarının Etkisi

MÖHUK madde 59’a göre yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. Tenfiz kararı ise kesin hüküm ve kesin delil etkisine ek olarak bünyesinde bir etki daha barındırır; o da icra kabiliyetidir. Tenfiz edilen bir yabancı mahkeme kararı ise Türk mahkemelerinde alınmış bir eda hükmü gibi sonuç doğurur yani ilamlı icraya konu olabilir. Türk mahkemelerince tenfiz kararı verildiği anda geçmişe etkili olarak yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren etki eder.

Tanıma ve Tenfiz Davasın Olağan Kanun Yolları

MÖHUK madde 57/2 şöyledir:

“Tenfiz isteminin kabul veya reddi hususunda verilen kararların temyizi genel hükümlere tâbidir. Temyiz, yerine getirmeyi durdurur.”

İlk olarak istinaf kanun yoluna sonrasında ise temyiz kanun yoluna başvurulabilecektir. MÖHUK’ ta istinafa ilişkin bir hüküm yer almadığından genel kural olarak HMK’ ya bakılacaktır.

Tanıma ve tenfiz talepleri sonucunda verilecek kararlara karşı 20.07.2016 tarihinden önce kanun yoluna başvurulmuşsa ilk olarak temyiz yoluna gidilebilecektir (miktarı ve değeri 2.190 Türk lirasını geçmeyen kararlara karşı temyiz kanun yoluna gidilemez). Temyiz kanun yoluna başvuru ise kararın icrasını durduracaktır (MÖHUK m. 57/2). 20.07.2016 tarihinden sonra, tanıma ve tenfiz talebi sonucunda verilen kararlarına karşı başvurulacak kanun yolu ilk olarak istinaf kanun yoludur (miktarı ve değeri 1.500 Türk lirasını geçmeyen kararlara karşı istinaf kanun yoluna gidilemez)(HMK m. 341/1, 2). İstinaf kanun yoluna başvurunun icrayı durdurup durdurmayacağı hususunda MÖHUK’ta açık bir düzenleme olmadığı için, HMK’daki istinafın icrayı durdurmayacağı kuralını uygulamak zorunda kalıyoruz154 (İstisna icranın geri bırakılması kararı alınması). İstinaf kanun yoluna başvurduktan sonra istenilen sonuç elde edilmemişse temyiz kanun yoluna başvurulabilir ve bu başvuru kararın icrasını durdurur ancak miktarı ve değeri 25.000 Türk lirasından aşağı olan kararlara karşı temyiz yoluna gidilemez (MÖHUK m. 57/2; HMK m. 361; m. 362/1-a).[10]

Tanıma ve tenfiz davalarında verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilip gidilemeyeceği hususunda MÖHUK’ta açık bir düzenleme yoktur.

Tanıma ve Tenfiz Davaları Hangi Alanlarda Görülür? 

Tanıma ve tenfiz davalarına en çok konu olan alan boşanma hukukudur diyebilirz. Bununla birlikte aile hukuku, iş ve ticaret gibi konularda da görülmesi mümkündür.

Tanıma ve Tenfiz Davaları Ne Kadar Sürmektedir? 

Tanıma ve tenfiz davaları basit yargılama usülüne tabi olmakla beraber yurt dışı tebligatları dava süresini hayli uzatmaktadır.

Yurt dışı tebligatlarda asgari 4 ay tebligatın yapılması süreci olması, duruşma tarihinin belirlenmesi konuları da nazara alındığında süreç asgari 6 ay ile 1 yıl arası sürmektedir.

Tanıma ve Tenfiz Davasının Duruşmalarına Tarafların Gelmesi Gerekli midir? 

Bu soruyu davacı ve davalı açısından ayrı ayrı incelemek gerekir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu dolayısıyla kendisini bir avukat ile temsil etmeyen davacının dava ve duruşmalara takibi zorunludur.

Duruşmalara kendisinin ya da avukatının katılmaması halinde dava işlemden kaldırılır. Yenilenmemesi halinde ise “Davanın Açılmamış Sayılmasına” karar verilir.

Davalı ise duruşmalara hiçbir şekilde katılmak zorunda değildir. Davaya katılmayan davalının yokluğunda davaya devam olunarak karar verilir. Ancak davalıya her halükarda dava dilekçesinin ve duruşma tarihinin tebliğ edilmesi gereklidir. Yine davalıya mahkemece kararın tebliğ edilmesi zorunludur.

Anahtar Kelimeler: Tanıma ve Tenfiz Davası, Tanıma ve Tenfiz Davası Nedir?, Tanıma ve Tenfiz Davası Yargılama Usulü, Tanıma ve Tenfiz Davasında Görevli Mahkeme, Tanıma ve Tenfiz Davasında Yetkili Mahkeme, Tanıma ve Tenfiz Davasında Yargılama Giderleri ve Ücreti, Tanıma ve Tenfiz Davasında Tebligat, Tanıma ve Tenfiz Davasında Taraflar ve Hukuki Yarar, Tanıma ve Tenfiz Kararlarının Etkisi, Tanıma ve Tenfiz Davasın Olağan Kanun Yolları.

İlginizi Çekebilir: Yabancı Mahkeme Kararlarının Türkiye’de Tenfizi ve İcra Edilmesi.


İlgili Mevzuat ve İçtihat

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu.
  • 5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN.
  • 492 sayılı Harçlar Kanunu.
  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun.

Referanslar

  • [1] Arş. Gör. Dr., ÖNAL, Ali, TANIMA VE TENFİZ KARARLARININ HUKUKİ NİTELİĞİ, Public and Private International Law Bulletin, Volume: 37, Issue: 2, 576–610.).
  • [2] Alideniz.av.tr, 10 Soruda Tanıma ve Tenfiz Davası.
  • [3] Kadimhukuk.com.tr, Tanıma ve Tenfiz Davası.
  • [4] Asikogluhukukburosu.com, Tanıma ve Tenfiz Davasında Zorunlu Belgeler; Kocaersoz.com, Tenfiz Davasında Yeni Kanun 2020.
  • [5] Sapanca.gov.tr, Apostil Tasdik Şekli ve İşlemleri.
  • [6] GÜLER, Derya, Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında Genel Bilgiler ile Evliliği Sona Erdiren, Ortadan Kaldıran Yabancı Mahkeme ve İdare Kararlarının Tanınmasına İlişkin Yenilikler, 2019.
  • [7] KÖLE, Mehmet, YABANCI MAHKEME KARARLARININ TANIMA VE TENFİZİNDE USUL, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 21, Sayı: 34, Yıl: 2016.
  • [8] Özuğur, Ali, Boşanma, Ayrılık ve Evlenmenin İptali Davaları, s. 1291.
  • [9] KÖLE, Mehmet, YABANCI MAHKEME KARARLARININ TANIMA VE TENFİZİNDE USUL, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 21, Sayı: 34, Yıl: 2016.
  • [10] KÖLE, Mehmet, YABANCI MAHKEME KARARLARININ TANIMA VE TENFİZİNDE USUL, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 21, Sayı: 34, Yıl: 2016.