| Okuma Süresi: 10 Dakika

TAKİP TALEBİ VE UNSURLARI

AV. BAKİ CEM ATAMIŞ

İcra Takibini başlatan evrak takip talebidir. Borçlulara gönderilen ödeme emri ve icra emirleri de takip talebine dayanarak hazırlanır. Bu sebeple takip talebinin içeriği ve bulunması gereken unsurları çok önemlidir.[1]

 

Her ne kadar kanunda sözlü olarak bildirim akabinde icra müdürlüğü tarafından takip talebinin düzenlenebileceği öngörülmüşse de, takip talepleri yazılı ve elektronik ortamda alacaklı tarafından üretilen matbu metinlerdir.

 

Temelde bütün takip yolları için aynı olan bu metinlerin beş ana unsur üzerine kurulu olduğu kabul edilebilir: Alacaklının kimliği, borçlunun kimliği, alacak tutarı, takibin dayanağı ve son olarak da seçilen takip yolu….

 

1- ALACAKLININ KİMLİĞİ VE ADRESİ :  

İLK UNSUR ALACAKLI İLE İLGİLİ BİLGİLERDİR.  BİR TAKİBİN ALACAKLISI GERÇEK YEYA TÜZEL KİŞİLİK OLABİLİR, ALACAKLININ GERÇEK YA DA TÜZEL BİR KİŞİLİĞİ BULUNMUYORSA ONUN ADINA TAKİP YAPILAMAZ. (BKZ: TÜZEL KİŞİLİĞİ OLMAYAN ORTAK GİRİŞİMLER ADINA  TAKİP YAPILAMAYACAĞINA DAİR YARGITAY KARARI…[2])

 

Yine takibin bir veya birden fazla alacaklısı olabilir. Bu durumda her bir alacaklının kimlik bilgilerinin ve adresinin takibe yazılması gerekir.

 

Kimlik bilgilerinden kasıt gerçek kişiler için alacaklının adı soyadı ve kimlik numarasıdır.  Tüzel kişiler açısından ise firmanın tam ünvanı ve vergi numarası ile kimlik bilgisi tamamlanmış olur.

 

Kimlik bilgisinde yapılan maddi hatalar takibin sıhhatine etki etmeyerek talep üzerine düzeltilebilir. Bununla beraber alacaklının vasfını, tamamen değiştiren talepler hata olarak değerlendirilmeyip takibin iptaline sebep olabilirler.

 

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi böyle bir olayda takip, alacaklı vekili tarafından başlatılmış, ödeme emri borçluya tebliğ edildikten sonra, alacaklı vekili, sehven alacaklı Ltd. Şti’nin ismini yazmayı unuttuğunu, takibe alacaklı olarak şirket temsilcisinin isminin yazıldığını belirterek icra müdürlüğünden maddi hatanın düzeltilmesini talep etmiş, icra müdürlüğünce talep gibi işlem yapılmış, mahkemece basit maddi hataların düzeltilebileceği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir. Takip talebindeki alacaklı isminin tamamen değiştirilmesi basit maddi hata niteliğinde olmadığından bu şekilde takibin sürdürülmesi mümkün değildir. gerekçesi ile takibin iptali yoluna gitmiştir.[3]

 

İsim bilgisi haricinde kimlik numarasında yapılan hatalar veya eksiklikler de tamamlanabilir niteliktedirler ve takibin iptaline sebep olmazlar.[4]

 

Alacaklı bilgileriyle ilgili önem arzeden hususlardan biri de vekil ile yapılan işlemlerde vekilin adı, soyadı ve kimlik bilgilerinin de takip talebinde yazılması gereğidir.

 

Doğru kimlik verileri haricinde takip talebinde alacaklının tanımını sağlayan unsurun son öğesi adres bilgisidir. Takip talebinde alacaklının, vekilinin  adresi bulunmalıdır. Bu  adresin zorunlu olarak kanuni ikematgah adresi olma mecburiyeti yoktur. Son bilinen adresin gösterilmesi yeterlidir. Adres eksiklikleri durumunda da eksiklikler daha sonradan giderilebilir. Sırf bu sebeple takibin iptali yoluna gidilmez.

 

2- BORÇLUNUN KİMLİĞİ VE ADRESİ:

 

Alacaklı için istenilen bilgiler borçlu ve varsa vekili için de geçerlidir. Burada da kısmi hatalar sonradan düzeltilebilir niteliktedir.

 

Özellikle çokça karşılaşılan isim yanlışlıkları sonradan düzeltilebilirler. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2012/1238 Esas ve 2012/3218 sayılı kararı ile de bu durumu teyit etmiştir. “Takip talebinde borçlunun adı, soyadı ve adresinin yazılı olması gerekir.Davaya konu takipteki ödeme emri borçlu vekiline tebliğ edildiği dosya kapsamı ile sabittir. Bu itibarla, takip talepnamesine borçlu isminin hatalı olarak gösterilmesi maddi hata niteliğinde olup bu yanlışlığın sonradan düzeltilmesi mümkündür.”

 

Fakat takip talebinde hiç isim yazılmadığı takdirde ödeme emrinde isim yazılmış olsa dahi takibin iptali gerekir. [5] Bu bakımdan takip talebinde borçlunun isminin yer almasına ehemmiyet verilmelidir.

 

3- ALACAK TUTARI:

 

Para borcuna ilişkin takiplerde talep edilen alacak miktarı gösterilmelidir.

 

Tek bir alacak kalemi için takip yapılabileceği gibi birden fazla alacak kalemi de aynı takipte talep edilebilir. Genel itibarıyla takip taleplerinde alacak kalemleri bir veya birden fazla asıl alacak ile  bu asıl alacaklara bağlı faiz gibi ferilerden oluşur ve bu kalemler alt alta yazılarak toplanır. İcra harç ve giderleri bu alacak kalemleri içinde alt alta sıralanmazlar, zira bu kalemler takip sonunda icra müdürlüğü tarafından resen hesaplanır.

 

Alacak kalemlerinden ilki asıl alacaktır ve takibin esasını teşkil eder. Asıl alacak tarafların borç ilişkisinin sebebinden neşet eden tutardır. Borçlar Kanunu’ na göre niteliği itibarıyla, bir borç sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz zenginleşmeden veya vekaletsiz iş görmeden doğabilir ve takip hukukumuz bakımından bütün bu sebeplere dayanarak takip açılabilir. Yine borcu doğuran işlem, taraflar arasındaki ilişki, bu ilişkiye binaen açılmış bir eda veya yenilik doğuran bir dava ile de doğmuş olabilir.

 

Asıl alacak bakımından takip hukukunda önem arzeden husus talep edilen tutarın Türk Parası ile karşılığının gösterilmesidir. Yargıtay bu konuyu devletin hükümranlık hakkı olarak kabul etmekte ve bu hususa dikkat edilmeden açılan takipleri de iptal etmektedir. [6]

 

Devletin egemenlik hakkı ile ilgili bu durum yabancı paralar üzerinden takibe engel olmaz. Hatta mevzuatımıza göre yabancı para ile açılmış bir takipte alacaklının seçimlik bir hakkı bulunur. [7]

 

Alacaklı isterse takip tarihi itibarıyla yabancı parayı Türk parasına çevirir isterse de tahsilat tarihi itibarıyla açmış olduğu takibin Türk Parasına çevrilmesini isteyebilir. Burada mühim olan husus hangi tercih yapılmış olursa olsun, harca esas değer için takip tarihi itibarıyla alacağın Türk Parası karşılığının gösterilmesidir.

 

Yargıtay 2007 yılındaki bir kararında da Alacaklının takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağını İİK’nun 58/3. maddesinin amir hükmü gereğince Türk parasına çevirdiğini ve fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödeme yapılmasını isteyerek tercih hakkını kullandığını, buna göre, takip konusu alacağın tahsil tarihine kadar yabancı para alacağı olarak değerlendirileceğini ve takibin iptal edilemeyeceğine hükmetmiştir.[8]

 

Asıl alacak haricinde takip talebinde önemli olan bir husus da faizdir. Faiz asıl alacağın feri niteliğinde olup takip talebinde faizin tutarı haricinde niteliği, başlangıç tarihi ve hangi orandan faiz istendiği de belirtilmelidir.

 

Faiz niteliği itibarıyla akdi faiz olabileceği gibi, temerrüt faizi de olabilir. Akdi faiz sözleşme içerisinde kararlaştırılan faizdir. Temerrüt faizi ise muaccel bir alacağın borçlusunun temerrüdüyle doğan bir alacak hakkıdır.

 

Bu sebeple eğer alacak bir sözleşmeye dayanıyorsa öncelikle sözleşmesel bir faizin olup olmadığına bakılmalıdır. Temerrüt faizi açısından ise önemli olan borcun muaccel olup olmadığı ve borçlunun temerrüde düşüp düşmediğinin tespitidir. Öncelikle alacak muaccel olmalı akabinde de borçlu temerrüde düşürmek için alacaklı tarafından ihtar edilmeli ya da işin niteliği ihtarı gerektirmeyecek özellikler serdetmesi sebebiyle borçlu temerrüde düşmüş sayılmalıdır.

 

Faiz oranı da faizin cinsi gibi önem arzeden bir husustur. İşin niteliğine göre faiz oranı sabit olabildiği gibi değişken de olabilir. Değişken faizler genel itibarıyla kamu kurumları tarafından tespit edilen tanımlı faiz türlerine göre farklı dönemlerde farklı oranlarda uygulanan kanuni faiz, bireysel kredilere uygulanan faiz, avans faizi ve reeskont faizi gibi faiz türleridir.

 

Hukukumuza göre ticari işlerde faiz sözleşme sebebiyle taraflar arasında serbestçe tayin edilebilir. Bununla beraber, tüketici işlemlerinde ve ticari olmayan işlerde sözleşme ile düzenlenmiş olsa dahi faiz hadleri getirilmiştir. Bu sebeple niteliği itibarıyla istenilen faiz sözleşme ile kararlaştırılmış olsa dahi faiz hadlerine dikkat etmek gerekir.

 

Sözleşme ile kararlaştırmayan hallerde ise Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu’ndan doğan alacaklar için 3095 Sayılı Kanun’ la belirlenen faiz oranları dikkate alınacaktır. [9]

 

Faiz haricinde talep edilen başkaca bir asıl alacağa bağlı feri varsa o da takip talebinde istenilir ve bir orana dayanıyorsa oranı belirtilir. (bsmv, gider vergisi, gecikme tazminatı vb)

 

Takip talebinde alacakla ilgili olarak bütün bu alacak kalemleri toplanarak talep edilir ve takip tarihinden itibaren hangi alacağa, hangi oranda faiz istendiği, bu alacakla beraber vekil varsa vekalet ücreti ile birlikte tahsil edilme talebi yazılır.

 

Alacakla ilgili önemli bir husus da mahsuptur. Birden fazla alacak kaleminin olduğu takiplerde gelen tahsilatların öncelikle hangi alacağa mahsup edileceğinin bildirilmesi gerekir. Aksi halde öncelikli olarak asıl alacaktan mahsup yapılacaktır. Uygulamada böyle bir durumun önüne geçmek için Borçlar Kanunu’ nun 100. Maddesi ve devamındaki mahsup maddeleri gerekçe gösterilerek gelen tahsilatların öncelikle faiz ve ferilerden mahsubu talep edilmektedir.

 

 

4- TAKİP DAYANAĞI: 

 

Temelde Türk Hukuku’nda para borçlarının ispat vasıtası yazılı delillerdir.  Hukukumuzda takibin dayanağının illa bir belgeye dayanması gerekmiyorsa da dayandığı sebebin bildirilmesi gerekir. (Elden ödünç alınan para vb)

 

Takip bir senede veya sözleşmeye, ilama dayanıyorsa takip dayanağının açıklayıcı bir özeti takip talebine yazılır.Özette belgenin niteliği, tutarı, tarihi ve vadesinin verilmesi gerekir.

 

Bildirilen bu dayanağın bir suretinin muhataplara ödeme emriyle beraber tebliğ edilmesi, tebliğ evrakında bu hususun bildirilmesi  gerekir.

 

Aksi halde hukukumuzda en çok karşılaşılan ödeme emirlerin iptali sebebi olan takip dayanağı evrakın ödeme emrine eklenmemesi sebebiyle gönderilen ödeme emrinin iptali ile karşılaşılacaktır.[10]

 

Yine alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslı veya alacaklı vekili tarafından tasdik edilmiş, sureti icra dairesine tevdii edilmelidir. Takip dayanağı spesifik nitelikte bir belge dahi olsa takipte buna dayanılması durumunda tasdikli suretinin dosyaya ibrazı ve karşı tarafa tebliği gerekmektedir.[11]

 

Takip kambiyo evrakına dayanıyorsa aslının, senet metninden kaynaklanan defilerin ileri sürülebilmesi için icra dairesine tevdii edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.[12]

 

5- TAKİP YOLU:

 

Son olarak haciz ve iflastan hangi takip yolunun seçildiğinin takip talebine yazılması gerekir.  Yargıtay bu konudaki eksiklikleri İİK’nun 16/2. maddesi uyarınca süresiz şikayete tabi olduğuna hükmetmiştir. [13]

 

Kiralara ilişkin tahliye taleplerinde de takip yolu haricinde tahliye talebinin takip talebinde belirtilmesi gerekir. [14]

 

SONUÇ:

Takip talepleri bir icra takibinin esaslı unsurudur, takip taleplerindeki eksikliklerin bir kısmı sonradan tamamlanabilirse de, borçlunun haklarına halel getirebileceği düşünülen eksiklikler zaman içerisinde Yargıtay içtihatları ile ödeme emrinin hatta takibin iptaline sebep olabilecek hale gelmiştir. Bu sebeple takip talepleri doğru ve eksiksiz düzenlenmeli  alacaklıların haklarına halel getirilmemesine dikkat edinilmelidir. 30.12.2019

 


[1] İcra ve İflas Kanunu’ nda “Takip Talebi ve Muhtevasi” üst başlığı altında takip talebinde bulunması gereken unsurlar sıralanmıştır.

 

MADDE 58 –  Takip talebi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılır.

 

Talepte şunlar gösterilir :

 

1. Alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; alacaklı veya vekili adına ödemenin yapılacağı banka adı ile hesap bilgileri; varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası; şöhret ve yerleşim yeri; alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa Türkiye’de göstereceği yerleşim yeri (Yerleşim yeri gösteremezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır.); Bir önceki hali

 

2. Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yeri;

 

Bir terekeye karşı yapılan taleplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı, soyadı, biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yerleri; Bir önceki hali

 

3. (Değişik: 4949 – 17.7.2003 / m.12) Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi; Bir önceki hali

 

4. Senet, senet yoksa borcun sebebi;

 

5. Takip yollarından hangisinin seçildiği;

 

[2]  Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2008/16739 Esas 2008/20678 Karar : İki veya daha fazla işletmenin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri ortaklığın ( Joint Venture’ın ) tüzel kişiliği bulunmadığından taraf ehliyeti yoktur. Ortaklar, ortaklık borçlarından dolayı alacaklılara karşı doğrudan doğruya ve sınırsız olarak tüm varlıklarıyla sorumludurlar. Ancak, gerçek ve tüzel kişilerin taraf ehliyeti vardır ( Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku EI Kitabı, 2004 baskı, sahife 137; HGK’nın 08.10.2003 tarih ve 2003/12-574 E., 2003/564 K. sayılı içtihadı ). Yukarıda açıklanan durum karşısında D … İnş. A.Ş. – Ö … İnş. A.Ş. ortak girişimi adi şirket olup tüzel kişiliği olmadığından, taraf ehliyeti de bulunmamaktadır.

[3] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2012/5759 Esas, 2012/22814 Karar

 

[4] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2006/6789 Esas 2006/8789 Karar : Takip talebi ve ödeme emrinde vergi kimlik numarasının her zaman tamamlanması mümkün olduğu gibi, basit bir hesaplama ile bonodaki vade tarihi ile takip tarihi arasındaki dönemin faiz miktarının tespiti de mümkündür. Bu nedenle söz konusu hususlara ilişkin eksikliklerin iptal sebebi kabul edilmesi aşırı şekilcilik olup, hak yitimine yol açar.

[5] Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2009/5902 Esas 2009/6157 Karar: Takip talebinde adı soyadı yazılmayan borçluya ödeme emri çıkarmaya yasal olanak bulunmakla beraber, takip talebine dayanmayan icra takibine yapılan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gerekir.

[6] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2008/6905 Esas 2008/9441 Karar :Alacağın Türk Parası ile tutarının takip talepnamesinde gösterilmesi zorunludur. Aynı zorunluluk ödeme emri için de geçerlidir. İncelenen takip dosyasında, ödeme emrinde sözkonusu yasa hükmünün yerine getirilmediği görülmüştür. Bu noksanlık kamu düzeni ve devletin hükümranlık hakları ile ilgili olup, takibin her safhasında doğrudan doğruya gözönünde tutulmalıdır.

 

[7] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2007/3410 Esas 2007/5779 Karar : Somut olayda alacaklı tarafından yabancı para alacağına ilişkin olarak düzenlenen takip talebinde ve borçluya gönderilen ödeme emrinde takibe ilişkin harca esas değer 471.610,00 YTL olarak gösterilmiştir. Dairemizce uygulanan ve istikrar kazanan içtihatlarına göre takip talepnamesinde yabancı para alacağının harca esas değerinin gösterilmiş bulunması İİK.nun 58/3 ve 60/1. maddelerinde yazılı koşulu yerine getirilmesi yönünden yeterli kabul edilmektedir. Bu nedenlerle mahkemece borçlunun şikayetinin reddine karar vermek gerekirken aksine düşüncelerle şikayetin kabulü isabetsizdir.

 

[8] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2007/566 Esas 2007/3242 Karar

 

[9] Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İşilkin Kanun:

 

Kanuni Faiz  Madde 1 –Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır. Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir

 

Temerrüt Faizi  Madde 2 – (Değişik : 15/12/1999 – 4489/2 md.) Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur. Temerrüt faizi miktarının sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde, akdi faiz miktarı yukarıdaki fıkralarda öngörülen miktarın üstünde ise, temerrüt faizi, akdi faiz miktarından az olamaz

 

[10] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2016/21878 Esas 2017/13594 Karar:  Somut olayda, alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlunun; tebliğ edilen ödeme emrinde takip konusu borcun dayanağı olan belgelerin olmadığı gerekçesiyle ödeme emrinin iptali amacıyla icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece; davacının davasının reddine hükmedildiği anlaşılmaktadır.

 

İİK’nun 58/3. maddesinde; ”Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir” hükmüne yer verilmiştir. Keza HGK.nun 3.5.2001 tarih, 2001/12-428 E., 2001/426 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, takip dayanağı belgenin ödeme emri ekinde borçluya tebliğinde zorunluluk vardır.

 

İİK’nun 61/1. maddesinin 2. cümlesi gereğince de; takip bir belgeye dayanıyor ise, onaylı bir örneğinin ödeme emri ile birlikte borçluya gönderilmesi zorunlu bulunmaktadır.

 

Somut olayda, 18.12.2015 tarihli takip talebi ve ödeme emrinde borcun sebebi olarak “25.03.2015 tarihli 14.640,00 TL tutarında mahkeme kararı, hesap ekstresi, fatura ve protokol ve ekleri”nin belirtildiği, alacağın belgeye dayandığı bu gibi hallerde anılan belgelerin tasdikli birer örneğinin borçluya gönderilen ödeme emri tebliğine eklenmesi gerektiği fakat bu zorunluluğa 28.12.2015 tarihli ödeme emri tebliğ mazbatasına göre uyulmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki yukarda da açıklandığı üzere, takibin ilamsız olması bu zorunluluğu ortadan kaldırmamaktadır.

 

[11] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2016/13231 Esas 2017/4056 Karar:Somut olayda, alacaklı tarafından konut kesin maliyet ana para borcundan mütevellit alacak için başlatılan ilamsız takibe karşı borçlunun, tebliğ edilen ödeme emrinde takip konusu borcun dayanağı olan belgelerin olmadığı gerekçesiyle ödeme emrinin iptali amacıyla icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, davacının şikayetinin reddine hükmedildiği anlaşılmaktadır.

 

İİK’nun 58/3. maddesinde; ”Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir” hükmüne yer verilmiştir. Keza HGK’nun 3.5.2001 tarih ve 2001/12-428 E., 2001/426 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, takip dayanağı belgenin ödeme emri ekinde borçluya tebliğinde zorunluluk vardır. İİK’nun 61/1. maddesinin 2. cümlesi gereğince de; takip bir belgeye dayanıyor ise, onaylı bir örneğinin ödeme emri ile birlikte borçluya gönderilmesi zorunlu bulunmaktadır.

 

Somut olayda, takip talebi ve ödeme emrinde, takip konusu alacağın sebebi olarak 2015 yılı Mart Ayı itibariyle konut kesin maliyet farkı ana para borcu olarak 05.04.2015 tarihli 13.495,52 TL tutarındaki belge belirtilmiş fakat borçlunun anılan belgeden haberinin olması için ödeme emrine belgenin tasdikli bir örneği eklenmemiştir.

 

O halde mahkemece, şikayetin yukarda yazılı gerekçeyle kabulü gerekirken, reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

 

Bununla beraber Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 208/19535 Esas ve 2009/553 sayılı Kararı ile kira sözleşmeleri ile ilgili özel bir takip yolu olduğu ve sadece kira sözleşmesinin  borçluya tebliğ edilmemesinin ödeme emrinin iptalini gerektirmeyeceğine hükmetmiştir.

 

[12] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2007/6431 Esas 2007/8617 Karar:Alacaklının kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapabilmesinin ön koşullarından biri olan “İİK.nun 167/2. madde gereğince” takip talebine kambiyo senedinin aslının ve borçlu adedi kadar tasdikli örneğini eklemeye mecbur olmasıdır. Bu durumda takip dayanağı senet aslının icra kasasında bulunması zorunlu olup, aksinin düşünülmesi ödeme emrinin iptali sonucunu doğurur.

 

[13] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2014/29383 Esas 2015/4805 Karar

[14] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2010/8568 Esas 2010/10408 Karar:Davacı, itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesi isteminde bulunmuştur. Î.Î.K’nun 58. maddesinde takip talebinin neleri ihtiva etmesi gerektiği açıklanmıştır. İlamsız tahliye takibi genel haciz yoluyla yapılan takipten farksızdır. Ancak alacaklı kiralayan tarafından başlatılan icra takibi üzerine gönderilen ödeme emri sebebiyle alacaklının icra mahkemesinden tahliye isteminde bulunabilmesi için takip talebinde tahliye isteminin bulunması gerekmektedir. Davada esas alınan icra dosyasında bulunan Örnek 1 takip talebinde tahliye isteminin yazılmadığı görülmüştür. Tahliye istemi bulunmadığı halde icra dairesince borçluya tahliye ihtarlı Örnek ödeme emri düzenlenerek gönderilmesi hukuki sonuç doğurmayacağından davacı-alacaklı tahliye isteminde bulunamaz. Bu hususun kendiliğinden dikkate alınarak tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekir.