| Okuma Süresi: 14 Dakika

MAĞDUR HAKLARI KANUN TASARISI TASLAĞI GÖRÜŞE SUNULDU

AV. METİNCAN UÇAR

Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan Mağdur Hakları Kanun Tasarısı (‘’Tasarı’’)[1], TBMM’ye sunuldu. Tasarı’nın TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmesi ve Cumhurbaşkanlığı tarafından onaylanarak Resmi Gazetede yayımlanması ile birlikte mağdur hakları kapsamında önemli değişiklikler ve yenilikler olacaktır.

 

Tasarı ile mağdur hakları açısından birçok yeni düzenleme yapılmıştır, bu bölümde bu düzenlemeler ele alınıp incelenmeden önce kısaca işbu kanun tasarısının genel gerekçesinden bahsedilecektir.

 

Ceza muhakemesi diyalektiğinde, her suçun öncelikli olarak toplumu huzursuz ettiği, bu nedenle asıl mağdurun devlet olduğu varsayımının bir yansıması olarak mağdur, yüzyıllar boyunca göz ardı edilmiş ve bugün gelinen noktada artık bu kabul geçerliliğini yitirmiştir. Yargılama sonucunda sanığın mahkûm edilmiş olması tek başına mağduru tatmin etmemektedir. Bunun yanı sıra, mağdur kendisine yöneltilen eylemin doğurduğu sonuçların da mümkün olduğunca ortadan kaldırılmasını ve uğradığı zararın telafi edilmesini beklemektedir. Modern dünyada mağdur hakları alanında atılan yeni adımlar daha çok bu beklentiyi karşılama amacına yönelik olarak atılmış olup, günümüz ceza hukuku sisteminde cezalandırıcı adalet anlayışından onarıcı adalet anlayışına geçiş sağlanmış ve bu doğrultuda mağdurun maddi ve manevi zararlarının telafi edilmesi anlayışı ön plana çıkmıştır. Günümüzde “Sosyal Devlet İlkesine uygun olarak, suç mağdurlarının daha etkin, kapsamlı, hızlı, güvenli ve az masraflı bir biçimde ek bir korumaya kavuşturulması amacıyla yeni sistemler geliştirilmiştir. Ayrıca, temel insan hakları arasında yer alan ve hukukun üstünlüğü ilkesinin önemli bir parçasını oluşturan adalete erişim konusu, mağdurlar açısından özellikle de kırılgan grupta yer alan çocuklar açısından çok daha fazla önem arz etmektedir. Toplum içerisinde desteklenmesi gereken çocukların adlî süreçte de desteklenmesi ve adalete erişim hakkından eşit olarak yararlanmaları için yasal, kurumsal, yapısal, sosyo-ekonomik ve kültürel alanda pek çok tedbir alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Adalete erişilebilirliğin sağlanması için alınan bu tedbirler hak arama mekanizmalarının güçlendirilmesi ile hak arama yolları hakkında belirtilen kesimlerin farkındalığının artırılması gibi önlemleri içermektedir. Cezalandırıcı adalet anlayışından onarıcı adalet anlayışına evrilen Türk Ceza Adalet Sisteminde de suç nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetin giderilmesi için mağdura her türlü destek ve hizmetin sunulması, mağduriyetinin mümkün olduğunca giderilmesi bir gerekliliktir. Bu yaklaşımın bir sonucu olarak, suç sonrası fiziksel ve ruhsal yönden en zayıf dönemini geçiren, çevresinden, toplumdan ve devletten destek bekleyen mağdurlara rehberlik ve destek hizmeti sunacak bir teşkilatın ve hizmetin varlığı zorunluluk haline gelmiştir. İşbu gerekçelerle bu tasarının hazırlanıp sunulması hasıl olmuş bu yönde gerekli çalışmalar tamamlanmıştır.

 

Amaç, Kapsam, Tanımlar ve Temel İlkeler

Soruşturması veya kovuşturması Türkiye’de yürütülen suçlar nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetler hakkında uygulanacak olan bu hükümler, soruşturma veya kovuşturma aşamasında suç mağdurlarına tanınan haklar ile sağlanan hizmet ve yardımlara ilişkin esasları ve bu hizmetlerin yerine getirilmesine dair görev, yetki ve sorumlulukları düzenlemek amacıyla getirilmiştir.

 

Hazırlanan bu tasarıda pek çok tanımlamalar yapılmıştır ve bu tanımları şu şekilde izah etmek mümkündür. Bu kanunda yer alan Adalet Komisyonu; Adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunu, Bakanlık; Adalet Bakanlığını, Bakmakla yükümlü olunan; Suç dolayısıyla ölenin üstsoyunu, altsoyunu, kardeşini, eşini veya ölenle evlatlık bağı bulunan kişiyi, Başkanlık; Adalet Bakanlığı Mağdur Hakları Daire Başkanlığını, Danışma Kurulu; Mağdur Hizmetleri Danışma Kurulunu, Genel Müdürlük; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünü, Kırılgan Grup; Cinsek suç, aile içi şiddet, terör, göçmen kaçakçılığı, ve insan ticareti suçu mağdurları ile çocuk, kadın, yaşlı ve engelli mağdurları, Mağdur; Suç nedeniyle fiziksel, zihinsel, ruhsal veya ekonomik olarak doğrudan zarar gören kişiyi, Adli Destek Uzmanı; Daire Başkanlığı ile Müdürlükler bünyesinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı kadrosunda çalışan görevliler, Müdürlük; Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğünü ifade etmektedir.

 

Mağdurlara yönelik yardım ve destek hizmetlerinde eşitlik, insan onuruna saygı ve dürüstlük ilkelerinin esas olduğundan bahsedilmiştir. Bu hüküm; mağdur destek ve yardım hizmetlerinde görev alanların, insan haklarına saygı, dürüstlük ve kararlılık çerçevesinde hareket edip, görevlerini yerine getirirken aşağılayıcı, onur kırıcı veya küçük düşürücü davranışlarda bulunulamayacağını ifade etmektedir.

 

Devamla; mağdurun, kişiliğine saygı gösterilmesini, mağduriyetinin anlaşılmasının, kendisinden özür dilenmesini ve adli yardımda bulunulmasını her zaman isteyebileceği belirtilmiştir. Tasarı’nın 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen bu husus bakımından Madde Gerekçesi’nde şu açıklamalar yapılmıştır:

 

Maddenin ikinci fıkrasında, mağdura yaklaşıma ilişkin temel ilkelerden bazıları düzenlenmiştir. Suç sonrası süreçte kişiliğine saygı gösterilmesi ve mağduriyetinin anlaşılması mağdurun en temel ihtiyaçlarındandır.

 

Mağdurun kişiliğine saygı gösterilmesi; mağdurla temas halinde olan kişilerin mağduru bütün özellikleri ile olduğu gibi kabul etmelerini, mağdura karşı acıma duygusu ile yaklaşmamalarını, aşağılayıcı, onur kırıcı, küçük düşürücü davranışlarda bulunmamalarını ifade etmektedir.

 

Mağduriyetin anlaşılması ise, mağdur ile empati kurarak, içerisinde bulunduğu durumu, duygu ve düşüncelerini, geleceğe yönelik kaygılarını kısacası yaşamış olduğu mağduriyeti anlama konusunda çaba sarf edilmesini belirtmektedir.

 

Mağdurlara yönelik sunulan hak ve hizmetlerle ilgili birçok uluslararası belgede mağdurlara saygı ile davranılması ve mağduriyetlerinin anlaşılması üzerinde durulmaktadır.

 

Tasarı’nın ilgili maddesinin devamı fıkralarında; Kanun’un uygulanmasında görev alanların, mağdura ilişkin kişisel verilerin gizliliğini korumak zorunda olması ve bu bilgileri kanunların zorunlu kıldığı haller dışında hiçbir kurum ve kişiye verilemeyeceği belirtilmiştir. Son olarak da, mağdurların bu kanundaki hizmet ve yardımlardan faydalanabilmesi için kolluğa, Cumhuriyet başsavcılığına veya müdürlüğe başvurması ve belirlenen yükümlüklere uyması gerekliliği işbu kanunun temel ilkeleri olarak belirlenmiştir.

 

Temel Hak ve Hizmetler

İşbu tasarı ile birlikte mağdurlara birtakım temel haklar tanınmış ve mağdurların yararlanabileceği hizmetler sayılmıştır.

 

Bilgilendirilme Hakkı

Mağdurun bilgilendirilme hakkı, kanunlarla kendisine sağlanan hak ve yardımlar hakkında kolluk birimleri veya müdürlüklerce bilgilendirilecek ve yönlendirilecek şeklinde ifade edilmiştir. Bu husus; adalete erişim hakkı ile yakından ilgilidir.

 

Korunma Hakkı

Tasarı’nın 5. maddesi ile mağdura korunma hakkı tanınmıştır. Kolluk birimleri, mağdurun, ailesinin veya birlikte yaşadığı kişilerin başvurması ve talebin ciddi bulunması halinde, suçun tekrarının veya başkaca bir suç işlenmesinin önlenmesi için gerekli tedbirleri alacaktır. İçişleri Bakanlığı ile mağdurun bulunduğu yer güvenlik birimine tutuklu veya hükümlünün ceza infaz kurumlarından çıkmasına ilişkin gerekli tedbirlerin alınması bildirilecektir. Mağdurun talebi halinde, ceza muhakemesinin zorunlu kıldığı durumlar hariç olmak üzere, soruşturma veya kovuşturma işlemlerinin yapıldığı yerlerde, şüpheli veya sanıkla mağdurun temasını önleyici tedbirler alınacaktır.

Madde Gerekçesi’nde de; Bir suça maruz kaldıktan sonra sindirme ve misilleme amacıyla mağdura veya yakınlarına yönelik olarak fail veya yakınları tarafından yeniden suç işleme riski bulunmaktadır olup mağdurun, ceza yargılamasında ve sonrasında güvende bulunma hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır. Buna bağlı olarak tutuklu veya hükümlünün ceza infaz kurumlarından çıkması halinde mağdura yönelik yeniden suç işlemesini önlemek amacıyla kolluk birimlerince gerekli tedbirlerin alınması amacıyla failin tutukluğunun kaldırılması, yargılama sonrasında şartla salıverilmesi veya failin ceza veya tutukevinden firar etmesi hallerinde durumun İçişleri Bakanlığına ve mağdurun bulunduğu yer güvenlik birimlerine bildirilmesi düzenlenmek suretiyle mağdurun korunması amaçlanmıştır. Öte yandan, bu bildirimin failin mağdur tarafından kendisine yöneltilebilecek can güvenliğine yönelik tehlikelere karşı korunmasına da hizmet etmesi ve kolluk birimlerinin faile karşı işlenebilecek suçların engellenmesine yönelik tedbirleri alması bakımından da önemli olduğu vurgulanmıştır.

Ayrıca; soruşturma ve kovuşturma esnasında mağdurun fail veya yakınları ile yüz yüze gelmesi onun ızdırap çekmesine neden olabilmektedir. Tasarı ile; mağdurun fail veya yakınları ile teması sıkıntı yaşamasına neden olacaksa, mağdurlar için farklı bekleme odalarının sağlanabilmesine ve fail ile mağduru farklı zamanlarda kuruma çağırma imkânı da sağlanabilmesine imkan tanınmıştır.

 

İstihdam hizmeti

Tasarı’nın 6. maddesi ile, suç mağdurlarına istihdam yönünden haklar tanınmıştır. Buna göre; ihtiyaçlarının bulunması ve talep etmeleri halinde, Tasarı’nın 19/2 maddesinde belirtilen suçlardan dolayı mağdur olanlar ile mağdurun ölümü veya maluliyeti halinde bakmakla yükümlü olduğu kişilerden birine, ilgili kanunlar uyarınca istihdamda öncelik sağlanacağı düzenlenmiştir. Bununla birlikte, kamu kurum veya kuruluşlarında çalışmakta olup, yine Tasarı’nın 19/2 maddesinde belirtilen suçlardan dolayı yerleşim yerini değiştirmek zorunda kalan mağdurların talepleri halinde, görev yerleri değiştirileceği düzenlenmiştir. Özel hukuk hükümlerine tabi işletmeler ile dernek ve vakıflarda çalışmakta olup, Tasarı’nın 19/2 maddesinde belirtilen suçlardan dolayı yerleşim yerini değiştirmek zorunda kalan mağdurların talepleri halinde, aynı gerçek kişilere ait başka işletmelerde, tüzel kişilerin ise merkez veya başka şubelerinde ya da bunlara ait diğer işletmelerde çalışmalarının sağlanacağı belirtilmiştir.

 

Dolayısı ile; belirli suçlardan dolayı mağduriyet sebebiyle çalışma hakkı zedelenen mağdurların çalışma hayatına katılmaları bakımından özel düzenlemeler yapılmıştır. İlgili Madde Gerekçesi de bu hususu ortaya koymaktadır:

Vatandaşlarının saygın ve insan onuruna yaraşır bir hayat sürdürmelerini amaçlayan her devlet, çalışma hakkını korumak için çeşitli tedbirler almaktadır. Ekonomik ve sosyal açıdan büyük önem taşıyan, hem bireysel refahın hem de toplumsal uyumun anahtarı olan istihdam, suç mağdurları için de bir hak ve aynı zamanda bir hizmettir. Suç mağdurlarının istihdam edilmesi, sadece ekonomik dengeler açısından değil, insan hakları bağlamında da değerlendirilmelidir.

 

Tedavi hizmeti

Tasarı’nın 7. maddesine göre; sağlık sigortası olmayan ve genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi kapsamına da girmeyen veya genel sağlık sigortası prim borcu sebebi ile fiilen genel sağlık sigortasından yararlanamayan ya da diğer mevzuat hükümleri gereğince tedavi yardımından yararlanma hakkı bulunmayanlara tedavi süresince 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 60/1 (c) maddesinin (1) numaralı alt bendi kapsamında gelir testine tabi tutulmaksızın genel sağlık sigortası sayılacaktır. Böylelikle suç nedeniyle tedaviye ihtiyaç duyan mağdurlardan sayılan sigortalılık halleri kapsamında olmayanlar genel sağlık sigortası kapsamında olacaktır.

 

Eğitim hakkı

Tasarı’nın 8. maddesi ile mağdurlara eğitim hakkı bakımından özel düzenleme getirilmiştir. Anayasanın 42nci maddesinde düzenlenen eğitim ve öğrenim hakkı temel bir insan hakkı olarak evrensel ölçekte kabul görmektedir. Kişilerin suç nedeniyle yaşamış oldukları mağduriyetlerden dolayı bulundukları yerden ayrılmak zorunda kalmaları, eğitim ve öğrenim hakkından faydalanabilmelerine bir engel teşkil etmemelidir. Bu nedenle de Tasarı’nın 19/2 maddesinde belirtilen suçlardan dolayı yerleşim yerini veya okulunu değiştirmek zorunda kalan mağdurların talepleri halinde, kendilerinin ya da bakmakla yükümlü oldukları kişilerin eğitim gördükleri kurumların dengi okullarda eğitime devam etmeleri, ilgisine göre Milli Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu veya yükseköğretim kurumlarınca öncelikli olarak sağlanacağı hükmüne Tasarı’da yer verilmiştir. Buna ilişkin usul ve esasların Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu çıkaracağı yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.

 

Ceza muhakemesine yönelik haklar

Tasarı’da mağdura ilişkin ceza muhakemesine ilişkin bazı yeni haklar düzenlenmiştir. Tasarı’nın 9. maddesi ile; ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği veya fail ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen; mağdur, tanık ve suça sürüklenen çocuklar ile cinsel suç, aile içi şiddet suçu mağdurları ve kırılgan gruba mensup diğer mağdurların ifade ve beyanları özel ortamda Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından adlî destek uzmanı aracılığıyla Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi kullanılmak da dahil olmak üzere alınacağı düzenlenmiştir. Devamla; madde ile soruşturma veya kovuşturma aşamasında dava nakli veya yerleşim yeri dışında bir yere gitme zorunluluğu doğuran işlemler nedeniyle mağdurun yapmış olduğu konaklama, iaşe ve ulaşım giderleri gibi zorunlu masrafların Devletçe karşılanacağı düzenlenmiştir. Ayrıca; ceza soruşturması veya kovuşturmasının zorunlu kıldığı haller dışında mağdura, el konulan mallarının Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme kararı ile gecikmeden iadesini isteme hakkı da tanınmıştır.

 

Kuruluş ve Teşkilat

Mağdurlara yönelik hizmet sunumuna ilişkin kuruluş ve teşkilat düzenlenmiştir. Tasarı ile; kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek üzere, Bakanlık bünyesinde Mağdur Hakları Daire Başkanlığı’nın kurulacağı ve kurulan Başkanlık’ın; Daire Başkanı, yeteri kadar tetkik hâkimi, adalet uzmanı, adalet uzman yardımcısı, adlî destek uzmanı ve en az üç şubeden oluşacağı düzenlenmiştir. Tasarı’da Bakanlıkta mağdur destek ve yardım hizmetleri ile koordinasyona ilişkin danışma organı olarak da Danışma Kurulu oluşturulacağı belirtilmiştir. Daire Başkanlığı görevleri ile Mağdur Hizmetleri Danışma Kurulu ve Görevleri Tasarı’da sıralanmıştır.

 

Kırılgan Gruplara Yönelik Hizmetler

Müdürlük tarafından sunulacak hizmetler

Tasarı’nın 15. maddesi uyarınca; soruşturma ve kovuşturma evresinde, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 236/3 maddesi kapsamında yer alan veya bu madde kapsamında hizmet sunulmasına ihtiyaç duyulduğu ilgili Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından değerlendirilen kırılgan gruba dâhil olan mağdurlara adlî destek uzmanı görevlendirmek suretiyle Müdürlükçe birtakım hizmetler sunulacaktır. Tasarı’ya göre bu hizmetlerin şu şekilde sıralanması mümkündür.

 

  • Mağdurun veya Cumhuriyet savcısı ya da hâkimin talebi üzerine ifadesi alınmadan önce kaygı düzeyini düşürmek amacıyla mağdura içinde bulunduğu ortamı, ilgili kişileri ve süreci açıklamak ve mağdurun ifadesi alınırken yanında bulunmak,
  • Mağdurun suç nedeniyle psikolojik ve sosyal yönden olumsuz etkilenmesi doğal bir sonuçtur. Ayrıca, adlî sürecin mağdurun bilmediği ve genellikle ilk defa karşılaştığı bir süreç olması nedeni ile kaygı, korku gibi duygular içerisinde bulunması kuvvetle muhtemeldir. Bu nedenlerle mağdurun rahat bir ortamda kaygı ve korku yaşamadan ifade vermesi gerekmektedir. Düzenlemeyle, mağdurun rahat bir şekilde ifade vermesinin sağlanması hedeflenmektedir.
  • Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesi alınırken veya duruşmada dinlenirken mağdurun rahat ifade verebilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını Cumhuriyet savcısı veya hâkime iletmek,
  • Cumhuriyet savcısı veya hâkimin isteği üzerine sosyal inceleme raporu hazırlamak,

 

Madde ile; mağdur hakkında adlî destek uzmanları tarafından Cumhuriyet savcısı veya hâkimin isteği üzerine, içerisinde bulundukları psiko-sosyal ve ekonomik şartları ortaya koyan, suça karışma ya da yeniden suça maruz kalma ihtimallerinin değerlendirildiği ve bunlara ilişkin alınabilecek tedbirlerin önerildiği sosyal inceleme raporları düzenlenmesine yer verilmiştir. Anılan raporlar mağdurların yargılama sürecinde ve sonrasında etkin hizmet almaları için önem arz etmektedir.

  • İhtiyaç duyan mağdurlara talepleri halinde psiko-sosyal sorunlarının çözümünde danışmanlık yapmak,

 

​​​​​​​​​​​​​​Buna göre kırılgan gruba dahil mağdurların karşılaştıkları psiko-sosyal sorunların çözümünde danışmanlık yapmak müdürlüğün görevleri arasında sayılmıştır. Burada hedeflenen psikolojik ve sosyal açıdan gereksinim duyulan danışmanlık ve rehberlik hizmetlerini yapmak ve bu çerçevede gerekli desteği sağlamaktır.

 

Tasarı’nın ilgili maddesinde devamla; mağdurun ölümü veya gerekli görülmesi halinde bu hizmetlerin suçtan zarar görenlere de sağlanabileceği düzenlenmiştir.

 

Çocuk Teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair hizmetler

Çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince toplum içerisinde sağlıklı bir birey olarak yetişebilmesi için çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulması işlemlerinin tarafların karşılıklı hoşgörü ve anlayış ile rızaları dahilinde herhangi bir adlî prosedüre gerek kalmaksızın gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Ancak, bu işlemlerin rıza dahilinde gerçekleştirilememesi halinde çocuğu korumak ve topluma yararlı bir birey olarak yetişmesini sağlamak amacıyla bu işlemlerin yerine getirilebilmesi için bir sistem tesis edilmesi gerekliliği doğmuş ve bunu sağlamak için yola mevcut icra odaklı sistemden vazgeçilerek ve çocuğun üstün yararını önceleyen ve çocuk merkezli yeni bir model geliştirilmiştir.

 

Buna göre; Tasarı’nın 16. maddesi ile çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararı, yükümlüsü tarafından rızasıyla yerine getirilmediği takdirde diğer taraf veya vekili, çocuğun oturduğu yer adlî destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurabilecektir. Talebi alan müdürlük, teslim yükümlüsüyle irtibat kurarak belirlenen gün ve saatte kararda belirtilen koşullarda, herhangi bir işlem veya ihtara gerek kalmaksızın çocuğun bulunduğu adreste, müdürlükte veya belirlenen başka bir yerde karşı tarafa teslimini isteyecektir. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde, talep üzerine müdürlükçe, mümkünse tarafların veya vekillerinin katılımıyla kararın uygulanmasını göstermek amacıyla bir plan hazırlanacak, bu planda çocuğun yüksek yararı ve sürecin çocuğun psikolojisine etkisi esas alınarak karar kapsamında tarafların hak, yükümlülük ve sorumlulukları ile plana uyulmaması durumunda uygulanacak yaptırımlar yer alacaktır. Plan aile hâkiminin onayına sunulacak ve onaylanmış plan hazır olmayan tarafa tebliğ edilecektir. Taraflar herhangi bir işlem veya ihtara gerek kalmaksızın yükümlülüklerini plana uygun olarak yerine getirmek zorun olacak aksi takdirde diğer tarafın talebi üzerine müdürlük tarafından planın gereği zorla yerine getirilecektir. Zorla yerine getirme işlemleri adlî destek uzmanları tarafından yürütülecektir.

 

Çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulması sırasında talep eden taraf hazır bulunmakla yükümlü olacaktır ancak, adlî destek uzmanı veya görevlendirilen memurun gerekli görmesi halinde bu işlem, talep eden tarafın yokluğunda da yapılabilecektir. Bu hükümlere aykırı hareket edeler için şikâyet üzerine, altı aya kadar tazyik hapsi öngörülmüştür. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra planın gereğinin yerine getirilmesi halinde, kişi tahliye edilecek; ancak kişinin bu hükümden yararlanması bir defa kullanılmak suretiyle sınırlandırılmıştır. Bu fiil sebebiyle açılan davalar aile mahkemelerinde görülecek ve İcra İflas Kanunun 347-354 arası hükümler uygulanacaktır. Aile mahkemesinin kararına itiraz edilmesi halinde mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde aile mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde aile mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde en yakın aile mahkemesine gönderecektir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesin olacak kanun yolu kapanacaktır. Velayete sahip ana veya babanın, plandaki yükümlülüğü haklı bir sebep olmaksızın birden fazla yerine getirmemesi halinde çocuğun menfaati dikkate alınarak velayet sahibi değiştirilebileceği gibi, durum ve koşullara göre velâyet kaldırılarak çocuğa vasi de atanabilecektir. Mahkeme, çocuk ile kişisel ilişkiyi düzenleyen kararında bu hususu taraflara ihtar edecektir.

 

Cinsel suç mağdurlarına yönelik hizmetler

Cinsel suç mağdurlarının yaşadıkları olayın hassasiyeti sebebiyle, olayı birden fazla kez anlatmak, içinde bulundukları travmatik etkilerin artmasına ve yaşadığı olayı tekrar hatırlamasına neden olmaktadır. Bu nedenle cinsel suç mağdurlarına yönelik adlî ve tıbbî işlemlerin, tekrarlanan mağduriyetlere engel olmak amacıyla, bu alanda eğitimli kişilerin çalıştığı bir merkezde ve tek seferde gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır. Böylece bu yaklaşım mağdurun yaşadığı süreci daha kolay atlatmasına yardımcı olacaktır.

 

Bunu sağlamak amacı ile Tasarı’nın 17. maddesi ile; Sağlık Bakanlığınca, cinsel suç mağdurlarının tekrarlanan mağduriyetini önlemek, adlî ve tıbbî işlemlerin bu alanda eğitimli kişilerden oluşan bir merkezde ve tek seferde gerçekleştirilmesini temin etmek üzere adalet komisyonu bulunan yerlerde özel merkezler kurulacağı düzenlenmiştir.

 

Madde Gerekçesi’nde; Tasarı’nın bu fıkrası ile 2012/20 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile kurulan çocuk izlem merkezleri kanuni dayanağa kavuşturulmakta olduğu, ayrıca söz konusu merkezlerde sadece istismara uğrayan çocuklara yönelik değil aynı zamanda bütün cinsel suç mağdurlarına yönelik hizmet sunulmasına imkan sağlandığı belirtilmiştir.

 

Cinsel suç mağdurlarının ifadesi bu merkezlerde Cumhuriyet savcısı tarafından uzmanlar aracılığıyla alınacaktır. Mağdurun rızasının bulunması halinde ifade sırasındaki görüntü ve sesleri kayda alınacaktır. Mağdur çocuklar açısından ifadesinin alınmasında bu kayıt zorunlu tutulmuştur. Maddi gerçeğin ortaya çıkartılması açısından zorunluluk bulunan haller dışında soruşturma ve kovuşturmada mağdurun ifadesi yeniden alınmayacak, bu merkezde alınan ifade ile yetinilecektir. Tasarı ile; cinsel suç mağdurlarının beden muayenesi ile vücuttan örnek alınması işlemlerinin de adlî tıp uzmanı veya yokluğu halinde uzman hekim tarafından bu merkezlerde yapılacağı düzenlenmiştir.

 

Maddi gerçeğin ortaya çıkartılması açısından mağdurun yeniden ifadesinin alınmasında zorunluluk bulunması halinde bu ifade, mağdur ile şüpheli veya sanığın aynı ortamda bulunmayacağı şekilde uzman aracılığıyla alınacaktır. Gerekli standartları sağlamaları halinde üniversiteler bünyesinde kurulan merkezlerde de bu hizmetler sunulabilecektir.

 

Kırılgan gruplara yönelik diğer tedbir ve hizmetler

Kırılgan gruba mensup olup haklarında diğer kanunlarca koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilemeyen mağdurlar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbirler, re’sen ya da kolluk veya Cumhuriyet başsavcılığının bildirimi üzerine mülki idare amirince alınacaktır.

 

Maddi Yardımlar

Tasarı’nın 19. maddesine göre; suç mağdurları veya ölümü halinde bakmakla yükümlü olduğu kişiler, suç nedeniyle oluşan mağduriyetlerinin giderilmesi için Devlet tarafından maddi yardım sağlanmasını bazı koşulların varlığı hâlinde isteyebilecektir. Bu koşullar bentler halinde sayılmıştır:

 

  • Mağdurun Türk vatandaşı olması,
  • Mağdurun yabancı uyruklu olması hâlinde, karşılıklılık ilkesinin bulunması veya eylem tarihinde Türkiye’de en az üç yıldır oturma iznine bağlı olarak ikamet ediyor olması,
  • Mağdurun ihtiyaç sahibi olması hallerinde mağdurun maddi yardım alması söz konusu olabilecektir.

 

Devlet tarafından sağlanan maddi yardımın Tasarı’nın 19/2 maddesinde düzenlenen kişilere yapılacağı düzenlenmiştir:

 

  • Kasten öldürme suçu sonucu ölen kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişiler,
  • ​​Kasten öldürme suçuna teşebbüs veya kasten yaralama suçu sonucunda neticesi sebebiyle ağırlaşmış biçimde yaralanan mağdur,
  • Cinsel saldırı ve cinsel istismar suçu mağduru,
  • Neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence suçu nedeniyle yaralanan mağdur,
  • Kasten yaralama, işkence, cinsel saldırı veya cinsel istismar suçu sonucunda ölen mağdurun bakmakla yükümlü olduğu kişiler.

 

Göçmen kaçakçılığı veya insan ticareti suçu mağduru Türk vatandaşı olmayanlar ile sığınmacı statüsü kazanmış veya bu statüyü kazanmak için başvuruda bulunmuş çocuklar ve Türk vatandaşlığı için başvurmuş çocuklar hakkında “Mağdurun yabancı uyruklu olması hâlinde, karşılıklılık ilkesinin bulunması veya eylem tarihinde Türkiye’de en az üç yıldır oturma iznine bağlı olarak ikamet ediyor olması” koşulu aranmayacaktır. Failin yakalanamaması veya belli olmaması ya da mağdurun elinde olmayan herhangi bir nedenle fail hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılamaması durumlarında da yardım istenebilecektir.

 

Devlet tarafından sağlanacak maddi yardımların kapsamının ne olacağı ve miktarının ne şekilde olacağı Tasarı’da düzenlenmiştir.

 

  • Yaralananlara yaralanma derecesine göre, brüt asgari ücretin dört katına kadar,
  • Sakatlananlara sakatlık derecesine göre, brüt asgari ücretin on beş katına kadar,
  • Hayatını başkasının yardım ve desteğiyle sürdürebilecek derecede malûl olanlara toplam brüt asgari ücretin otuz katına kadar,
  • Ölenin kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişilere toplam brüt asgari ücretin on katına kadar,
  • Cinsel saldırı veya cinsel istismar suçlarının nitelikli veya psikolojik tedavi gerektiren hallerinde mağdura brüt asgari ücretin dört katına kadar nakdi ödeme yapılacaktır.

 

Yardım miktarı, mağdurun beyanı ile meslekî, malî, ekonomik ve sosyal durumu hakkında gerekli araştırmalar yapılarak toplanan bilgi ve belgeler dikkate alınmak suretiyle, belirlenen tarifeye göre tespit edilecektir.

 

Manevî zararlar, yardım kapsamına dâhil değildir.

Tasarı’nın 21. maddesi ile yardım kurulu hakkaniyet ilkesi çerçevesinde yardım istemini aşağıda sayılan hallerde kısmen kabul edilebilir veya tümüyle reddedilebileceği düzenlenmiştir. Buna göre Yardım Kurulu:

  • Mağdurun, suçun ortaya çıkarılması, faile karşı ceza soruşturması yapılması gibi konularda kendisinden beklenilen yardımda bulunmaması,
  • Suçun mağdurun haksız fiili neticesinde meydana gelmesi,
  • Mağdurun malî durumunun kendisine yardım edilmesini gerektirmemesi,

hâllerinde talebi kısmen kabul edebilir veya tümüyle reddedebilir.

 

Çocuklar hakkında ise yardım miktarının tespitinde sayılan ilk iki hal uygulanmamaktadır.

 

Mağdura sosyal güvenlik kuruluşları, sosyal yardımda bulunan sandıklar veya sigorta şirketleri ile başkaca bir kaynaktan ödeme veya yardım yapılıp yapılmadığı hususu araştırılacak ve yardım miktarının belirlenmesinde dikkate alınacaktır. Bu şekilde yapılan ödeme ve yardım ile mağduriyetin telafi edilmesi durumunda ise mağdura yardım yapılmayacaktır. Devlet, mağdura ödenmiş olan yardım miktarı kadar suç failine genel hükümlere göre rücu edecek, koşulları bulunmadan yapılan yardımlar ilgiliden geri alınacaktır.

 

Yardım istemi, soruşturma veya kovuşturmanın yürütüldüğü yerdeki yardım kuruluna verilecek bir dilekçeyle yapılacaktır. Sözlü istekler de tutanakla tespit edilecektir. Soruşturma veya kovuşturmanın yürütüldüğü yer dışındaki başvurular yetkili yardım kuruluna gönderilecektir. Dilekçede, yardım istemine dayanak teşkil eden olayların özetinin, mağduriyetin dayandığı nedenlerin, delillerin ve istenilen yardım miktarı ile mağdurun varsa sigorta ve sosyal güvencesine ilişkin bilgilerin gösterilmesi zorunlu tutulmuştur. Yardım istemi belirli bir süre ile sınırlı tutulmuş olup, suçun işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşecektir. Yardım isteminde bulunma hakkı mağdurun çocuk olması durumunda süre, on sekiz yaşın bittiği günden itibaren işlemeye başlayacaktır. Yardım isteminde bulunulması üzerine Kurulun karar verme süresi başvuru tarihinden itibaren üç ay olarak belirlenmiştir. Aynı deyişle Kurul başvuru tarihinden itibaren üç ay içinde karar vermek zorunda tutulmuştur. Bu süre zorunlu hallerde en fazla üç ay uzatılabilecektir.

 

Mali ve Son Hükümler

Bu Kanunun hükümlerine göre ödenecek olan yardımlar ve diğer giderler için her yıl Adalet Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konulacaktır. Bu Kanun kapsamında mağdurlara sağlanan maddi yardımların finansmanına katkı sağlamak üzere mahkumiyetle sonuçlanan davalarda çocuklar hariç her hükümlüden ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda yüz Türk Lirasıasliye ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda seksen Türk Lirası katkı payı alınacaktır. Bu para yargılama giderleri ile birlikte 21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilecektir. Bu madde uyarınca öngörülen katkı payı her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacak ve bu suretle katkı payının hesabında bir Türk Lirasının küsuru dikkate alınmayacaktır. Bu Kanunun uygulanması ile ilgili olarak yapılacak başvurular, bildirimler, düzenlenecek belgeler, resmî mercilerce ve noterlerce yapılacak işlemler ile ödenen yardımlar her türlü vergi, resim ve harçtan muaf tutulmuştur.

 

Mağdurlara yardım ve destek hizmetlerinde bu Tasarı’da belirtilen ilkeler gözetilerek gönüllü kişilerden yararlanılabilecek ve Müdürlüklerde gönüllü çalışanlara görev, yetki ve sorumluluk yönünden kamu görevlilerine ilişkin hükümler uygulanacaktır. Gönüllü çalışanlara, talepleri üzerine fiilen çalıştıkları her gün için ulaşım ve iaşe giderleri karşılığı olarak yapılacak günlük ödeme tutarı ve tüm gönüllülere ödeme yapılabilecek yıllık toplam gün sayısı bütçe kanunlarıyla belirlenerek, bu ödemelerden herhangi bir vergi ve kesinti yapılmayacaktır.

 

Belediyeler tarafından da yardım yapılabilecektir. Bu bağlamda Belediyeler mağdurlara yönelik her türlü ekonomik ve sosyal desteği öncelikli olarak sağlayacaktır. Belediyeler mağdur hizmetlerinin sunulacağı yerler tahsis edebilir, hizmet binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapabilir veya yaptırabilir, her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılayabilecektir.

 

Başkanlıkta ve müdürlüklerde çalışan görevliler ile ihtiyaç duyulması halinde gönüllü çalışanlara Bakanlıkça eğitim verilecektir. Bakanlıkça üniversitelerin ilgili birimleri ile mağdur hakları alanına ilişkin sertifika veya yüksek lisans gibi eğitim programları geliştirmek üzere iş birliği yapabilecek, bu eğitim programlarına katılan kişilere mağdur hizmetleri alanında gönüllü veya hizmet alınan kurumlarda çalışmada öncelik verilecektir. Üniversitelerin ilgili fakülteleri, Polis Akademisi, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi, Türkiye Adalet Akademisi, Adalet Eğitim Merkezleri ve milli eğitim ders müfredatı ile Türkiye Barolar Birliği staj müfredatına mağdur haklarına ve mağdura yaklaşıma yönelik eğitim programları konulacaktır. Adalet müfettişleri Müdürlüklerin ve yardım kurularının denetimini yapacaktır.

 

Yürürlükten Kaldırılan ve Değiştirilen Hükümler

Bu kanun ile bazı kanunlarda değişiklikler olmakla beraber bazı kanunlarda yürürlükten kaldırılmıştır.

 

09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun “Çocuk teslimi” başlıklı 25., “Çocukla şahsi münasebet tesisine dair ilamin icrası” başlıklı 25/a, “Çocuk teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilâmların icrasında uzman bulundurulması” başlıklı 25/b ve “Çocuk teslimi emrine muhalefetin cezası” başlıklı 341. maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

 

25.08.1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde yer alan “engellilerin” ibaresi “engelliler ile Mağdur Hakları Kanunundan yararlanan ve iş gücü piyasasına kazandırılmaları güç olan mağdurların” şeklinde değiştirilerek mağdurların da işsizlik sigortası işveren payının Hazine tarafından karşılanacağı düzenlenmiştir.

 

09.01.2003 tarihli ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5/1 maddesinden aile mahkemelerine atanacak uzmanlar bakımından “Adalet Bakanlığınca, tercihan; evli ve çocuk sahibi, otuz yaşını doldurmuş ve aile sorunları alanında lisansüstü eğitim yapmış olanlar arasından” şartı kaldırılmış olarak birer psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanılacağı düzenlenmiştir.

 

22.05.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 30. maddesi ile var olan engelli ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğuna mağdur çalıştırma zorunluluğu da eklenmiştir.

 

31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 60. maddesine en son fıkra olarak; “Mağdur Hakları Kanunu hükümlerine göre suç mağduru sayılan kişilerden genel sağlık sigortalısı olmayan ve genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi kapsamına da girmeyen veya genel sağlık sigortası kapsamında olup sağlık yardımlarından yararlanamayanlar, tedavi süresince gelir tespiti yapılmaksızın birinci fıkranın (c) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılır.” eklenerek Tasarı ile uyum sağlanmıştır.