| Okuma Süresi: 2 Dakika

KORONAVİRÜSE KARŞI AŞI GELİŞTİREN ŞİRKETLERİN HUKUKİ MUAFİYET TALEBİ

ST. AV. MELİKE SEVER

Dünya, Aralık 2019’dan bu yana Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktığı bildirilen yeni tip koronavirüs Covid-19 salgının etkisi altındadır. Dünya Sağlık Örgütü 12.03.2020 tarihinde koronavirüsü küresel çapta bir salgın olarak nitelendirmiştir. [1]

Tüm dünyada küresel bir salgın olarak gösterilen koronavirüs için dört gözle aşı beklenmeye başlanmıştır.

Aşı sonrası yan etkiler meydana geldiğinde; kronik yan etkiler doğduğunda hesap verebilirlik mekanizması, Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç.Dr. Olgun Akbulut’a göre aşının üretiminden kullanımına kadar geçen süreçte yer alan kişi ve kurumların hukuki sorumluluğundadır. İlk önce aşının yarattığı olumsuz etkiyi ortadan kaldıracak tedavi uygulanır eğer bu mümkün değilse maddi ve manevi tazminat gündeme gelir. Aynı zamanda cezai sorumluluktan da bahsetmek gerekir.

Eğer klinik araştırma sonucunda aşıda bildirilmeyen yan etki dolayısıyla sağlıklı kişiler zarar görürse Kadir Has Üniversitesi’nden tıp hukuku uzmanı Dr. Öğretim üyesi İpek Söğüt’e göre, kamu sağlığını sebebiyle zorunlu aşı uygulamasına geçildiğinde bu konuda araştırma ve ruhsatlandırma yapan Sağlık Bakanlığı ve Türkiye İlaç ve Tıbbi İlaç Kurumu, İlaç ve Biyolojik Ürünlerin Klinik Araştırmaları Hakkında Yönetmeliği kapsamında sorumlu tutulur. Ardından aşıyı üreten şirkete zararın tazmini açısından rücu gündeme gelmektedir. [2]

Bu yönde çalışmalar yapan ilaç şirketleri; araştırma, deney, geliştirme ve laboratuvar çalışma sürelerinin kısaldığı sebebiyle ileride doğabilecek hukuki sorumluluklardan muaf tutulmak istediklerini belirtmişlerdir.

Avrupa Farmasötik Endüstrileri ve Dernekleri Federasyonu’na bağlı aşı üreticilerinin örgütlendiği Avrupa aşılarının üye ülkelere gönderdiği mektupta, ‘’ Klinik deneylere yeteri kadar süre harcanmadığından aşının tüm dünyadaki küresel salgını hızla durdurmak için hızlı bir süreç izlendiğinden beraberinde gelecek riskler kaçınılmazdır.’’ denilmiştir. Bunun üzerine Avrupa Komisyonu Ürün Sorumluluğu Direktifi kurallarına uymamanın doğru olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Hasta güvenliğini korumanın yanında aşı üretici şirketlerin yüksek risklerini telafi etmek için AB’ye üye 27 ülkenin belirli yükümlülükleri tazmin etme konusunda hazırlıklar yapıldığı kaydedilmiştir. Avrupa İlaç Ajansı’nın hasta temsilinden sorumlu üyesi Yannis Natsis’e göre medeni sorumluluktan muaf tutulmak, aşının güvenilirliğini ve insanların aşı olmasında yavaşlatıcı bir etki olabilir. AB’de bu tutum sergilenirken, ABD hükümeti ise aşının yan etkilerinden dolayı ABD Gıda ve İlaç Dairesi’ne (FDA) dava açılamayacağını duyurmuştur. Acil Durum Hazırlık Kanunu’na göre sorumluluktan muaf tutulabilecek tek durum kasıtlı suiistimaller haricinde oluşacak durumlardır.[3]

Dipnot:

[1] Ufuk Dal, Uluslararası Hukuka Aykırılığı Ortadan Kaldıran Haller Bakımından Devletlerin Uluslararası Sorumluluğu ve COVID-19 Pandemisi Bağlamında Bir Değerlendirme, İstanbul Hukuk Mecmuası, s.1

[2] https://tr.euronews.com/2020/08/14/covid-19-as-s-turkiye-de-hukuki-altyap-nedir-as-karsitligi-nasil-onlenecek

[3] https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/cnbc-duyurdu-abdde-covid-19-asi-ureticileri-yan-etki-davalarindan-muaf-1799700