| Okuma Süresi: 4 Dakika

KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA

AV. BURAK EMRE ÇETİN

Kamulaştırmasız el atma teknik anlamda kanunlarda yer alan bir terim değildir. Bu kavram 16.05.1956 tarihli ve 1-6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı ile birlikte hukuk sistemimize dahil olmuştur. Sonrasında ise mevzuatımızda 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen geçici 6. maddenin başlığı olan “kamulaştırmasız el atma sebebiyle tazmin” şeklinde görülmüştür. Fakat bu kanun maddesi bir tasfiye yasasıdır, 09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihleri arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlarla ilgili olarak açılacak davalarda uygulanacak usul ve esaslara ilişkin hükümler içermektedir. Yani daha sonraki uyuşmazlıklara uygulanmayacaktır.1) Ancak yine de bir tanım yapacak olursak kamulaştırmasız el atma, idarenin, bir kişiye ait taşınmazını bilerek veya bilmeyerek kamulaştırmaya ilişkin usul ve kurallara uymaksızın ve bir bedel ödemeksizin işgal ederek kamu hizmetine tahsis etmesidir diyebiliriz.

 

Kamulaştırmasız el atma konusu üç dönem halinde incelenebilir;

  • 09.10.1956 Tarihinden Önceki Dönem

09.10.1956 tarihinden önce Türkiye’yi kapsayan genel bir kamulaştırma kanunu söz konusu değildi. Bu tarihte 6830 sayılı İstimlak Kanunu TBMM tarafından kabul edilmiştir. Bu yasanın uygulanmaya başlanması ile önceki dönemin de düzenlemesi ihtiyacı doğmuş ve 12.01.1961 tarihinde yürürlüğe giren 221 sayılı kanun kabul edilmiştir. Ancak bu kanunun maliklere verdiği bedel davası hakkı da 2 yıllık süreye tabiydi. 12.01.1963 tarihinde bu hakkın süresi dolmuştur. Dolayısıyla bu maddenin ve yasanın uygulama alanı bulunmamaktadır.

  • 09.10.1956 ile 04.11.1983 Tarihleri Arasındaki Dönem

Bu iki tarih arasında gerçekleşen kamulaştırmasız el atma durumlarını düzenlemek amacıyla 2942 sayılı kanuna geçici 6. madde eklenmiştir. Bu madde vesilesiyle başlıkta belirtilen tarihler arasında İdare tarafından gerçekleştirilen kamulaştırmasız el atmalara karşı maliklere dava hakkı tanınmıştır. Daha sonra çıkarılan 6111 sayılı kanun ile birlikte uygulanacak zaman aralığı 04/11/1983’ten sonrasına genişletilmiştir. Fakat bu düzenleme Anayasa Mahkemesi kararıyla (2) iptal edilmiştir. Son olarak 6487 sayılı kanunun 21. maddesi ile geçici 6. maddede yapılan değişiklikle 09.10.1956-04.11.1983 tarihleri arasında, kamulaştırma işlemi yapılmadan el konulan taşınmazlara geçici 6. madde hükmü uygulanmaktadır.

  • 04.11.1983’ten Sonraki Dönem

Kamulaştırmasız el atma sebebiyle mal sahiplerinin açacağı men-i müdahale ve taşınmaz bedelinin tahsili davaları, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 16.05.1956 tarihli ve 1956/1-6 sayılı kararına dayanılarak açılmaktadır. Bu kararın içeriği sayesinde taşınmaz maliki dilerse genel hükümlere göre müdahalenin men’i davası açıp idarenin haksız el atmasının önlenmesini talep edebilir veya İdare aleyhine müdahalenin önlenmesi davası açmak istemez ise bu filli duruma razı olarak, mülkiyet hakkının İdareye devrine karşılık taşınmazın bedelinin tahsilini dava edebilir. Tercih hakkı mülk sahibine aittir. İdareye karşı açılacak davaların nitelikleri mülkiyete tecavüzün önlenmesi davası veya haksız fiil neticesinde meydana gelen zararın tazmini davasıdır. (3)

 

Kamulaştırmasız El Atmanın Şartları

  • Kamulaştırmasız el atmadan söz edebilmek için el atılan taşınmazın özel hukuk kişisine ait olması gerekir.
  • Taşınmaza el koyan, kamulaştırma yetkisine sahip bir kamu tüzel kişisi yahut gerçek veya özel hukuk kişisi olmalıdır. Eğer müdahale edenin yetkisi yoksa el koyan veya taşınmaza müdahale eden kişi veya kuruluş aleyhine Medeni Kanun hükümlerine göre müdahalenin men’i davası açılması gerekir.
  • Müdahalenin kamulaştırma yetkisine sahip idare tarafından kamu yararı gerektirdiği için yapılmış olması gerekir. (4)
  • Kamulaştırma yetkisine sahip idare geçici amaçlar için taşınmaza el koymuş ise bu geçici durum kamulaştırmasız el atma olarak ifade edilemez. Taşınmaza yapılan müdahalenin kamulaştırmasız el atma sayılabilmesi için İdarenin sahiplenme kastı ile hareket etmesi ve taşınmazı sahibine iade etme düşüncesi içinde olmaması gerekir. Aksi takdirde açılacak davaların niteliği tazminat ve ecrimisil davaları olur.
  • Kamulaştırmasız el koymadan bahsedebilmek için, İdarenin taşınmaza eylemli olarak el koyup malikin kullanımını yasaya aykırı şekilde tamamen ortadan kaldırması gerekir. Bu müdahalenin adı fiili el atmadır. Hukuk Genel Kurulu kararı ile de hukuki el atma kavramı hukuk sistemimize dahil olmuştur. (5)   3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10. maddesine göre taşınmazın imar planına alınmasından itibaren beş yıl içerisinde kamulaştırılmaması halinde açılan bedel davaları mahkemelerce kabul edilmeye başlamıştır.

Hukuki El Atmanın Şartları

  • Uygulama imar planlarında (1/1000 ölçekli) umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle taşınmazın, genel ve düzenleyici bir işlem olan imar planıyla kamu hizmetine tahsis edilmiş olması,
  • Uygulama imar planının kesinleştiği tarihten itibaren ilgili kurumca 5 yıl içinde ayrılma amacına uygun olarak planda öngörülen kamulaştırma işlemlerinin yapılmamış olması,
  • Malikin mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması,
  • Bu idari işlem ve eylemden mülk sahiplerinin zarara uğraması.

Kamulaştırmasız El Atma Sayılmayan İşlemler

  • Tapu kaydı üzerine kamulaştırma şerhi düşülmesi,
  • Düzenleme ortaklık payı (DOP) kesintisi,
  • Rızaya dayalı terk,
  • 3083 sayılı kanuna dayanan %10’a kadar olan katılım payı kesintisi,
  • İdarenin taşınmazlara ilişkin kamu yararı kararı alması, kıymet takdirlerinin yapılmış olması (idarece taşınmazlara fiilen el atılmadıkça) kamulaştırmasız el atma sayılmaz. (6)

 

Kamulaştırmasız El Atma Davalarında Görevli Mahkeme Adli Yargı

Öncelikle kamulaştırmasız et atma davaları Kamulaştırma Kanunu’ndan kaynaklanmadığı için 37. madde uygulanmayacaktır. Kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’ndan alan davalar genel hükümlere göre açılacaktır.(7)   İdare tarafından açılan bedel tespiti ve tescil davası karara bağlanmalı, kesinleştikten sonra bekletilmekte olan kamulaştırmasız el atma davası hakkında bir karar verilmelidir. (8)

 

İdari Yargı

  • Özel kanunlarda adli yargının görevli olduğu belirtilmedikçe, idari işlem ve eylemlerden kaynaklanan tazminat davalarının görüm ve çözümü idari yargının görev alanına girmektedir. İdarenin, hiçbir hukuki temeli bulunmayan bazı eylemlerinden doğan zararların tazmininin idari yargıda değil, adli yargıda görülmesi gerektiği doktrin ve yargısal içtihatlarda kabul edilmektedir. (9)
  • Hukuki el atma davalarının idari yargıda görülmesi durumu 6745 sayılı kanun ile 2942 sayılı kanuna getirilen ek madde 1’de düzenlenmiştir. İdari yargıya başvurma hakkı ise uzlaşma aşaması ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra doğacaktır.

 

1 Anayasa Mahkemesi, E.2013/93, K.2013/101, T.25.09.2013

2 Anayasa Mahkemesi, E.2010/83, K.2012/169, T.30/11/2012

3 İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı, E.1958/17, K.1959/15, T.11.02.1959

4 Ali ARCAK – Edip DOĞRUSÖZ, “Kamulaştırmasız El Koyma”, 1992, Ankara, s.20

5 Hukuk Genel Kurulu, E.2010/5-662, K.2010/651, T.15.12.2010

6 Hukuk Dairesi E.2010/17343, K.2011/3393, T.01.03.2011

7 Zeki AKAR, “Kamulaştırma Davaları”, 2000, Ankara, s.942

8 5.Hukuk Dairesi, E.2008/10735, K.2008/15070, T.24.11.2008

9 Anayasa Mahkemesi, E.2013/93, K.2013/101, T.25.09.2013