| Okuma Süresi: 6 Dakika

KAMBİYO MEVZUATINDA VE VERGİ USUL KANUNU’NDA DEĞİŞİKLİKLER YAPILDI

AV. ADEM SUBAŞI AV. METİNCAN UÇAR

1576 SAYILI TÜRK PARASININ KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA KANUN (“KAMBİYO MEVZUATI”)

İşbu Kambiyo Mevzuatına ilişkin teklifte yer alan düzenlemelerin çoğu Plan ve Bütçe Komisyonunca aynen kabul edilmiş ancak TBMM Genel Kurul tarafından değişiklik öngören hükümlerin tamamı yasalaşmamıştır. Buna göre Teklifte yer alan, Bütçe ve Plan Komisyonu tarafından onaylanan ancak Genel Kurul aşamasında geri çekilip yasalaşmayan hükümleri şu şekilde sıralamak mümkündür.

  • Kıymetli madenler ve kıymetli taşlar bunlardan mamul ve bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin, kambiyo, nukut, eshan, tahvilat ve ticari senetlerin (“Eşya ve Kıymetleri”) tediyeyi temine yarayan her türlü vasıta ve vesikaların alım satımı ile memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahsisine ve Tük parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar almaya Bakanlar Kurulunun yetkili olacağı öngörülmüş ancak bu hüküm geri çekildiğinden yasalaşmamıştır.

İdari Para Cezalarına İlişkin Hükümler;

  • İşbu Kambiyo Mevzuatına dayanılarak çıkarılan karar, yönetmelik ve tebliğler ile diğer genel ve düzenleyici işlemlere aykırı hareket eden kişilere bu mevzuatta başka bir yaptırım öngörülmemesi halinde 10.000 TL’den 50.000 TL’ye kadar idari para cezası verileceği,
  • Eşya ve Kıymetli bu mevzuata dayanılarak çıkarılan karar, yönetmelik ve tebliğler ile diğer genel ve düzenleyici işlemlere aykırı olarak yurttan çıkaran veya yurda sokanlar ya da bu fiillere teşebbüs edenler, fiil 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümlerine göre suç oluşturmadığı takdirde söz konusu eşya ve kıymetlerin rayiç bedelinin yüzde yirmisi (%20) oranında idari para cezası ile cezalandırılacağı,
  • Her türlü mal, kıymet hizmet ve sermaye ithal ve ihraç edenler veya bu işlere aracılık edenlerden bu işlemlerden doğan alacaklarını 1. maddeye göre alınan kararlardaki hükümlere göre ve bu kararlarda tayin edilen süreler içinde yurda getirilmeyenler, yurda getirmekle yükümlü oldukları kıymetlerin rayiç bedelinin yüze beşi (%5) kadar idari para cezasıyla cezalandırılacağı, idari para cezasına ilişkin karar kesinleşinceye kadar alacaklarını yurda getirenlere, birinci fıkra hükmüne göre idari para cezası verileceği ancak verilecek idari para cezasının yurda getirilmesi gereken paranın yüzde ikibuçuğundan  (%2,5) fazla olamayacağı,
  • İthalat, ihracat ve diğer kambiyo işlemlerinde döviz veya Türk parası kaçırmak kastıyla muvazaalı işlemlerde bulunanlar, yurda getirmekle yükümlü oldukları veya kaçırdıkları kıymetlerin rayiç bedelinin yüzde kırkı oranında (%40) idari para cezasıyla cezalandırılacağı, bu fiilin teşebbüs aşamasında kalması halinde verilecek cezanın yarı oranında indirileceği öngörülmüştü.

Kambiyo Mevzuatının mevcut hükümlerinde yer alan idari para cezalarında değişiklik öngören hükümlerin bir kısmı her ne kadar Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından kabul edilmiş olsa da TBMM Genel Kurul tarafından kabul edilmeyerek yasalaşmamıştır. Ancak yetki belgesi olmaksızın ticari faaliyetlerde bulunanlara idari para cezası ve başkaca tedbirler öngören hüküm Genel Kurul tarafından kabul görerek yasalaşmıştır. Buna göre;

 

  • Bu Kanuna dayanılarak çıkarılan karar, yönetmelik ve tebliğler ile diğer genel ve düzenleyici işlemler uyarınca faaliyet izni veya yetki belgesi alınması zorunlu olan konularda, gerekli izin veya belgeyi almaksızın ticari faaliyette bulunanlar, elli bin (50.000 TL) Türk lirasından iki yüz elli bin (250.000 TL) Türk lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılacak ve yetkisiz faaliyetin gerçekleştirildiği iş yerindeki tüm faaliyetler bir (1) aydan altı (6) aya kadar, tekrarı halinde ise sürekli olarak durdurulacaktır. Ancak, yetkisiz olarak faaliyette bulunanların ilan ve reklamlarından veya yaptıkları işin mahiyetinden söz konusu iş yerini, sadece faaliyet izni veya yetki verilmesi gereken faaliyet konularında iştigal etmek maksadıyla açtıkları veya işlettikleri anlaşılıyorsa söz konusu iş yerindeki faaliyet sürekli olarak durdurulacaktır. Durdurma işlemleri Hazine Müsteşarlığının talebi üzerine valiliklerce yerine getirilecektir.

 

Böylece caydırıcı özelliğe sahip idari para cezası ve diğer tedbirlerle bu kanun kapsamında yetkisiz olarak faaliyette bulunanların bu eylemlerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Faaliyetlerin durdurulmasına ilişkin işlemler Hazine Müsteşarlığının talebi üzerine valilerce gerçekleştirilecektir.

Her ne kadar telifte idari para cezalarına gecikme faizi uygulanacağına ilişkin hüküm yer alsa da bu hüküm de TBMM Genel Kurul tarafından yasalaşmamıştır.

 

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI’NA VERİLEN BİLGİ VE BELGE İSTEME YETKİSİNE İLİŞKİN HÜKÜMLER;

Teklifte ve Bütçe ve Plan Komisyonunda yer alan ancak TBMM Genel Kurul aşamasında geri çekildiğinden yasalaşmayan başka bir hüküm de Hazine Müsteşarlığının kanun uygulaması ile ilgili olarak ihtiyaç duyulan her türlü bilgi ve belgeyi isteme yetkisi veren hükümdür. Bu hükümle birlikte aşağıda yer alan düzenlemelerin yasalaşması öngörülmüş ancak yasalaşmamıştır.

 

  • Hazine Müsteşarlığı ve denetim yetkisine haiz kişiler bu Kanunun uygulaması ile ilgili olarak ihtiyaç duyulan her türlü bilgi ve belgeyi gerçek ve tüzel kişilerden istemeye yetkili olacağı, bu Kanunun uygulaması ile sınırlı olmak üzere, Hazine Müsteşarlığı, kamu kurum ve kuruluşlarından Devletin güvenliği ve temel dış yararlarına karşı ağır sonuçlar doğuracak hâller ile meslek sırrı, aile hayatının gizliliği ve savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla özel kanunlardaki yasaklayıcı ve sınırlayıcı hükümler dikkate alınmaksızın her türlü bilgi ve belgeyi uygun süre ve ortamda, sürekli veya münferit olarak istemeye yetkilidir. Hazine Müsteşarlığı, ilgili taraflarla bu husustaki detayları belirleyen mutabakat zaptı düzenleyebileceği,
  • Bu Kanuna dayanılarak çıkarılan karar, yönetmelik ve tebliğler ile diğer genel ve düzenleyici işlemlerle belirlenen veya Hazine Müsteşarlığınca belirlenecek usul ve süreler içinde bilgi ve belge gönderme yükümlülüğünü yerine getirmeyenler hakkında on bin (10.000 TL) Türk Lirasından elli bin (50.000 TL) Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceği, istenen bilgi ve belgelerin hatalı veya eksik olarak verildiğinin saptanması halinde, bu yanlışlığın düzeltilmesi veya eksikliğin giderilmesi için otuz günlük süre verileceği bu süre içinde yanlışlığın düzeltilmemesi veya eksikliğin giderilmemesi halinde on bin (10.000 TL) Türk Lirasından elli bin (50.000 TL) Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceği,
  • Müsteşarlık veya denetim yetkisini haiz kişiler tarafından istenen bilgi ve belgelerin yanıltıcı olarak hazırlanması ya da bu kişilere yerinde inceleme imkânının sunulmaması hallerinde, elli bin (50.000 TL) Türk Lirasından iki yüz elli bin (250.000) Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceği,
  • Bu madde kapsamında idari para cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı yetkili olduğu öngörülmüştü ancak işbu hükümler geri çekildiğinden yasalaşmamıştır.

Yasalaşan başka bir hüküm de kanunun 5. Maddesinde yapılan değişiklikle faaliyet izni ve/veya yetki verilen Anonim Şirketlerin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında özel kanuna tabi Anonim Şirket olarak değerlendirileceği ve yetki ve faaliyet izni dışında faaliyette bulunamayacağı şu şekilde ifade edilmiştir.

  • Bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan mevzuat kapsamında faaliyet izni ve/veya yetki verilen anonim şirketler, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 330 uncu maddesi kapsamında özel kanuna tabi anonim şirket olarak değerlendirilecektir. Bu kapsamda, söz konusu anonim şirketler, sadece bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan karar, yönetmelik ve tebliğlerde belirtilen ekonomik amaç ve konular kapsamında kurulabilir ve faaliyet gösterebilecektir.

 

213 SAYILI VERGİ USUL KANUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİLER

İşbu Teklifle birlikte Vergi Usul Kanununda bazı değişikliklerin yapılması öngörülmüş ve bu değişiklikler TBMM Genel Kurulunca olduğu gibi kabul edilerek yasalaşmıştır. Vergi Usul Kanuna getirilen yenilikler aşağıda sıralandığı gibidir.

 

  • Tam mükellefiyete tabi ve bilanço esasına göre defter tutan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri (finans ve bankacılık sektöründe faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri, emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları, münhasıran sürekli olarak işlenmiş altın, gümüş alım-satımı ve imali ile iştigal eden mükellefler ile bu Kanunun 215 inci maddesi uyarınca kendilerine kayıtlarını Türk para birimi dışında başka bir para birimiyle tutmalarına izin verilenler hariç) bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla aktiflerine kayıtlı bulunan taşınmazlarını (sat-kirala-geri al işlemine veya kira sertifikası ihracına konu edilen taşınmazlar hariç) 30/9/2018 tarihine kadar aşağıdaki şartlarla yeniden değerleyebilecektir.
  1. Yeniden değerlemede, taşınmazların ve bunlara ait amortismanların, bu Kanunda yer alan değerleme hükümlerine göre tespit edilen ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yasal defter kayıtlarında yer alan değerleri dikkate alınacaktır. Amortismana tabi taşınmazlar için amortismanın herhangi bir yılda yapılmamış olması durumunda yeniden değerlemeye esas alınacak tutar bu amortismanlar tam olarak ayrılmış varsayılarak belirlenecektir.
  2. Taşınmazların (a) bendine göre tespit edilen değerleri ve bunlara ilişkin amortismanların yeniden değerleme oranı ile çarpılması suretiyle yeniden değerleme sonrası değerleri bulunacak ve yapılacak değerlemede esas alınacak yeniden değerleme oranı olarak bu Kanunun mükerrer 298 inci maddesine göre enflasyon düzeltmesine tabi tutulan;
  • En son bilançoda yer alan taşınmazlar ve bunların amortismanları için, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten bir önceki aya ilişkin Yİ-ÜFE değerinin, söz konusu bilançonun ait olduğu tarihi takip eden aya ilişkin Yİ-ÜFE değerine bölünmesi ile bulunan oran,
  • En son bilanço tarihinden sonra iktisap edilen taşınmazlar ve bunların amortismanları için, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten bir önceki aya ilişkin Yİ-ÜFE değerinin, taşınmazın iktisap edildiği ayı izleyen aya ilişkin Yİ-ÜFE değerine bölünmesi ile bulunan oran dikkate alınacaktır. Bu bent uyarınca dikkate alınacak Yİ-ÜFE ibaresi; Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği 1/1/2005 tarihinden itibaren üretici fiyatları endeksi (ÜFE) değerlerini, 1/1/2014 tarihinden itibaren yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) değerlerini ifade edecektir.
  • Yeniden değerleme neticesinde taşınmazların değerinde meydana gelecek değer artışı, yeniden değerlemeye tabi tutulan taşınmazların her birine isabet eden değer artışları ayrıntılı olarak gösterilecek şekilde, bilançonun pasifinde özel bir fon hesabında gösterilecektir. Değer artışı, taşınmazların yeniden değerleme sonrası ve yeniden değerleme öncesi net bilanço aktif değerleri arasındaki fark olacaktır. Net bilanço aktif değeri, taşınmazların bilançonun aktifinde yazılı değerlerinden, pasifte yazılı amortismanların tenzili suretiyle bulunan değeri ifade edecektir.
  • Taşınmazlarını bu madde kapsamında yeniden değerlemeye tabi tutan mükellefler bu kıymetlerini, yapılan yeniden değerleme sonrasında bulunan değerleri üzerinden amortismana tabi tutmaya devam edecektir.
  • Pasifte özel bir fon hesabında gösterilen değer artışı tutarı üzerinden %5 oranında hesaplanan vergi, yeniden değerleme işleminin yapıldığı tarihi izleyen ayın 25 inci günü akşamına kadar bir beyanname ile gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairesine beyan edilir ve aynı süre içerisinde ödenecektir. Bu kapsamda ödenen vergi; gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilmeyecek, gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmeyecektir. Beyanın zamanında yapılmaması ya da tahakkuk eden verginin süresinde ödenmemesi halinde bu madde hükümlerinden faydalanılamayacaktır.
  • Pasifte özel bir fon hesabında gösterilen değer artışı tutarının, sermayeye ilave edilme dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen kısmı, bu işlemin yapıldığı dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin bu dönemde gelir veya kurumlar vergisine tabi tutulacaktır.
  • Yeniden değerlemeye tabi tutulan taşınmazların elden çıkarılması halinde, pasifte özel bir fon hesabında gösterilen değer artışları, kazancın tespitinde dikkate alınmayacaktır.
  • Yeniden değerlemeye tabi tutulan taşınmazların elden çıkarılmasından önce bu Kanunun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca enflasyon düzeltmesi yapılmasına ilişkin şartların oluşması halinde, bu madde gereğince oluşan değer artışı fonu öz sermayeden düşülmek suretiyle mezkûr madde uyarınca enflasyon düzeltmesi yapılacaktır.

Hükümleri Bakanlar Kurulu tarafından yürütülecek olan işbu Kanun yayım tarihinde yürürlüğe girecek olup Kanun henüz Resmi Gazetede yayımlanmamıştır.