| Okuma Süresi: 4 Dakika

İŞ KAZASI NEDİR?

STJ. AV. BEGÜM BAYRAM

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesinde yer alan iş kazası kavramı ile son derece geniş kapsamlı bir iş kazası tanımı öngörülmüş; işyerinde gerçekleşen ve bir zarar doğuran tüm olaylar, yürütülen işle ilgili olsun ya da olmasın iş kazası sayılmıştır. Bunun yanı sıra, sigortalılık kapsam türlerine göre, yürütülen işle ilgili olup işyeri dışında meydana gelen kazalar, görevlendirme sebebiyle işyeri dışındayken meydana gelen kazalar, çocuk emzirme süreleri sırasında yaşanan kazalar ve işe gidiş geliş sırasında yaşanan kazalar da bazı koşullar altında iş kazası tanımına dâhil edilmiştir. Bu çerçevede iş kazası;

a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d) Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

e) Sigortalıların, işveren tarafından sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.

Hükümden anlaşılacağı üzere işyerinde gerçekleşen her kaza iş kazası olarak nitelendirilmekte, işyeri dışında gerçekleşen kazalar ise ancak işin yürütümü nedeniyle meydana gelmişse iş kazası olarak değerlendirilmektedir. Bu tanımdan hareketle örneğin; işyeri içerisinde koşarken düşen bir işçinin yaralanması, işyerindeki bir kişiyle tartışan bir işçinin kalp krizi geçirmesi ve hatta işçinin işyerinde intihar etmesi gibi durumlar iş kazası olarak nitelendirilmektedir.

Kanunda yapılan tanım gereğince; meydana gelen bir kazanın iş kazası olup olmadığı araştırılırken aşağıdaki dört şartın birlikte varlığı aranır:

a. Kazaya uğrayan kişi 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olmalıdır: Sigortalı sayılanlar, 5510 sayılı Kanunun 4. Maddesinde uzun bir liste halinde sayılmıştır. Aynı kanunun 6. Maddesinde ise sigortalı sayılmayanlara yer verilmiştir.

b. İşçi bir zarara uğramış olmalıdır: İş kazası neticesinde işçinin uğradığı zarar temelde maddi ve manevi zararlar olmak üzere ikiye ayrılır. Maddi zarar, maluliyet (iş göremezlik) ya da ölüm şeklinde ortaya çıkmakta olup; maddi zararın doğurduğu üzüntü ve kişilik değerlerindeki eksikliklere ise bir bütün olarak manevi zarar denmektedir. İş kazalarından doğan tazminat davalarında genel kabul, işçinin maddi bir zararının bulunduğu her durumda manevi zararının da olduğu yönündedir. Bu da zarara uğrayan işçinin talep edebileceği alacak kalemleri bakımından önemli bir husustur.

c. Sigortalı yer ve zaman itibarı ile yukarıda anılan maddede sayılan hususlardan birine göre kazaya uğramış olmalıdır: Buna göre işçinin işyerinde bulunduğu sırada, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçirdiği zamanlarda, emziren kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda ve işçinin işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen kazalar, iş kazası olarak nitelendirilmektedir.

d. Kaza ile zararlandırıcı olay arasında illiyet bağı bulunmalıdır: Bir olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağının ve bundan doğan sorumluluğun kime yükleneceğinin belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri de (i) sigortalının gördüğü iş ile meydana gelen kaza arasında ve (ii) meydana gelen kaza ile zarar arasında uygun bir illiyet bağı bulunması gerektiğidir. İlliyet bağı en genel anlamda “neden-sonuç ilişkisi” demektir. Yani işçinin başına gelen kazanın iş kazası sayılabilmesi için kazanın iş ile ilgili olması ve meydana gelen zararın iş kazası sonucunda ortaya çıkmış olması gerekir.

SEKTÖREL BAZDA İŞ KAZALARI [1]

Gelişmede halinde olan ülkemizin ulusal sanayi alanına hammadde girdilerine baktığımızda, madencilik sektörü önemli bir noktadadır. Bu itibarla madencilik, ülkemizin ekonomisine ve imalat sektörüne büyük katkı sağlar. Ancak bununla birlikte madencilik sektörü tehlikeli çalışma koşullarına sahip olması sebebiyle en fazla iş kazalarının gerçekleştiği alanlardan biridir. Çalışma koşullarının riskli oluşunun bir sonucu olarak en fazla yaralanma, ölüm ve maddi kayıpların yaşandığı sektörlerdendir. Özellikle kömür madenciliği iş kazası oranının yoğunlaştığı alanların başında gelir.

Metal sektörü de yaygın şekilde çalışılan ve rekabet barındıran bir alandır. Bu sektör de riskleri sebebiyle tehlikeli çalışma alanlarının başında gelir. Makineleşme yüksek olduğundan ve iş araç gereçlerinin yanlış kullanımlarından dolayı insan hayatı için tehlike arz eden bir sektördür. Gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınmaması, çalışanların bilinçsiz hareketleri gibi faktörler iş kazalarını arttırmaktadır.

İnşaat sektörü, kapsadığı istihdam yoğunluğundan dolayı önemli bir çalışma alanıdır. İnşaat sektörü, iş kazası riskinin yüksek olduğu ve özellikle ölümlü iş kazası sayısının diğer alanlara göre fazla olduğu bir sektördür. İstihdam anlamında vasıfsız işçilerin çoğunlukta olması, iş sağlığı ve güvenliği kurallarına riayet edilmemesi, gerekli koruyucu malzemelerin yetersiz kalması gibi faktörler iş kazalarına sebebiyet vermektedir.

İŞ KAZALARINDAN DOĞAN SORUMLULUK VE KAPSAMI

Hukuki Sorumluluk ve Kapsamı

İşveren, işçiyi gözetme borcuna aykırı bir şekilde ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaması nedeniyle meydana gelen iş kazası dolayısıyla işçinin uğradığı bedensel zararlarını tazmin etmekle yükümlüdür. Buna genel olarak maddi tazminat yükümlülüğü denilmektedir. Tazminat miktarı belirlenirken işçinin geliri, yani giydirilmiş ücretin neti, sosyal sigorta mevzuatı hükümlerine göre saptanan maluliyet oranı, işverenin kusuru, işçinin kusuru, bakiye faal ömür süresi ile bakiye muhtemel ömür süresi, Sosyal Sigorta tarafından sağlanan gelirler gibi kriterler dikkate alınır ve işçinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uygun illiyet içinde kalmak kaydıyla, malvarlığındaki gelir kayıpları tazmin edilir. İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle iş kazasına maruz kalan işçinin ölümü halinde, hayattayken geçimini sağladığı kişiler işverenden “destekten yoksun kalma tazminatı” adı verilen bir tazminat talebinde bulunabilirler. Bunların yanında iş kazası sonucu cismani zarara uğrayan işçi veya ölümü halinde yakınları, maruz kaldıkları “manevi zararın” tazminini talep edebilirler.

Cezai Sorumluluk ve Kapsamı

İş kazalarından kaynaklı ceza sorumluluğu, ceza hukuku genel hükümlerine göre belirlenir. Ceza sorumluluğuna neden olan esas unsur ise “kusurdur”. İşverenin ceza sorumluluğunun belirlenmesinde esas alınacak nokta; işçinin kazaya neden olan davranışı yapmasında işverenin yükümlülüklerini ihlal edip etmediğinin araştırılması, bu araştırmaya göre suçun maddi unsurun tespitidir. Bu araştırma neticesinde işverenin yükümlülüklerini yerine getirmediğinin tespiti halinde işçinin hareketinden kaynaklanan bir zarar meydana gelmiş olsa dahi, işverenin sorumluluğuna gidilecektir. Meydana gelen bir iş kazası, şartları oluşmuşsa, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen “taksirle yaralama” veya “taksirle öldürme” suçları kapsamında değerlendirilebilir.

İdari Sorumluluk ve Kapsamı

İş kazalarından doğan idari sorumluluk karşımıza idari para cezaları olarak çıkmaktadır.

Dipnot:

[1] Halil İbrahim Durdu, “İş kazalarının ekonomik analizi ve bazı sektörler bazında değerlendirilmesi”