| Okuma Süresi: 3 Dakika

HİZMET TESPİT DAVASI

STJ. AV. BEGÜM BAYRAM

HİZMET TESPİT DAVASININ AMACI NEDİR?

Hizmet tespit davasıyla, ilgili mahkemeden, davacı işçi ile işveren arasında, hizmet sözleşmesine dayalı olarak, belli tarihler arasında ve belirli bir ücret karşılığında bir iş ilişkisinin mevcut olduğunun tespiti istenir. Hizmet tespit davası, sigorta bildirimi yapılmaksızın ve primleri yatırılmaksızın çalıştırılan işçinin, öncelikle mahkemeden işveren ile aralarındaki hizmet ilişkisinin tespit edilmesi ve bu tespite binaen işverene işçilik alacakları için ikinci bir dava açıp bu alacaklarını talep etmesi amacıyla açılır. Yahut işçi herhangi bir işçilik alacağı talebi olmasa bile salt sigorta primlerinin ödenmesi ve eksik olan hizmet günlerinin SGK’ya bildirilmesi için de bu davayı açabilir.

HİZMET TESPİT DAVASININ YASAL DÜZENLEMESİ

Hizmet tespit davalarının yasal dayanağını 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GSS Kanunu’nun 86. maddesinin 9. fıkrası oluşturmaktadır. Bahse konu madde hükmüne göre; “Sigortalının çalıştığı bir veya birden fazla işte, bu Kanunda yazılı şartları yerine getirmiş olmasına rağmen, kendisi için verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgesinin veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin işveren tarafından verilmediği veya verilen aylık prim ve hizmet belgesinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde kazançların ya da prim ödeme gün sayılarının eksik gösterildiği Kurum tarafından tespit edilirse, hastalık ve analık sigortalarından gerekli ödemeler yapılır.”

HİZMET TESPİT DAVASI AÇABİLMEK İÇİN GEREKEN ŞARTLAR NELERDİR?

  1. Davalı iş yerinin 5510 Sayılı Kanun hükümlerine uygun şartları sağlayan iş yerlerinden olması gerekir.
  2. İşçinin, gerçekleştirmiş olduğu çalışma bir hizmetin karşılığı olmalı ve hizmet ilişkisi de işverene ait olan işyerinde veya eklentilerinde gerçekleşmesi gerekir.
  3. Durumun SGK tarafından daha öncesinde tespit edilmemiş olması gerekir.
  4. Uzun vadeli sigortalar, hizmet tespit davasına ilişkin dava konusu olmalıdır.
  5. İşçi davayı 5 yıllık süresi içerisinde açmalıdır. 5 yıllık süre hizmetlerin geçtiği yılın sonunda başlar.

İŞÇİLİK ALACAKLARINA İLİŞKİN DAVALARDA HİZMET TESPİT DAVASININ BEKLETİCİ MESELE YAPILMASI GEREKİR Mİ?

Yargıtay daireleri tarafından bu hususta görüş birliği bulunmamaktadır. Bazı daireler işçilik alacaklarına ilişkin davanın doğrudan açılabilmesini ve işçinin hizmet tespit davası açmaya zorlanamayacağını belirtilmekle birlikte bazı daireler tarafından hizmet tespit davası sonucunun beklenilmesi gerektiği yönünde kararlar verilmektedir. Ancak uygulamada esas olan işçilik alacaklarına ilişkin davalarda hizmet tespit davasının sonucunun tazminat ve alacak davasında hüküm altına alınacak hakların hesap unsuru olan hizmet süresini doğrudan etkileyeceğinden davanın bekletici mesele yapılmasıdır.

İŞÇİLİK ALACAKLARINA İLİŞKİN DAVA İLE HİZMET TESPİT DAVASININ BİRLİKTE AÇILABİLMESİ MÜMKÜN MÜDÜR?

Hizmet tespit davaları 5510 sayılı Kanunu’na tabi iken işçilik alacaklarına ilişkin davalar 4857 sayılı İş Kanunu’na tabidir. Hizmet tespit davalarında mahkemenin re’sen araştırma yetkisi ve yükümlülüğü olmakla birlikte iş alacaklarına ilişkin davalarda taraflarca hazırlanma ilkesi vardır. Sosyal güvenlik hakkının Anayasa m.60 çerçevesinde kişiye sıkı sıkıya bağlı, dokunulmaz, devredilmez ve feragat edilmez bir hak niteliğinde olması nedeniyle hizmet tespit davalarından feragat mümkün olmamakla birlikte işçilik alacaklarına ilişkin davalarda işçinin davadan feragat etmesi mümkündür. Nitekim iki davanın yukarıda anlatılanlar bakımından büyük farklılıklar içermekte olduğu sabit olduğundan uygulamada da ayrı ayrı görülmelerinin daha uygun olacağı görüşü esastır. Ancak Yargıtay’ın bazı daireleri; iki davanın birbirine açık etkisi gözetildiğinde ve usul ekonomisi açısından birlikte açılmaları gerektiğimi savunmaktadır.

HİZMET TESPİT DAVASININ SONUÇLARI NELERDİR?

Hizmet tespit davası neticesinde hizmetin tespit edildiği aylar ve yine tespit edilen prime esas kazanç üzerinden SGK tarafından re’sen tescil edilir. Diğer taraftan hizmet tespit davası aleyhine sonuçlanan işveren tarafından, Mahkeme ilamında belirtilmiş olan dönemlere ilişkin sigortalının aylık hizmet ve prim bildirgelerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi ve tahakkuk eden primin işçinin hesabına ödenmesi gerekir. Sadece sigorta primleri değil, bu süre zarfında geçen yasal faiz de işveren tarafından ödenir.

İşverenin ödemekle yükümlü olduğu tek şey işçinin sigorta primleri değildir. Aynı zamanda bu süre içerisinde vergi dairesine ödenmeyen gelir vergisi de ödenmek zorundadır.

Aylık prim ve hizmet bildirgelerini zamanında vermemiş olduğu tespit edilen işverene, Sosyal Güvenlik Kurum’u idari para cezası verir ayrıca tahakkuk eden primlerin geç ödenmesinden dolayı gecikme zammı ve gecikme cezası uygulanır. İşçinin işe giriş bildirgesi tescili yapılmamış ise işveren tarafından bu tescilin de yapılması gerekir.

Hizmet tespiti davasında, Sosyal Güvenlik Kurumu lehine veya aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemektedir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, Kurum aleyhine açılacak bütün davalardan sonra Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan bir alacak hakkı elde edildiğinde, ilamlı icra takibi başlatılmadan önce Kuruma başvuru zorunluluğu getirilmiştir. Ancak Kuruma başvurduktan sonra 30 gün içinde ödeme olmaz ise, icra takibi başlatılabilir.

Son olarak hizmet tespit davası sonucu işçi açısından kazanılan süreler emeklilik hesabında prim gün sayısına ve sigortalılık süresine dahil edilir.