| Okuma Süresi: 6 Dakika
|

Hakaret Sayılmayan Kelimeler Nelerdir?

ADEM BURAK YILMAZ
Hakaret Sayılmayan Kelimeler Nelerdir?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ikinci kitabında “Kişilere Karşı Suçlar”a dair ikinci kısmın sekizinci bölümünde “Şerefe Karşı Suçlar” başlığı altında, 125 ve devamı maddelerde hakaret suçu düzenlenmiştir. Buna göre;

Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.

(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

(3) Hakaret suçunun;

  1. a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
  2. b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
  3. c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.

(4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.

(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.

Suçun konusu kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu kavramlar aynı zamanda, suçla korunmak istenen hukuki değeri de ifade eder.[1]

Madde gerekçesinde; “Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığıdır.” biçiminde açıklama yapılmıştır.

Yargıtay’ın Yerleşik İçtihatlarına Göre Hakaret Sayılmayan Kelimeler Nelerdir?

Yargıtay içtihatları uyarınca, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp kaba hitap tarzı, eleştiri ve ağır eleştiri ve beddua niteliğindeki kelimeler hakaret suçunu oluşturmamaktadır. Buna ilişkin örnekler şöyledir;

  • Allahsızsın, vicdansız ve acımasızsın.” – kaba hitap tarzı ile beddua niteliğinde olduğundan hakaret suçunun yasal unsurları oluşmamıştır. (Yargıtay 15. CD. E: 2017/36393 K: 2021/6049 T: 26.05.2021)
  • Açgözlü bir avukatın hazırladığı senaryo ile mahkemeyi yanıltmaktadır.” – ifadesi onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta olmayıp kaba ifade niteliğindedir. (Yargıtay 18. CD. E: 2015/1358 K: 2015/1698 T: 22.05.2015)
  • Müdür de adam mı, adam gibi adam bile değil.” – ifadesi kaba hitap tarzı niteliğindedir. (Yargıtay 18.CD. E: 2018/53 K:2019/4137 T: 28.02.2019)
  • Sizin gibi doktorun da hastanesinin de Allah belasını versin, ahlaksız.” – ifadesi, sözlerin müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayı nezaket dışı ve kaba söz niteliğindedir. (Yargıtay 18. CD. E: 2019/9065 K. 2020/1934 T: 23.01.2020)
  • Allahsızsın, vicdansız ve acımazsın.” – ifadesi, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp kaba hitap tarzı le beddua niteliğindedir. (Yargıtay 15. CD. E. 2017/36393 K: 2021/6049 T: 26.05.2021)
  • A.ına koyduğumun yerinde herkes işini yapacak.” – sözlerinin katılanın hedef alarak söylenmemesi nedeniyle katılanın onur, şeref ve saygınlığına saldırı olarak değerlendirilmeye belirtilmiştir. (Yargıtay 4. CD. E:2021/3864 K: 2021/20597 T: 24.06.2021)
  • Eşkıya mısın, anarşist misin, sen ne biçim avukatsın.” – kaba ve nezaket dışı hitap tarzı olarak değerlendirilmiştir. (Yargıtay 4. CD. E: 2020/12836 K: 2021/6846 T: 01.03.2021)
  • Ulan it, benimle konuşurken ağzını yıka, mert ol, Kastamonu’nun ayısı.” – biçimindeki sözler onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta olmadığı belirtilmiştir. (Yargıtay 4. CD. E: 2015/5853 K: 2015/29903 T: 27.05.2015)
  • Okumuşsunuz ama bu kadar nasıl cahil olabilirsiniz.” – ifadesi rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı davranış, ağır eleştiri niteliğinde olduğu belirtilmiştir. (Yargıtay 4. CD. E: 2013/3009 K: 2014/11868 T: 15.04.2014)
  • Sen çapulcu musun?” – ifadesi, sert eleştiri niteliğinde olduğu belirtilmiştir. (Yargıtay 4. CD. E: 2013/1452 K: 2014/11743 T: 14.04.2014)
  • Senin çenek çok düşük, sesin çok çıkıyor.” – ifadesi hakaret olmayıp kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu belirtilmiştir. (Yargıtay 18. CD. E: 2015/9261 K: 2015/8179 T: 19.10.2015)
  • Hanzo” – kaba hitap tarzı niteliğinde olduğu belirtilmiştir. (Yargıtay 18. CD. E: 2016/13348 K: 2018/14285 T: 05.11.2018)
  • Kendini adamdan saydın.” – ifadesi rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı davranış niteliğinde olduğu belirtilmiştir. (Yargıtay 4. CD. E:2020/13401 K: 2021/7667 T: 04.03.2021)
  • Tavuklar, korkaklar, sizleri nasıl sindirdim.” – ifadesi onur, şeref ve saygınlığı rencide edici nitelikte olmayıp rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı sözler olduğu belirtilmiştir. (Yargıtay 18. CD. E: 2015/4475 K: 2015/13021 T: 09.12.2015)
  • Meymenetsiz suratında meymenet yok, terbiyesiz.” – ifadesi rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu belirtilmiştir. (Yargıtay 18.CD. E: 2015/36187 K: 2017/6539 T: 26.05.2017)
  • Ukala” – rahatsız edici, aba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu belirtilmiştir. (Yargıtay 18. CD. E: 2019/390 K: 2020/1377 T: 16.01.2020)
  • Yobaz” – kaba hitap tarzı niteliğinde olduğu belirtilmiştir. (Yargıtay 18. CD. E: 2017/4058 K: 2018/537 T: 22.01.2018)
  • Zübük” – eleştiri niteliğinde olduğu belirtilmiştir. (Yargıtay 18. CD. E: 2015/9326 K: 2015/12196 T: 30.11.2015)

AİHM Kararları ile Hakaret ve İfade Özgürlüğü

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10. maddesi ifade özgürlüğünü düzenlemektedir. Madde metni şöyledir:

Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamları tarafından müdahale edilmeksizin ve ulusal sınırlar dikkate alınmaksızın, görüş sahibi olma, bilgi ve düşünceleri edinme ve yayma özgürlüğünü içerir. Bu Madde devletlerin yayıncılığı, televizyon veya sinema işletmelerini izin alma koşuluna bağlamasını engellemez.

AİHM içtihatlarında ifade özgürlüğüne ifadenin içeriği bakımından bazı sınırlar öngörülmüştür. Özellikle nefret söylemi söz konusu olduğunda bu durumun ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmediği ve onun bir istisnası olarak görüldüğü söylenebilir. Nefret söylemi doğrudan AİHS ile kategorik olarak ifade özgürlüğünün kapsamı dışında tutulmamıştır ancak ifade özgürlüğünün sınırlandırılması noktasında kolaylıkla gerekçe haline gelebilmektedir.[2]

İfade özgürlüğü bünyesine her türlü ifadeyi almakla birlikte her ifade eşit bir şekilde koruma görmemektedir. Örneğin siyasetçilere ve kamu görevlilerine dönük eleştiri mahiyetindeki ifadeler daha geniş koruma görürken, sade vatandaşlar ve yargı organlarına yönelik eleştiriler daha az koruma görebilmektedir.[3]

Anayasa Mahkemesi (Fatih Taş Başvurusu: 2013/1461, Karar Tarihi: 12/11/2014)

İfade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olup olmadığının, gerçekleştirilen müdahalenin yasayla öngörülmüş olup olmadığı, müdahalenin meşru amaçlara dayanıp dayanmadığı ve müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı temelinde incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.[4]

Yargıtay (4. Ceza Dairesi, Esas No: 2013/5577, Karar No: 2014/20763)

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), içtihatlarında Sözleşme bağlamında ulusalüstü insan hakları hukukunu yorumlarken, kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemeyi ve saygınlıklarına zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı saldırılara karşı korunmalarının zorunlu olduğunu (AİHM Busuioç-Moldova kararı, 2004, prg. 64), bununla birlikte görevlerini yerine getirirken icra ettikleri eylem ve sözlerine yönelik eleştirilere karşı daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiğini (bk. AİHM Steur-Hollanda kararı, 2003, prg. 39) belirtmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ayrıca, fiil isnadına dayanmayan ve ispat gerektirmeyen değer yargılarından ibaret sözlerin sarsıcı olsa bile eleştiri hakkı ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebileceğini kabul etmektedir. (bk. AİHM Hriko-Slovakya kararı, 2004, prg. 40, 45; Jeruselam-Avusturya kararı, 2001, prg. 44; Sokolowski-Polonya kararı, 2005, prg. 47; Paturel-Fransa kararı, 2005, prg. 37; Harris/Boyle/Bates/Buckley, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Hukuku, Ankara 2013, sy. 518-520).”

Anayasa Mahkemesi (Nilgün Halloran Başvurusu: 2012/1184, Karar Tarihi: 16/7/2014)

“Söz konusu tartışmanın taraflarının kimlikleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Başvurucu rektör yardımcısı bir öğretim üyesi iken davacı herhangi bir idari görevi olmayan öğretim üyesidir. Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile başkalarının şöhret ve itibarlarının korunmasının çatışması halinde, eğer şöhreti söz konusu olan kişi kamu görevlisi ise dengeleme sırasında bu kişinin üstlendiği kamu görevi göz önüne alınmalıdır (B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 71; kamu tarafından tanınan kişiler için korumanın daha esnek olacağına ilişkin bir AİHM kararı için bk. Minelli/İsviçre (k.k), B. No: 14991/02, 14/6/2005). Bununla birlikte, mevcut başvurudaki gibi şöhreti söz konusu olan kişi sade vatandaş ise koruma üst düzeyden yapılmalı ve bu durum, dengelemede göz önünde bulundurulmalıdır.”

Yargıtay (4. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/3995, Karar No: 2015/6921)

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne göre; siyasetçilere yönelik eleştirinin sınırı özel kişiler için olandan daha geniştir ve bu durum günümüzde yerleşik bir ilke haline gelmiştir. Bu bağlamda siyasetle uğraşan kişilerin kendilerine yönelik sert, ağır ve hatta incitici eleştirilere de katlanması gerekir. Çünkü siyasetçi zorunlu ve bilinçli olarak eylem ve davranışlarını gazetecilerin ve vatandaşların dikkatli bir kontrolüne açık bırakmaktadır.”

Danıştay (13. Daire, Esas No: 2006/6232, Karar No: 2008/2668)

“Siyasilere karşı yapılmış olan eleştirilerin üslubu ve ölçüsünün herhangi bir kişiye göre daha farklı ve çarpıcı hatta ağır olması siyaset yapmanın gereği olarak ortaya çıkmaktadır. Siyaset adamlarının toplumu etkileme ve yönlendirme konumları, onların “eleştirilebilir” sınırlarını da genişletmektedir Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin çeşitli kararlarında: “Hür siyasi tartışma bütünüyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde egemen demokratik toplum kavramının öz unsurunu oluşturmaktadır. Bu, nedenledir ki hoş görülebilir eleştiri sınırları kamusal kişi sıfatıyla hareket eden siyaset adamı konusunda, sade vatandaşlara göre daha geniştir… Bir politikacı hakkında yapılacak kabul edilebilir eleştirinin sınırları, sıradan bir kişi hakkındakilerden daha geniştir.”(Lingens-Avusturya Kararı 1986)”

Yargıtay (4. Hukuk Dairesi, Esas No: 2014/11671, Karar No: 2015/8466)

“Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır (…)” “Şu durumda, dava konusu haberin yayın tarihinde görünür gerçeğe uygun bulunduğu, basın özgürlüğü sınırları içinde kaldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun temelini oluşturduğu, toplumu sarsan ve şoka uğratan fikirler açısından da geçerli bulunduğu görüşü ile haberin okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı bir başlığın kullanıldığı hususu göz önüne alındığında hukuka aykırılıktan ve davacının kişilik haklarına saldırıdan söz edilemez.”

Yargıtay (4. Hukuk Dairesi, Esas No: 2014/8985, Karar No: 2015/6808)

“Karikatür, kişi ya da olayların gülünç, alışılmadık, çelişkili yanlarını yakalayarak, bazen de yazı ile desteklenen abartılmış çizgilerle mizaha dönüştürme sanatı olup dava konusu karikatürde espri yeteneği de kullanılarak belediye başkanının icraatlarından memnun olmayanların da bulunduğu, şehrin sorunlarının karmaşık hale getirildiği ve çözülmediği ifade edilerek davacı belediye başkanının icraatları eleştirilmiştir.” “Şu halde, siyasetle uğraşan kişilerin kendilerine yönelik sert, ağır, hatta incitici eleştirilere dahi katlanması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında belirtilmiş olup, dava konusu karikatürde eleştiri sınırlarının aşılmadığı, davacının kişilik haklarına yönelik bir saldırının söz konusu olmadığı (kabul edile bilinir).” 

Hakaret Suçu Hangi Mahkemelerde Görülür?

Hakaret suçu niteliği gereği bir ceza davası ve kamu davası niteliğinde olduğundan davayı açma yetkisi Cumhuriyet Başsavcılığındadır. Soruşturma evresinde savcılık tarafından TCK Md. 125 kapsamında hakaret suçunun işlendiğine dair yeterli şüphenin bulunması halinde iddianame düzenleyerek Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılır.


Kaynakça

  • İfade Özgürlüğü İle İlgili Türk Yüksek Mahkeme Kararları Kaynakçası – Avrupa Konseyi.
  • Ulaş Karan, Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru El Kitapları Serisi -2 İfade Özgürlüğü.
  • Cumhuriyet Savcısı Ahmet Aslan, Yargıtay İçtihatları Işığında Hakaret Sözlüğü.

Referanslar

  • [1] Yenidünya, Ahmet Caner/Alşahin, Mehmet Emin, “Bireyin Şerefine Karşı Suçlar”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı 68, Ocak-Şubat 2007, s. 45;Centel/Zafer/ Çakmut, a. g. e., s. 212.
  • [2] Clare Ovey, Robin White, Jacobs and White, The European Convention on Human Rights, Oxford. University Press, Oxford, 2002, s. 280.
  • [3] Dr. Ulaş KARAN, Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru El Kitapları Serisi -2 İfade Özgürlüğü sf. 8.
  • [4] Avrupa Konseyi – İfade Özgürlüğü İle İlgili Türk Yüksek Mahkeme Kararları Kaynakçası Sf. 14.

İlginizi Çekebilir: Hakaret, Tehdit ve Şantaj Suçları.

Anahtar Kelimeler: Hakaret, Hakaret Suçu, Hakaret Suçu, Hakaret Sayılmayan Sözcükler, Hakaret Sayılmayan Kelimeler.