| Okuma Süresi: 5 Dakika

ESER SÖZLEŞMESİNDE YÜKLENİCİNİN TEMERRÜDÜ HALİNDE İŞ SAHİBİNİN SEÇİMLİK HAKLARI

STJ. AV. BERKAY YILDIRIM

GİRİŞ

Eser sözleşmesi hayatımızın pek çok alanında karşımıza çıkan sözleşme tiplerinden birisidir. Bu sözleşme tipi büyük çaplı işlerin yapımında (baraj, köprü, otoyol inşaatı vs.) karşımıza çıktığı gibi, hacmi nispeten daha küçük işlerde de kullanıldığı görülmektedir. Eser Sözleşmesi çerçevesinde Yüklenici/Müteahhit bir eseri meydana getirme yükümlülüğü altında iken, İş Sahibi bu eser için ivaz olarak belirli bir ücret ödemekle yükümlüdür. Bu ndenle Eser Sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen (sinallagmatik) sözleşme tipidir.
Eser sözleşmelerinde geçerlilik için şekil şartı kural olarak mevcut değildir. Dolayısıyla sözleşmeyi kurarken tarafların iradeleri yazılı veya sözlü, sarih veya zımni olabilmektedir.

YÜKLENİCİNİN TEMERRÜDÜ

Bu sözleşme tipinde Yüklenici sözleşmede taahhüt edilen borcu zamanında ve eksiksiz olarak teslim etmelidir. Yüklenicinin bu borcunu zamanında yerine getirmemesi Yüklenicinin borcu açısından temerrüde düşmesine neden olmaktadır. Yüklenicinin ortaya çıkardığı veya üzerinde emek sarf ettiği eserini zamanında ve eksiksiz olarak teslim etme yükümlülüğü de Türk Borçlar Kanunu ile İş Sahibi lehine güvence altına alınmıştır.  TBK Madde 471’e göre;
“Yüklenici, üstlendiği edimleri İş Sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.
Yüklenicinin eseri teslim borcunda temerrüde düşmesi için, öncelikle, teslim tarihinin gelmesine rağmen, Yüklenicinin objektif olarak yükümlülüğüne aykırı bir biçimde eseri tamamlamamış ya da tamamlanmış eseri teslim etmemiş olması gerekir. Sözleşmede aksine bir hüküm olmadıkça Yüklenicinin temerrüde düşmesi için kusurlu olması şart değildir ve gecikmenin objektif olarak sözleşme tahtındaki yükümlülüğüne aykırı olması temerrüt için yeterlidir.
Türk Borçlar Kanunu’nda borçlunun temerrüdü hususu 117. maddede düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer         “.  Yani Yüklenicinin temerrüde düşebilmesi için İş Sahibinin evvel emirde ihtarı gereklidir. Bununla birlikte, eserin teslim edileceği tarih, taraflarca önceden tayin edilmiş ise, bir başka ifadeyle borcun ifa edileceği gün olarak belirli bir vade günü karşılıklı kararlaştırılmışsa bu taktirde İş Sahibi tarafından Yükleniciye ihtar çekilmesine lüzum yoktur.
Yüklenicinin temerrüde düşmesi sonucu eseri tam ve eksiksiz bir biçimde teslim alamayan ve dolayısıyla zarara uğrayan İş Sahibinin Türk Borçlar Kanunu kapsamında seçimlik hakları bulunmaktadır. İş Sahibi, Yüklenicinin temerrüdü halinde sözleşmeyi ayakta tutarak aynen ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi sözleşmeden dönerek menfi zarar talebinde de bulunabilir ve zararını gidermeye çalışabilir.

YÜKLENİCİNİN TEMERRÜDÜ HALİNDE İŞ SAHİBİNİN SEÇİMLİK HAKLARI

Yüklenicinin temerrüde düşmesi halinde İş Sahibinin başvurabileceği bazı hakları vardır. Bu haklar, eser sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olması sebebiyle Türk Borçlar Kanunu’nun 125.Maddesinde düzenlenmektedir:
MADDE 125- Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir.
(2)Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir.
(3)Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.
Yukarıda anılan hüküm çerçevesinde İş Sahibi aşağıdaki haklardan birisini seçebilmektedir:
Aynen ifa ve gecikme tazminatı
Müspet zarar tazmini
Sözleşmeden dönme ve menfi zarar tazmini
Ancak İş Sahibi yukarıda anılan seçeneklerden müspet zarar tazmini ve sözleşmeden dönmeyle birlikte talep edilen menfi zarar tazminini seçmeden önce Yükleniciye belirli bir süre vermeli ve bu sürenin sonunda aynen ifayı gerçekleştirmesi beklenmelidir.
İş Sahibi aynen ifa ile gecikme tazminatını her zaman ileri sürebilmektedir. Bu nedenle aynen ifa ve gecikme tazminatının ileri sürülmesi sözleşmeden dönme anlamına gelmemektedir. Ayrıca gecikme tazminatı talep edilebilmesi için yüklenicinin temerrüde düşmede kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında uygun illiyet bağı bulunması gerekir. Arada uygun illiyet bağı olduğunu ise Yüklenici değil İş Sahibi ispatlamalıdır.
Mevzuat çerçevesinde İş Sahibinin başvurabileceği diğer bir seçenek ise sözleşmeden dönerek menfi zararın tazmin edilmesidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 125. Maddesinin 3. Fıkrasına göre sözleşmeden dönmeyle birlikte taraflar birbirlerine karşı ifa yükümlülüklerinden kurtulmaktadır. Ancak daha önce ifa edilmiş bir edim söz konusu ise sözleşmeden dönmeyle birlikte bu edimlerin iadesi istenebilmektedir. Bu durumda Yüklenici  temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispatlayamaz ise İş Sahibi, sözleşmeden dönülmesi sebebiyle ortaya çıkan zararlarının da tazmin edilmesi için Yükleniciye başvurabilmektedir.

ESER SÖZLEŞMELERİNDE İŞ SAHİBİNİN İŞİ BAŞKASINA YAPTIRMASI

Eser sözleşmelerinde Yüklenicinin en önemli yükümlülüklerinden birisi de eseri zamanında  özen yükümlülüğüne uygun olarak tam, eksiksiz ve özenli bir şekilde meydana getirip İş Sahibine teslim etmektir. Bunun yanında Yüklenici eserin yapım aşamasında ortaya çıkan aksaklıkları ve ayıpları da bu yükümlülükten dolayı gidermelidir.
İş Sahibi kural olarak eser meydana getirilirken işe müdahale etmemekle yükümlüdür. Ancak bazı durumlarda İş Sahibinin de eser tam olarak meydana gelmeden müdahale hakkı bulunmaktadır. Şöyle ki eserin ileride ayıplı bir şekilde veya sözleşmeye aykırı bir şekilde ifa edileceği bariz bir şekilde belli ise, İş Sahibinin Yükleniciyi uyarabilmesi ve işi düzgün bir şekilde yerine getirmesini isteyebilmesi mümkündür. Yukarıda da anlattığımız üzere İş Sahibi yükleniciye bir ihtar göndererek kendisine verilen bu süre içerisinde işi tamamlaması veya gereği gibi yerine getirmesini isteyebilir, aksi takdirde eserin tamamlanması işi hasar ve masraflar Yükleniciye ait olmak üzere bir başkasına yaptırılabilmektedir. Bu durum Türk Borçlar Kanunu’nda 473.Maddenin 2.fıkrasında ise güvence altına alınmıştır:
Meydana getirilmesi sırasında, eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, İş Sahibi bunu önlemek üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde yükleniciye, ayıbın veya aykırılığın giderilmesi; aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere, onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir.
Bu minvalde işin üçüncü bir kişiye İş Sahibi tarafından tamamlatılabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:
İşin Devamı Esnasında Eserin Ayıplı veya Sözleşmeye Aykırı Şekilde Yapılacağının Açıkça Tahmin Edilebilmesi
Eserin Ayıplı veya Sözleşmeye Aykırı Şekilde Yapılmasında Yüklenicinin Kusuru
Yükleniciye Uygun Bir Mehil Verilmesi ve İşin Üçüncü Kişiye Yaptırılacağı İhtarında Bulunulması
Anılan hükümden dolayı İş Sahibinin herhangi bir hakim izni almaksızın yukarıda saymış olduğumuz şartlar çerçevesinde işi başkasına tamamlatabilme hakkı bulunmaktadır.
Bunun yanında Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerinde de TBK 473/2 hükmüne benzeyen işin ifasının bizzat alacaklı veya üçüncü kişilerce yapılmasına cevaz veren düzenlemeler bulunmaktadır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 113. Maddesine göre; “Yapma borcu, borçlu tarafından ifa edilmediği takdirde alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir; her türlü giderim isteme hakkı saklıdır.”
Anılan hükümle birlikte bir şeyin yapılmasına ilişkin borcun yerine getirilmemesi durumunda alacaklıya, borçlu yerine geçerek ifada bulunma yetkisi verilmesi ya da işin üçüncü bir kişiye yaptırılabilmesi için mahkemeye başvurma imkanının tanınması mümkün hale gelmiştir.
İki hükmü birbirinden ayıran en önemli özellik ise, işin üçüncü bir kişiye yaptırılabilmesi konusunda hakim iznine gerek olup olmadığıdır. Zira TBK 473/2’ye göre hakim iznine gerek olmaksızın işin üçüncü bir kişiye yaptırılabilmesi mümkün iken, TBK 113 hükmüne gerek hakim izni gereklidir. Ayrıca iki kanun hükmünün amaçları birbirinden farklıdır. TBK 473/2 hükmünün amacı eserin sözleşmeye aykırı tamamlanacağının anlaşılması üzerine Yüklenici henüz temerrüde düşmemiş iken dahi, tabiri caiz ise  “proaktif” bir şekilde bu aykırılığın önlenmesinin sağlanmasıdır. Buna karşı TBK 113 hükmüne göre ise, işin borçlu tarafından vade tarihinde gereği gibi ifa edilmemesi üzerine alacaklının “mahkeme kararıyla” edimin ifasını başkasına yaptırabilme hakkı bulunmaktadır.

Kısacası TBK 473/2 hükmü ayıplı veya sözleşmeye aykırı bir şekilde ifa edilecek olan eserin İş Sahibinin talebi doğrultusunda eserin başkasına yaptırılmasını içerirken, TBK 113 hükmü eserin tamamlandığı andan itibaren uygulama alanı bulmaktadır.

SONUÇ OLARAK

Eser sözleşmelerinde Yüklenicinin işi tamamlamaması, geciktirmesi veya ayıplı olarak yerine getirmesi halinde İş Sahibine birçok seçimlik hak tanınmıştır. Bu seçimlik haklar, kanun koyucu tarafından İş Sahibinin haklarını hukuken güvence altına alabilmek için hüküm altına alınmıştır. Bunun yanında İş Sahibinin bu seçimlik hakları kullanırken belirli bir sıraya uygun olarak kullanabilmesi ise Yüklenicinin İş Sahibi karşısında güçsüz duruma düşmemesini sağlamak içindir.