| Okuma Süresi: 4 Dakika
|

AYIRTIM GÜCÜNE SAHİP KÜÇÜKLERİN KİŞİSEL VERİLERİ NASIL İŞLENİR?

ADEM AKKIR YASİN ERZURUM

Ayırtım gücüne sahip küçüklerin kişisel verilerinin nasıl işlenebileceği ve haklarının kim tarafından kullanılabileceği, Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 11/08/2020 tarih ve 2020/622 sayılı Kararı ile Türk Hukuku’nda tartışmalı bir konu olan mutlak kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar ve nispi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar ayrımı belirtilerek incelemiştir. Karara konu olan olayda uyuşmazlık, 18 yaşını doldurmamış ilgili kişiye ait sağlık raporunun imha edilmesine yönelik ilgili kişinin babası tarafından başvuruda bulunulması ancak veri sorumlusunun talebe cevap vermemesi noktasında oluşmaktadır.

 

…ilgili kişinin 18 yaşını doldurmadığı dikkate alındığında öncelikli olarak Kurula şikâyette bulunulmasına dair hakkın ilgili kişi tarafından kullanılıp kullanılmayacağı ile veri sorumlusuna başvuran ile Kurula şikayette bulunan kişilerin farklı olması nedeniyle söz konusu şikayetin mevzuatta yer alan usul şartlarını taşıyıp taşımadığı hususunun ele alınması gereğinin hasıl olduğundan hareketle…

 

Kararın ilk kısmında Anayasa’nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12. Maddesine değinilmiştir. Madde 12’ye göre; ‘Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.’ Bununla birlikte 2010 Anayasa değişikliği ile Anayasa’mıza giren ve 20. Maddede düzenlenmiş olan ‘kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı’ ve 24.03.2016 tarihinde kabul edilen ve 07.04.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (“Kanun”) amacının, “Kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemek” olduğuna dikkat çekilmiştir.

 

…Türk Medeni Kanunu’nun 13’üncü maddesinde; yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkesin Türk Medeni Kanunu’na göre ayırt etme gücüne sahip olduğunun…

…16’ncı maddesinde ise ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlıların, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremeyeceği düzenlenmekle birlikte karşılıksız kazanma ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rızanın gerekli olmadığının hüküm altına alındığı, bu çerçevede, kural olarak sınırlı ehliyetsizlerin kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını kullanmada yasal temsilcinin rızasını almak zorunda olmadığı düzenlense de, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olup çok önemli sonuçlar doğurmaya elverişli olan bazılarının (Ergin kılınma-MK. m.12, nişanlanma- MK. m.118, evlenme MK. m.126,127, evlenmeye izin MK. m.124/II, evlatlığa alınma MK. m.308) istisnai olarak yasal temsilcinin rızasına tabi tutulduğunun görüldüğü…

 

Kararda da belirtildiği üzere yukarıda bahsi geçen haklardan bazıları çok önemli sonuçlar doğurmaya elverişli olup, bu nitelikteki kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılmasına karar verme yetkisinin başkasına devredilemeyeceği ve bu yetkinin başkasına tanınmasının kişilik kavramı ile bağdaşmayacağı öğretide kabul edilmektedir.

 

Ne var ki kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların tanımı kanunda açık bir şekilde öngörülmemiştir. Nişanlanma, evlenme, evlilik dışı çocuğu tanıma, mal rejimi sözleşmesi yapma, derneğe üye olma, ölüme bağlı tasarrufta bulunma gibi haklar öğretide mutlak kişiye sıkı biçimde bağlı haklar olarak kabul edilmekteyken kişiliği koruyucu davalar, yaş ve isim düzeltme davalarını ikame etme gibi haklar nispi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda ‘kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı’ kişilik hakkı ve kişiliği koruyucu davaların bir yansıması olarak kabul edilmelidir. Bu nedenle de ilgili kişinin ‘kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı’ nispi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan biri olarak dikkate alınabilecektir.

 

…ayırt etme gücüne sahip küçüklerin kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmalarında yasal temsilcilerinin rızasının gerekli olmadığına ilişkin kuralın çocuk için bir yetki kuralı olduğu, ancak veli için bir yasak kuralı olmadığı…

 

Somut olayda da küçüğün üstün yararı gözetilerek söz konusu hakkın nispi kişiye sıkı biçimde bağlı hak kategorisinde ele alınmasının yerinde olacağı ve dolayısıyla da bu hakkı küçüğün yanı sıra yasal temsilcinin de kullanabileceği değerlendirilmiştir.

 

…bunun yanında e-Nabız verilerine erişim hususunda küçük tarafından aksi öngörülmedikçe hem küçüğün hem velisinin yetkili kılındığının anlaşıldığı; anılan düzenlemenin somut olay bakımından kişisel verilerin korunması hakkının nispi kişiye sıkı biçimde bağlı hak olduğu yönündeki değerlendirme ile de uyumlu olduğu; zira her iki durumda da ayırtım gücüne sahip küçüğün söz konusu hakkı bizzat kullanabileceği gibi velisinin de onun adına ve hesabına kullanımına olanak tanındığı…

 

Kararda dikkate alınması gereken diğer bir husus ise; yasal temsilcinin olayda ilgili kişi olan küçükten ayrı olarak söz konusu hakkı kullanabileceği belirtilmiş ancak ayırt etme gücüne sahip olan küçük ile yasal temsilcinin iradelerinin örtüşmesine de önem atfedilmiştir. Zira ayırt etme gücüne sahip olan küçük ile yasal temsilcisinin iradeleri örtüşmediğinde, ilgili kişi olan küçüğün kişisel verilerinin küçüğün iradesine aykırı olarak işlenmesi Anayasal bir hak olan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı’nın mantığına aykırı düşecektir.

Bu bağlamda Avrupa Birliği’nin 2016 yılında kabul ettiği ve 2018 yılında yürürlüğe giren Genel Veri Koruma Tüzüğü de (GDPR – General Data Protection Regulation) dikkate alındığında ayırt etme gücüne sahip küçüğün iradesinin dikkate alınması gerektiği açıktır. GDPR’ın 8/1 atfıyla 6/1 maddesinde 16 yaşından küçük ilgili kişinin verisinin işlenmesi açıkça yasal temsilcinin rızasına bağlanmıştır. Maddenin tersinden anlaşılması gereken ise ilgili kişi 16 yaşında veya daha büyük olduğu takdirde kişisel verisinin işlenilmesi yalnızca yasal temsilcinin iradesine bağlı kılınmamaktadır. Bu anlamda ilgili kişi 16 veya daha büyük yaşta ise yasal temsilciyle iradelerinin uyuşması önem arz etmektedir. Kimi Avrupa ülkelerinde bu yaş 13 yaşa kadar inebilmektedir. Zira her ne kadar nispi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan kabul edilse de kişisel veriler kişinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır.

 

Kararda da belirtildiği gibi yasal temsilci de küçüğün verileri hakkındaki hakları kullanabilmektedir. Ancak bu durumda dahi küçüğün iradesi yok sayılmamakta, yasal temsilci ve küçüğün iradelerinin örtüşmesi küçüğün yararı da gözetilerek dikkate alınmalıdır.

 

Dolayısıyla gerek Kanun’dan kaynaklan bir hakkın kullanılması ve gerekse Kanun uyarınca küçüğün kişisel verisinin işlenmesinden önce alınan rızalar yönünden ayırtım gücüne sahip küçüğün iradesinin de bu doğrultuda olması gerekmektedir. Uygulama da sıkça düşülen hata ile sadece veli veya vasisinin işlenen kişisel veriler yönünden aydınlatılması veyahut Kanun’un uyarınca açık rızanın istisnası kapsamında olmayan durumlar için sadece veli veya vasisinin açık rızasının alınmasıdır. Oysaki ayırtım gücüne sahip küçüğe ait kişisel veriler işlenecek ise küçüğün de aynı zamanda aydınlatılması ve Kanunun istisnası kapsamına girmeyen kişisel veriler yönünden açık rızasının alınması gerekecektir. Burada yaş grubu olarak Avrupa örneğinde olduğu gibi 16 -18 yaş arası kitle esas alınabilir.