| Okuma Süresi: 2 Dakika

ADİL YARGILANMA HAKKINDA MAKUL SÜRE

AV. HAYDAR AKGÜL

Anayasamız olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Hak Arama Hürriyeti Başlıklı MADDE 36. – (Değişik: 3.10.2001-4709/14 md.) “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” şeklinde Adil Yargılanma Hakkına ilişkin yasal bir düzenleme mevcuttur.

Tarafı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Adil Yargılanma Hakkı  Başlıklı 6. Maddesinin 1. Bendinde “ Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir.”

Bu hakka ulusal ve uluslararası yargı tarafından riayet edilmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu hakkı suiistimal edilen herkesin bu hakkının ihlal edilmesinden kaynaklı olarak ilgili ulusal ve uluslararası hukukun öngördüğü yargı makamlarından maddi ve manevi tazminat isteme hakkı vardır.

Bu hususta Anayasa Mahkememiz tarafından Başvuru Numarası: 2014/10743 Özkan Kaya  Başvurusu’na ilişkin olarak 17.07.2017 tarihinde verdiği kararda Makul Sürede Yargılanma Hakkına ilişkin olarak Anayasanın 36. Maddesindeki düzenlemeden farklı olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. Maddesinin 1. Fıkrasındaki düzenleme doğrultusunda

Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih;

 

-Sürenin sona erdiği tarih olarak, suç  isnadına ilişkin nihai kararın verildiği,

-Yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikayetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır.(B.E., B. No: 2012/625, 9/ 1/2014, § 34)

-Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken, yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (B.E., § 29).

-Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık yedi yıllık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

 

Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence alına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir..”şeklindeki kriterle değinmek suretiyle Makul Sürede Adil Yargılanma Hakkına ilişkin tespitlerde bulunmuş  ve nihayetinde Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA ve  Anayasa ‘nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE karar vererek başvurucunun başvurusunu kabul ederek başvurucu lehine 7.200.TL Manevi tazminata, 206,10.TL Harca ve 1.800.TL vekalet ücretinden oluşan toplam 2.006,10.TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.

Burada dikkat edilecek ilk husus Anayasa Mahkemesinin adeta devrim niteliğinde bir içtihada gittiğidir. Zira Anayasamızın 36. Maddesinde Adil Yargılanma Hakkına ilişkin bir düzenleme mevcut ise de Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın 36. Maddesinde mevcut olmayan, fakat tarafı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. Maddesinin 1. bendindeki makul sürede adil yargılanma kuralına riayet ederek Adil Yargılanmanın tek başına yeterli olmadığına Adil Yargılamanın Makul Sürede olmasının Adil Yargılamanın olmazsa olmazı olduğunu hüküm altına almıştır.

Anayasa Mahkemesinin ilgili kararı ile Anayasanın 36. Maddesindeki Adil Yargılamaya ilişkin düzenleme doğrultusunda sadece Adil Yargılanmanın değil bu Adil Yargılanmanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. Maddesinin 1. Bendindeki makul sürede adil yargılanmanın olması halinde Adil Yargılanmanın olabileceği yönünde çok isabetli bir karar verilmiş bulunmakla Anayasa’da açıkça yer almasa da tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerdeki hak ve yükümlülüklere de yargılanma sırasında dikkat edilmesi gerektiğini hüküm altına almıştır.

Dikkat edilecek diğer bir husus ise makul sürede adil yargılama hakkının sadece ilk derece ve ilk derece mahkemesinin kararlarını incelemeye yetkili üst mahkemelerdeki istinaf ve temyiz incelemelerine ilişkin yargılamalarda değil ilgili kararındaki “Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikayetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır.” Tespitinde belirttiği gibi Anayasa Mahkemesinin verdiği karar tarihine kadar işleyen süredeki sürecin de Makul Sürede Adil Yargılanma Hakkının korunması gerektiği hüküm altına almıştır.