| Okuma Süresi: 3 Dakika

ADİL YARGILANMA HAKKINA İLİŞKİN ANAYASA MAHKEMESİ KARARI RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANDI

AV. METİNCAN UÇAR

KONU

İşbu bilgi notuna konu başvuru, varsayıma dayalı şekilde idari para cezası kesilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı ile suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

SOMUT OLAY    

Maliki olmadığı ve üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayan bir araç ile yük taşımacılığı yapan başvurucu Şirkete ‘gönderen’ sıfatıyla ‘İzin verilen azami yük ağırlığının aşılması suretiyle 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 65. Maddesinin hükmünün ihlal edildiğinden bahisle 2.253,00-TL idari para cezası kesilmiştir.

 

Başvurucu kendisinin sadece taşınan eşyanın sahibi olduğunu taşımanın nasıl yapılması gerektiğine dair hiçbir fikrinin olmadığını ifade ederek İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Mahkemesine itirazda bulunmuş fakat itiraz, anılı mahkemenin 21/1/2014 tarihli kararında ‘Başvuranın başvurusunu haklı gösterecek şekilde herhangi bir delil ve belgenin bulunmaması nedeniyle’ reddedilmiştir. İtirazı başvurucu reddedilen Şirket 14/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuruda bulunmuştur.

 

DEĞERLENDİRMEMİZ

Başvurucunun Bireysel Başvurusuna temel teşkil eden hususlar;

 

Yukarıda anılı kararı veren mahkeme İstanbul Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünden konuya ilişkin evraklar istenmiş, gönderilen evraklardan itiraza konu hususun net olarak anlaşılması ve celse açılmasını gerektirir bir durumun bulunmaması nedeniyle celse açılmadığı, gelen evrakların tetkikinden başvurana ait 06 E… 89 plaka sayılı araca 01/03/2007 tarihinde tonaj aşımı yaptığı gerekçesi ile tutanak tutulduğu, bu tutanağa istinaden 2918 sayılı yasanın 65/5 maddesi uyarınca 2253,00 TL idari para cezası verildiğinin anlaşıldığı mahkemece yapılan inceleme sonucunda; başvuranın başvurusunu haklı gösterecek şekilde her hangi bir delil ve belgenin bulunmaması nedeniyle başvurunun reddine karar verildiğini ifade etmiştir.

 

Bu karar karşısında başvurucu Şirket, Anayasa da yer alan Hak Arama Hürriyeti ile Şüpheden Sanık Yararlanır ilkelerinin ihlal edildiğini öne sürerek Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuruda bulunmuştur.

 

Anayasanın 36. Maddesinin birinci fıkrası şu şekildedir;

 

    ‘’Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.’’

Anayasanın 38. maddesinin dördüncü fıkrası da şu şekildedir;

 

    ‘’Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.’’

 

Anayasa mahkemesi ilgilinin başvurusunu kabul edilebilirlik yönünde incelerken başvurucuların kamu gücü tarafından ihlal edildiğini ileri sürdükleri hakların Anayasada yer almasının yanında Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmeler ve sözleşmelerin ek protokollerinde de yer alması gerektiğini ifade ederek başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verip, incelemesini masumiyet karinesi üzerinden gerçekleştirmiştir.

 

Anayasa Mahkemesinin Değerlendirmesi

Yukarıda kısaca izah ettiğimiz üzere Anayasa Mahkemesi başvuruyu kabul edilebilirlik yönünden incelemiş ve olumlu yönde karar vermiştir. Esas yönden incelemesinde ise Anayasanın masumiyet karinesine ilişkin hükmü olan 38/4’ü değerlendirerek herkesin isnat edildiği suç karşısında suçluluğunun kesin olması anına kadar masum sayılacağını ifade etmiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi Kabahatler Kanunu çerçevesinde kesilen idari para cezalarının da Anayasada öngörülen bu karineler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini açık bir şekilde ifade etmiştir.

Anayasa Mahkemesi bir kararında  suçun kanıtlanması yükümlülüğü iddia edende kaldığı sürece, savunmasını oluşturmak için ispat yükünü sanığa devreden kurallar ile hukuki veya fiili varsayımların olduğu durumlarda ispat yükünün yer değiştirmesinin masumiyet karinesine aykırılık taşımadığını ancak suç isnadını içeren karinenin aksinin başvurucu tarafından yargılama sırasında ispat edilebilmesinin mümkün olması, hakimin de bu yönde ileri sürülen iddiaları inceleyip kararını buna göre verebilmesi, bir başka ifadeyle karinelerin kişiyi otomatik olarak ‘’suçlu’’ haline getirmemesi gerektiği, karinelerin, masumiyet karnesini ihlal eder boyuta ulaşmaması ve suç isnadı altındaki kişinin savunma imkanlarından yararlandırılması gerektiğini belirtmiştir.

Anayasa Mahkemesi yukarıda izah ettiğimiz hususları olaya uygulamış ve bunun sonucunda Mahkemenin, başvurucunun taşınan eşyanın göndericisi olmasını idari para cezası yaptırımı uygulanması için yeterli gördüğünü ama gönderenin kastının bulunup bulunmadığının, ağırlığın aşılmasına karşın yükün bilerek verilip verilmediğinin değerlendirilmediğini; bu konuda bir tespitin yapılmadığını ve karineden yararlanarak sonuca ulaşıldığını ve son olarak Mahkemece yapılan varsayımın aksinin ispatının mümkün olmadığını, başvurucuya itiraz imkanının tanınmış olmasının da masumiyet karinesinin ihlalini telafi etmediğinden bahisle Anayasanın 36. ve 38. Maddelerinde güvence altın alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu karar sonucunda da başvurucu Şirket yeniden yargılama imkanını haiz olmuştur.

 

İLGİLİ MEVZUAT

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

A.Y 36: “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”

A.Y. 38/4 : “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz”

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

AİHS 6: “Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde , duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir.

Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.

Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

a) Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;

b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak;

c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;

d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;

e) Mahkemede kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından ücretsiz olarak yararlanmak.”