| Okuma Süresi: 7 Dakika

7101 SAYILI İCRA VE İFLÂS KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN UYARINCA DEĞİŞEN KONKORDATO HÜKÜMLERİ

AV. MELİH EVRENSEL

1.Genel Olarak

2003 yılından beri uygulanmakta olan, “iflasın ertelenmesi” kurumunun yargı sistemimizden çıkarılmasıyla ortaya çıkan boşluğun doldurulması amacıyla, 15.03.2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7101 sayılı İcra Ve İflâs Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile yeni konkordato hukukumuz şekillendirilmiştir. Bu bağlamda iş bu çalışmamızda 7101 sayılı Kanun ile konkordato hukukumuzda yapılan değişiklikler üzerinde durulacak, değişiklik yapılmayan hükümlere değinilmeyecektir. Bu kapsamda konkordato;

“bir borçlunun, alacaklılarının belli bir çoğunluğu ile yaptığı ve ticaret mahkemesinin tasdiki ile hüküm ifade eden bir cebri anlaşma olup, bulunla alacaklılar, borçluya karşı alacaklarının bir kısmından feragat ederler ve/veya borçluya ödeme konusunda belli bir süre verirler, borçlunun bu süre içinde, borcunun kabul edilen kısmını ödemekle borçlarının tamamından kurtulmasını sağlayan bir hukuki müessesedir” şeklinde tanımlanabilecektir.

 

  1. Konkordato Talebinde Bulunulacak Mahkeme:

7101 sayılı Kanun öncesinde İİK. M.285/4 uyarınca konkordato talebinde bulunmak isteyen alacaklı/borçlu icra mahkemesine başvuruyor, karar icra mahkemesince veriliyordur. Yapılan düzenlemeyle bu uygulamaya son verilmiş, konkordatoda yetkili ve görevli mahkeme; iflasa tabi olan borçlu için “154 üncü maddenin birinci veya ikinci fıkrasında yazılı yerdeki, iflasa tabi olmayan borçlu için yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesi gösterilmiştir (İİK. M.285/3)

 

  1. Konkordato Talebi Reddedilen Borçlunun Hukuki Durumu

Borçlarını vadesi geldiği halde ödemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan, tacir olsun olmasın, gerçek veya tüzel kişi konkordato talebinde bulunmaya muktedirdir. Asliye Ticaret Mahkemesince konkordatonun tasdikine karar verilebileceği gibi, konkordatonun reddine de karar verilmesi mümkün olup 7101 sayılı Kanun öncesi konkordato talebi reddedilen kişi hakkında iflasa tabi olup olmadığına bakılmaksızın, mahkemece başvuranın iflasına hükmedilirdi[1].

7101 sayılı Kanun ile iş bu uygulamaya son verilmiş olup tacir olmayıp da konkordato talep etmiş borçlunun talebi mahkemece reddedilir ise artık iflasına karar verilemeyecektir. Yeni düzenleme ile tacir olmayanların iflas hükümlerine tabi olması sona erdirilmiştir. Buna karşın iflasa tabi borçlunun konkordato talebinin reddedilmesi halinde, borçlunun iflasına ilişkin bir sebep bulunması halinde, mahkemece konkordatonun reddi kararıyla birlikte resen borçlunun iflasına hükmedilecektir.

 

  1. Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler:

2004 sayılı Kanun’un 286’ıncı maddesinde düzenlenen, borçlunun konkordato talebine eklenecek belgelerini düzenleyen hükmün sınırlı ve yetersiz gelmesi sebebiyle, 7101 sayılı Kanun ile genel anlamda benzerlik taşımak suretiyle birtakım değişiklikler de getirmiştir. Yeni düzenleme ile İİK. m. 286 uyarınca;

Borçlunun malvarlığının durumunu gösterir belgeler; borçlu defter tutmaya mecbur kişilerden ise Türk Ticaret Kanununa göre hazırlanan son bilanço, gelir tablosu, nakit akım tablosu, hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan ara bilançolar, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri ile elektronik ortamda oluşturulan defterlere ilişkin e-defter berat bilgileri, borçlunun malî durumunu açıklayıcı diğer bilgi ve belgeler, maddi ve maddi olmayan duran varlıklara ait olup defter değerlerini içeren listeler, tüm alacak ve borçları vadeleri ile birlikte gösteren liste ve belgeler.”

Konkordatoya başvuru aşamasında mahkemeye ibraz edilecektir. Kanun koyucu bu eklemeyle, konkordato kurumunu daha sıkı bir biçimde disiplin altına almak ticari hayatın dengesin korumak ve konkordato kurumunu amacına ulaştırmayı hedeflemiştir.

 

  1. Geçici Mühlet

7101 sayılı Kanun ile konkordato hukukumuzda yapılan belki de en büyük değişiklik “geçici mühlet” aşamasının konkordatoya dahil olmasıdır. Geçici mühlet 287’inci maddede düzenlenmiş olup;

Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır.

Konkordato işlemlerinin başlatılması alacaklılardan biri tarafından talep edilmişse, borçlunun 286 ncı maddede belirtilen belgeleri ve kayıtları mahkemenin vereceği makul süre içinde ve eksiksiz olarak sunması hâlinde geçici mühlet kararı verilir. Bu durumda anılan belge ve kayıtların hazırlanması için gerekli masraf alacaklı tarafından karşılanır. Belge ve kayıtların süresinde ve eksiksiz olarak sunulmaması hâlinde geçici mühlet kararı verilmez ve alacaklının yaptığı konkordato talebinin de reddine karar verilir.

Mahkeme, geçici mühlet kararıyla birlikte konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla bir geçici konkordato komiseri görevlendirir. Alacaklı sayısı ve alacak miktarı dikkate alınarak gerektiğinde üç komiser de görevlendirilebilir. 290 ıncı madde bu konuda kıyasen uygulanır.

Geçici mühlet üç aydır. Mahkeme bu üç aylık süre dolmadan borçlunun veya geçici komiserin yapacağı talep üzerine geçici mühleti en fazla iki ay daha uzatabilir, uzatmayı borçlu talep etmişse geçici komiserin de görüşü alınır. Geçici mühletin toplam süresi beş ayı geçemez.

291 inci ve 292 nci maddeler, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanır.

Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz.”

Düzenlemeden görüleceği üzere; belgelerin tam ve eksiksiz olması halinde mahkemece 3 aylık geçici mühlet kararı verilecektir. Üç aylık mühlet süre dolmadan borçlunun yapacağı taleple veya geçici komiserin yapacağı talep üzerine iki ay daha uzatılabilecektir. Her halde geçici mühletin süresi beş ayı geçemez. Kararla birlikte mahkemece borçlunun malvarlığının korunmasına ilişkin gerekli tedbirler mahkemece alınacaktır.

Geçici mühlet kararı, kesin mühlet kararı gibi hüküm ve sonuç doğurur. Buna göre İİK. m.294-297’de kesin mühlet için öngörülen hükümler uygulama alanı bulacak, borçlu hakkında evvelce başlamış takipler duracak, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmayacak, borçluya karşı hiçbir takip yapılamayacaktır.

Geçici mühlet gibi bu mühlet içinde geçici konkordato komiseri de mahkemece kararla birlikte atanacak ve geçici mühlet sürecince iş bu komiser konkordato projesinin amacına ulaşması için çalışacaktır.

Geçici mühlet kararı ticaret sicili gazetesinde ve Basın-İlan Kurumunun resmi ilan portalında ilan olunur ve derhal tapu müdürlüğüne, ticaret sicili müdürlüğüne, vergi dairesine, gümrük ve posta idarelerine, Türkiye Bankalar Birliğine, Türkiye Katılım Bankaları Birliğine, mahalli ticaret odalarına, sanayi odalarına, taşınır kıymet borsalarına, Sermaye Piyasası Kuruluna ve diğer lazım gelen yerlere bildirilir. (İİK. m.288/2)

Kanun koyucu aynı madde ile geçici mühlet kararı açısından sadece talebin reddine ilişkin kanun yolu öngörmüş, geçici mühlet talebinin kabulü, komiser görevlendirilmesi ve alınacak tedbirlere ilişkin mahkeme kararlarına karşı ise bir kanun yolu öngörmemiştir. Buna karşılık İİK. m.288/2 uyarınca, ilan sonrası “alacaklıların, 7 günlük kesin süre içinde dilekçe ile ticaret mahkemesine itiraz ederek “konkordato mühleti verilmesi gerektiren bir hal bulunmadığını” delilleri ile birlikte bildirerek “konkordato talebinin reddine” karar verilmesini isteyebilecekleri belirtilmektedir.

 

  1. Kesin Mühletin Süresi

7101 sayılı Kanun değişikliklerinden önce konkordatoya başvurulmamasının sebeplerinden birisi de kesin mühletin kısa olmasından kaynaklıydı, yeni düzenleme ile kesin mühletin bir yıllığına verileceği zorluk arz eden durumlarda bu sürenin altı aya kadar uzatılabileceği öngörülmüştür. Yeni düzenlemede iş bu altı aylık uzatma kanunun lafzından da anlaşılacağı üzere bir kereye mahsus olarak verilmektedir.

 

  1. Alacaklılar Kurulu

Yeni düzenlemeyle getirilen  en önemli değişikliklerden birisi de “alacaklılar kurulu”dur. İİK. m. 289/4 uyarınca;

“Mahkemece, kesin mühlet kararıyla beraber veya kesin mühlet içinde uygun görülecek bir

zamanda yedi alacaklıyı geçmemek, herhangi bir ücret takdir edilmemek ve tek sayıda olmak kaydıyla ayrıca bir alacaklılar kurulu oluşturulabilir. Bu durumda alacakları, hukuki nitelik itibarıyla birbirinden farklı olan alacaklı sınıfları ve varsa rehinli alacaklılar, alacaklılar kurulunda hakkaniyete uygun şekilde temsil edilir. Alacaklılar kurulu oluşturulurken komiserin de görüşü alınır. Alacaklılar kurulu her ay en az bir kere toplanır ve hazır bulunanların oy çokluğuyla karar alır. Komiser bu toplantıda hazır bulunarak alınan kararları toplantıya katılanların imzasını almak suretiyle tutanağa bağlar. Alacaklı sayısı, alacak miktarı ve alacakların çeşitliliği dikkate alınarak alacaklılar kurulunun zorunlu olarak oluşturulacağı hâller ile alacaklılar kuruluna ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikte gösterilir.”

Düzenleme uyarınca mahkemece kesin mühlete karar verilmesiyle birlikte veya gerek görülmesi halinde mühlet içinde alacaklılar kurulu oluşturulacaktır.  En az üç alacaklı sınıfı bulunması kaydıyla, alacaklı sayısının iki yüz elliyi veya alacak miktarının yüz milyon Türk Lirasını aşması halinde mahkemece alacaklılar kurulunun oluşturulması zorunludur.

Alacaklılar kurulu komiserin faaliyetlerine nezaret eder, komisere tavsiyelerde bulunabilir ve kanunun öngördüğü hallerde mahkemeye görüş bildirir. Aynı zamanda alacaklılar kurulunun komiserin faaliyetlerini yeterli bulmaması halinde mahkemeden komiserin değiştirilmesini talep etme yetkisi de bulunmaktadır.

 

  1. Mühlet Süresinde Borçlunun Durumunun İyileşmesi

7101 sayılı Kanun ile yapılan bir başka değişiklik ise kesin mühlet kararının kaldırılmasına ilişkin sebeplere yöneliktir. Düzenleme öncesi mühlet süresi içinde borçlunun mali durumunun amaçlanan iyileşmeyi yakalaması halinde ne olacağı düzenlenmemekteydi. Yapılan değişlik ile borçlunun durumunun mühlet süresinde iyileşmesi halinde, iş bu durum komiser raporuyla tespit edilecek ve raporla birlikte mahkemece resen mühlet kararının kaldırılmasına ve konkordato talebinin reddine karar verilecektir. (İİK. m. 291)

 

  1.  Alacaklılar Toplantısına İlişkin Değişiklik

7101 sayılı Kanun ile 2004 sayılı Kanunun 301 ve 302 inci maddeleri değiştirilmiş rehinli alacaklılarla yapılan müzakere özel olarak düzenlendiğinden bu maddede yer alan rehinli alacaklılar toplanışına ilişkin bölüm madde metninden çıkarılmıştır. Buna göre rehinle temin edilmiş alacağın komiser tarafından takdir edilen kıymet sonucunda sadece teminatsız kalan kısmının konkordatoya tabi olduğu vurgulanmakta ve ayrıca alacaklılar toplantısının bitimini müteakip iltihak usulü kabul edilmektedir.[2]

7101 sayılı Kanun ile borçlunun kardeşi ile evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi eşinin annesi, babası ve kardeşinin alacak ve alacaklı hesabının çoğunluğunda dikkate alınmayacağı kararlaştırılmıştır. Kanun koyucu bu hüküm ile konkordato projesinin güvenilirliğinin azalmamasını amaçlamıştır.

 

  1. Konkordato dosyasının incelenmesi

İİK. m. 304 uyarınca Komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkeme, konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlar. Mahkeme, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her hâlde kesin mühlet içinde kararını vermek zorundadır. Karar vermek için tayin olunan duruşma günü, 288 inci madde uyarınca ilân edilir. İtiraz edenlerin, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri de ilâna yazılır.”

Yeni düzenleme çerçevesinde mahkemece, komiserin gerekçeli raporunu inceleyip, komiser dinlendikten sonra konkordato talebi hakkında kesin mühlet içinde karar verilmesi zorunlu hale getirilmiştir. Yine mevcut düzenlemeden farklı olarak, itiraz edenlerin duruşmada hazır bulunabilmeleri, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce ve yazılı olarak mahkemeye bildirmiş olmalarına bağlıdır. Bu sınırlama ile kanun koyucu her alacaklının duruşmada hazır bulunarak itirazlarını ileri sürmeleri sebebiyle yargılamayı geciktirmeyi engellemektedir.

 

  1. Konkordatonun Tasdiki

 

  1. Alacaklılara Verilecek Teminat

Konkordatonun tasdik edilmesi şartlarından bir tanesi de alacaklılara teminat gösterilmesidir. Bu kapsamda 2004 sayılı Kanun’un 298/3 maddesinde “imtiyazlı alacaklıların tamamının ödenmesini ve mühlet sırasında komiserin onayıyla akdedilmiş borçların ifasını sağlamak için bu alacaklılardan her biri özel olarak ve açıkça kendi alacağı bakımından vazgeçmedikçe yeterli teminatın gösterilmesi” ibaresi bulunmaktaydı. Bu madde kapsamında borçlu hem imtiyazlı hem de imtiyazsız alacaklılar için teminat göstermek zorunda kalmakta bu da borçlunun teminat yükünü ağırlaştırmaktaydı.

7101 sayılı Kanun’la İİK. m. 305/1-d bendinde “206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması” ibaresi ile düzenleme yapılmıştır. Bu düzenleme ile borçlunun teminat yükü hafifletilmiştir.

 

  1. Dürüstlük Borçlunun Konkordato Talebindeki Dürüstlük Koşulu

Borçlunun konkordato talebinde “dürüst” olması koşulu, ilk düzenlemelerden bu yana doktrinde tartışma konusu yaratmıştır. 4949 sayılı Kanun değişikliği ile “borçlunun işlerindeki doğruluğu” ibaresinin çıkarılması suretiyle “dürüstlük” koşulunun kesin mühlet verilmesinde artık dikkate alınmayacağı kanaati oluşmasına rağmen “projenin alacaklıları zarara uğratma kastından ari olup olmaması” ibaresinin değişiklik sonrası korunması sebebiyle borçlunun kusuruna dayalı da olsa kesin mühlet verilmesi için üstü kapalı bir “dürüstlük” koşulu aranmaktaydı.

7101 sayılı Kanun’un, konkordato mühleti içinde borçlunun şüphe edilmesi gerektiren tutum ve davranışlar sergilemiş bulunmasının, konkordato mühletinin kaldırılması sebeplerinden çıkarılması ve projenin alacaklıları zarara uğratma kastından ari olup olmaması ifadesinin çıkarılması sebebiyle “dürüstlük” koşulu kesin mühlet verilmesine ilişkin koşullardan çıkarılmıştır. Konkordato kurumunun hem borçlunun hem de alacaklıların lehine bir kurum olması, alacaklıları iflas kurumuna nazaran daha korumalı hale getirmesi ve borçluyu iflasın hukuki ve cezai sonuçlarından kurtarması sebebiyle kanun koyucu “dürüstlük” koşulunu kaldırarak, konkordato kurumunun uygulanabilirliğini arttırmış, ticari hayatın dengesinin korunmasına daha çok önem arz etmiştir.

 

  1. Karşılaştırmalı Tablo

Konkordato ön projesinde alacaklılara bir teklifte bulunulması söz konusudur. Değişiklikten önce sadece malvarlığının terki suretiyle konkordato için aranan karşılaştırılmalı tablo, bundan böyle adi konkordato bakımından da tasdik şartı olacaktır. İİK. m.308/1-a bendine göre “teklif edilen tutarın borçlunun iflası hainde her bir alacaklının eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması” ibaresiyle adi konkordatonun tasdiki için koşul eklenmiştir.


[1] TANRIVER, S. 4949 sayılı İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun, Âdi Konkordato ile İlgili Hükümlerde Getirmiş Olduğu Değişikliklerin Tespiti ve Değerlendirilmesi (Tür. Bar. Bir. Der. Mart-Nisan/2004, S: 51, s: 69 – Yeditepe Ünv. Huk. Fak. Der. 2005, C: 1, S: 2, s: 530) – Tanpınar, S. Adi Konkordato Hakkında İcra ve İflas Kanununda Yapılan Değişiklikler (BATİDER, Aralık/2003, C: XXII, S: 2, s: 57) – ALTAY, S. age. C: 1, s: 7

[2] Bknz: Alt Komisyon Gerekçesi