| Okuma Süresi: 6 Dakika

3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ’NDE ENGELLİLERİN TOPLUMSAL HAYATA KATILIMDA ERİŞİM HAKKI

AV. ADEM AKKIR

Günümüzde uzun metinlerin ne yazık ki okunmaması nedeniyle yazıma engelliler ile ilgili istatistiki verilerle başlayıp ve devamında bu veriler ışığında Türkiye özelinde engelli nüfusun kamusal ve özel sektör tarafından sunulan hizmetlere erişebilirlik sorununa değineceğim.

 

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Dünya nüfusunun yaklaşık %15’ yani 1 Milyardan fazla kişi çeşitli yeti yitimi nedeniyle engelli durumunda, 720 milyon yetişkin engelli içinde de 190 Milyon şiddetli engelli, yine 93 milyon çocuk engelli içinde de 13 milyonu ağır engelli durumunda,

 

Türkiye’de ise en kapsamlı araştırma 2011 yılında yapılmış olup TÜİK verilerine göre nüfusun %6,9’u engelli, günümüze uyarlarsak bu da ülkemizde 5,5 milyondan fazla engellinin bulunduğu anlamına gelmektedir.

 

Aşağıda tabloyu TÜİK verilerinden engellilere yöneltilen sorular neticesi alınan cevaplardan derleyerek hazırladım. Dikkatlice incelendiğinde hepimizi rahatsız edecek sonuçları barındırıyor ki rahatsız etmeli de. Engellilerin oturduğu binaların, sokakta dolaştığımız kaldırımların %66’sı, kamu binaları, postane, banka, dükkan, market ve mağazaların %60’a yakını engellilerin erişimine uygun değil.

 

Uygunluğu bir kenara koydum, engelliler tarafından spor tesisleri, sinema, park ve yeşil alan ile tatil yerlerinin engellilerin erişimine uygun olup olmadığına dair fikri dahi yok (Örn. Tatil yerleri ve oteller %64,6), nedeni ise çok basit çünkü engelliler bu yerlere gidemiyor. Ara sıra engellilere yönelik köklü çözümlerden uzak ve ne saikle yapıldığı belli olmayan çeşitli organizasyonlar yapılarak engelli kişiler tatil yerleri ve otellere götürülmekte ve bu yapılanlarda sanki aya füze fırlatılmış gibi sosyal medya araçları dahil çeşitli medya araçları ile şov haline dönüştürülmektedir.

Kaynak: TÜİK, 2010: 27

Meseleye bakış açımızı Üniversite çerçevesinde ortaya koymak gerekirse yine Türkiye’de yapılan araştırmaya göre 92 Üniversitenin %55.3’ünde engelli bireylerin bilgiye erişimini mümkün kılacak herhangi bir destek teknolojisi yer almıyor, 94 üniversitenin yalnızca %19.1’i internet sitelerinin erişilebilirlik kurallarına uygun olarak tasarlandığını belirtiyor, 82 üniversitenin %60.9’unda sosyal hizmet uzmanı, işaret dili bilen personel gibi engellilik alanına yönelik görevliler bulunmuyor. Kaynak: http://www.eged.org/node/204

Anayasa’mızca devletin dezavantajlı kesimde bulunan bireylerin önündeki engelleri kaldırmak ve sosyal yardımlardan yararlanmalarını sağlamak için gerekli önlemleri alması ödevlerinden birisi olduğu, ayrıca yine Anayasa’mıza göre çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler yine eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı lakırdılarına hiç girmeyeceğim. Ancak bilinmelidir ki Anayasa bir toplumsal sözleşmedir ve bu toplumsal sözleşmenin tarafları içerisinde belki de en büyük azınlığa sahip olan engelliler tarafından Devlete bir yükümlülük verilmiştir. Bu yükümlülüğe göre Devletin engellilerin toplum yaşamına eşit katılımı için;

 

  • Engellilerin sahip oldukları hak ve yükümlülükler konusunda birey, aile ve toplumun bilinçlendirilmesi, tıbbi bakım ve rehabilitasyonlarının sağlanması, günlük yaşamlarında kendi başlarına yaşayabilme kapasitelerinin arttırılması,
  • Bilgi, hizmet ve fiziksel çevre koşullarının ulaşılabilir hale getirilmesi, doğumdan başlayarak okul öncesi, okul çağı ve yetişkinleri kapsayacak biçimde eğitimde fırsat eşitliği sağlanması,
  • İstihdamın, mesleki eğitim ve rehabilitasyonla birlikte gerçekleştirilmesi, istihdam alanlarının kullanım uygunluğunun sağlanması ve teknolojiye uygun alet ve cihazların engellilerce elde edilmesini kolaylaştırıcı önlemlerin alınması,
  • Engellilerin sosyal güvenlikleri ile gelirlerinin korunması, aile hayatı ve kişisel bütünlükleri ile kültür, eğlence, spor ve din alanlarına tam katılımlarının sağlanması,
  • Engellilere ilişkin plan ve programlar ile ekonomik ve sosyal statülerini etkileyen tüm kararların alınması sırasında engellilerin katılımının sağlanmasına,

 

yönelik tedbirleri alması gerekmektedir. (Özürlüler İdaresi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname) .

 

Ancak uygulamada kağıt üzerinde benimsenen bu tedbirlerin fiiliyatta çeşitli nedenlerle ne yazık ki gerçekleştirilmediğini de görüyoruz. Oysa ki “Engellilerin insan haysiyetine saygı gösterilmesi, onların en doğal hakkıdır. Engelli kişilerin sakatlık veya noksanlıklarının sebebi, durumu ve ciddiyeti ne olursa olsun, aynı yaştaki sağlam arkadaşlarının sahip oldukları düzgün yaşama koşullarının mümkün olduğu kadar normal ölçüde ve çok miktarda sahip olmak haklarıdır.” (BM, 1975).

 

Devlet ve özel teşebbüs eliyle sunulan hizmet ve faaliyetlerin pek çoğu halen engelliler göz ardı edilerek dizayn edilmektedir. Nüfusumuzun büyük bir çoğunluğu kentlerde yaşamakta ve buna paralel olarak engelli nüfusun %75’ninde kentsel alanda yaşamını sürdürdüğü göz önüne alındığında erişebilirlik, ulaşılabilirlik, istihdam olanakları ile sağlık ve eğitim gibi hizmetlerde kentlerde kümelenmektedir. Böyle olunca kent hayatında engellileri yönelik planlarda önem kazanmaktadır.

 

Belediyelerimizce de benimsenen Avrupa Kentsel Şartı’na göre “her kentlinin en temel hakkı, kentteki tüm sosyal etkinlik ve olanaklara, yaş, ırk, bedensel ve zihinsel kabiliyetlerine bakılmaksızın, kendi özgür iradeleriyle erişim hakkın sahiptir.” denilerek kentlerde yapılacak yenilik ve geliştirmelerde engellileri de kapsayan düzenlemelere yer verilmesi ilke olarak benimsenmiştir.

 

Belediyelerin ise bu düzenlemeleri özellikle planlama noktasında tek başına karar vermesi ve yapması mümkün değildir. Bu anlamda Birleşmiş Milletler (BM) Engelli Bireylerin Hakları Sözleşmesinde de kabul edildiği üzere kentlerde engelli politikalarını oluşturulması ve uygulanması safhasında sivil toplum örgütlerinin ve uzmanların bu süreçlere katılımı sağlanmalıdır. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nunda da sivil toplum örgütlerinin desteğini sağlamak için engelli dernekleri ve vakıfların işbirliği yapılabileceği (-bileceği değil -cağı olmalıydı) ve gönüllü kişilerin katılımının sağlanması gerekliliği vurgulanmıştır. Yine belirli kriterleri karşılayan kentlerde kurulması öngörülen kent konseylerinde oluşturulacak engelli meclislerine sivil toplum örgütlerinin katılımı, Büyükşehir Belediyesi Kanunu uyarınca kurulması öngörülen engelli hizmet birimlerinin faaliyetlerini de yine sivil toplum örgütleriyle iş birliği halinde sürdüreceği kabul edilmiştir.

 

Günümüzde umut veren uygulamalar geliştirilse de (Örneğin İşitme ve görme engelli vatandaşların ALO 153 Çağrı Merkezine bağlanarak istek, talep ve şikayetlerinin interaktif olarak işaret, görme engelli vatandaşların ise, Braille alfabesi olmayan yer ya da ürünlerde sistem üzerinden destek alması sağlanması gibi.) hala engellilerin günlük yaşadığı pek çok sorunun temelinde yerel yönetim uygulamalarında engellileri yönelik fikir eksikliği yatmaktadır. Oysa ki 5393 sayılı Belediye Kanunu ile Belediye yönetimlerine; engellilerin toplum yaşamına katılımına yönelik uygulamaları geliştirme, yürütme, denetleme, sosyal hizmet ve yardımlar için bütçe ayırma, danışmanlık, sosyal ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri verme ödevleri yüklenmiştir.

 

Belediyelerin engelliler açısından en önemli görevlerinden biride yazımız konusu olan erişebilirlikle ilgilidir. 5378 sayılı kanunun geçici 2. maddesi, tüm resmî yapıların, yolların, kaldırımların, tüm açık alanların ve tesislerin erişebilir hale getirilmesi önemli oranda belediyelerin sorumluluğundadır.

 

Engellilere yönelik hizmetlerde yaşanan aksaklıkların önemli bir kısmı hizmet ve kaynak bölüşümü gibi meselelerle bağlantılıdır. Özellikle geniş coğrafyalarda hizmet veren büyük belediyelerin kaynak sorunları, sürekli ertelenen yasal gereklilikler, denetimde eksiklikler nedeniyle hizmetler düzenli olarak verilememektedir. Özellikle kırsal alanda erişebilirlik sorunlarının çözümü sürekli olarak ötelenmektedir. Yine bu bölgelerde engellilerin tespiti, bakımı gibi meselelerde de ciddi sorunlar bulunmaktadır. (Kaynak: Cenay BABAOĞLU, TESAM Akademi Dergisi, Nisan – April 2018. Yerel Yönetimler Özel Sayısı, 79,110)

 

Oysa ki engellilerin durumuna uygun biçimde kaynaklara erişim sağlandığında dezavantajın, avantaja çevrildiği harika örnekler bulunmaktadır. Bu doğrultuda dünyada erişim olanağı sağlanınca neler başarabileceğini göstermiş olan Profesör Stephen W Hawking açıklamalarını okumak yeterli olacaktır.

 

 

“Engelli olmanın başarıya mani olmasına gerek yok. Yetişkin hayatımın neredeyse tamamını motor nöron hastalığı ile geçirdim. Ama bu hastalık beni astrofizik alanında önemli bir kariyer ve mutlu bir aile sahibi olmaktan alıkoyamadı.

 

Dünya engellilik raporunu okurken raporu kendi deneyimim ile çok alakalı buldum. Ben birinci sınıf tıbbi bakıma erişimden istifade ettim. Konforlu ve onurlu bir biçimde yaşamamı ve çalışmamı kişisel asistanlarımdan oluşan ekibe borçluyum. Evim ve iş yerim benim için kolaylıkla erişilebilir hale getirildi. Bilgisayar uzmanlarının desteği sayesinde derslerimi ve makalelerimi hazırlamama ve farklı dinleyici kitleleri ile iletişime geçmeme imkan tanıyan desteklenmiş bir iletişim sistemine ve konuşma sentezleyicisine kavuştum” Profesör Stephen W. Hawking, Dünya Sağlık Örgütü , Dünya Engellilik Raporu, Yönetici Özetinden 2011

 

 

Erişim hakkının ne kadar önemli olduğuna ilişkin bir diğer örneği ise yine konuyu araştırırken rastladığım, değerli meslektaşım Av. Müjgan Bilgen Özen’in anısını anlattığı yazının bir bölümüne yazımda değiştirmeden yer vererek göstermek istiyorum.

 

“Ağır ceza mahkemesinin başkanı, duruşma anında suç nedeniyle mağdurun ruh ve beden sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’ndan istenen raporun dosyaya geldiğini söyledi. Sonra da sanık vekillerine ve bana dönerek:

Arkadaşlar; dosyayı bu gün karara çıkaracağım. Ben, duruşma tutanağını kâtibe yazdırırken sizler de raporu inceleyerek rapor hakkında görüşlerinizi sözlü olarak bu duruşmada belirtin. Zira duruşmayı başka bir tarihe kesinlikle ertelemeyeceğim.” dedi.

Uzun zamandır Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın avukatlığını yapmam ve sürekli ceza mahkemelerinde dosyalarımın olması nedeniyle başkan beni çok iyi tanıyor ve görmediğimi de biliyordu. Sonra bana dönerek;

“Avukat hanım, siz de tercihinizi hemen yapın. Ya raporu savcı beyle birlikte inceleyin. Yani raporu o size okusun ya da başka çözümünüzü yaratın.” dedi. O an ben yapabileceklerimi hızlıca düşünmeye başladım. Çözüme yönelik üç seçeneğim vardı. Bunlar:

  1. Hukuk biriminde takip görevlisi olarak çalışan ve sürekli adliyede bulunan kurum personeli mesai arkadaşımı hemen yanıma çağırabilir, ondan alçak sesle raporu bana okumasını isteyebilirdim.
  2. Başkan beyin önerisini kabul edebilir yanımda kürsüde oturan savcının bana raporu okumasını rica edebilirdim.
  3. Yanımda bilgisayarım ve taşınabilir belleğim bulunuyordu. Bunları kullanarak bağımsız bir şekilde kimseye ihtiyaç duymadan kendim raporu rahat rahat inceleyebilir, hatta önemsediğim yerlerin üzerinden istediğim kadar tekrar geçebilirdim.

Hızlıca düşündüm. Çünkü en doğru olanı yapmak istiyordum. Sonra başkana döndüm ve taşınabilir belleğimi ona uzatıp ondan raporu belleğime attırmasını rica ettim. Kâtip hanım bilgisayarda da kayıtlı olan raporu belleğime atarak bana getirdi. Ben de tıpkı diğer avukatlar gibi raporu inceleyerek görüşlerimi sözlü olarak ifade ettim. Kuşkusuz bu seçeneği tercih etmemin nedeni, engellilerin önüne engel olarak koyulan nedenlerin ortadan kalkması halinde onların da aynı başarılı çalışmaları tıpkı engelli olmayan bireyler gibi yapabileceklerini orada olanlara göstermekti.”

 

Av.Müjgan Bilgen Özgen,

https://eeeh.engelsizerisim.com/yazi/30/engellilerin_adalete_erisim_hakki#sosyal

 

Tamamını ise okumanızı veya dinlemenizi tavsiye ederim, özellikle engelli bireylerin adalete erişimde yaşadıkları sorunlarla ilgili çarpıcı örnekler ve açıklamalar barındırıyor.

Yazıma Profesör Stephen W. Hawking Dünya Engellilik Raporunda ifade ettiği gibi Toplumsal yaşama katılımın önündeki engelleri kaldırmak ve engelli insanların sahip olduğu büyük potansiyeli ortaya çıkarmak için yeterli kaynak ve uzmanlığı bu konuya vakfetmenin aynı zamanda ahlaki sorumluluğumuz olduğunu söyleyerek bitiriyorum.

 

3 Aralık Dünya Engelliler gününde en başta zihnimizdeki engelleri kaldıralım, biraz daha gayret…